an online Instagram web viewer
  • yepyenikitap
    Yeni Kitap
    @yepyenikitap

Images by yepyenikitap

“Sevgililer ilk andan itibaren gereksinim duydukları bağı kaçınılmaz, doğal bir biçimde buldular. İlk buluşmalarında utanmadan, kızarıp bozarmadan, yakınlıkları birkaç yıldan beri sürüyormuş gibi senli benli konuşmaya başladılar, öpüştüler. Yeni durumlarını mükemmel bir sükûnet ve arsızlıkla rahatça yaşadılar.” Zola, yayımlandığı dönemde büyük tartışmalara yol açan romanı Thérèse Raquin’de, üç ana karakterin, birbirinden farklı üç kişilik yapısının çatışmasını inceler. Aşk ve ölümün tüm yanlarıyla işlendiği bu roman okurlarını hem şoke etmiş hem de büyülemiştir. Bayan Raquin, oğlu ve geliniyle taşradan Paris’e taşınır. Bayan Raquin’le Thérèse küçük bir tuhafiye dükkânını işletirken Camille de demiryolları işletmesinde çalışmaya başlar. Günler Bayan Raquin ve oğlu için huzurlu, Thérèse içinse sıkıcı bir biçimde geçip gider. Gençliğinin parmaklarının arasından kayıp gittiğini gören Thérèse’in tekdüze hayatı, Laurent’ın gelişiyle altüst olacaktır... #emilezola #thereseraquin #aslıanar #ayrıntıyayınları  #yepyenikitap #yenikitap #kitap #kitaptanıtımı #kitapkapağı #coverdesign
“Sevgililer ilk andan itibaren gereksinim duydukları bağı kaçınılmaz, doğal bir biçimde buldular. İlk buluşmalarında utanmadan, kızarıp bozarmadan, yakınlıkları birkaç yıldan beri sürüyormuş gibi senli benli konuşmaya başladılar, öpüştüler. Yeni durumlarını mükemmel bir sükûnet ve arsızlıkla rahatça yaşadılar.” Zola, yayımlandığı dönemde büyük tartışmalara yol açan romanı Thérèse Raquin’de, üç ana karakterin, birbirinden farklı üç kişilik yapısının çatışmasını inceler. Aşk ve ölümün tüm yanlarıyla işlendiği bu roman okurlarını hem şoke etmiş hem de büyülemiştir. Bayan Raquin, oğlu ve geliniyle taşradan Paris’e taşınır. Bayan Raquin’le Thérèse küçük bir tuhafiye dükkânını işletirken Camille de demiryolları işletmesinde çalışmaya başlar. Günler Bayan Raquin ve oğlu için huzurlu, Thérèse içinse sıkıcı bir biçimde geçip gider. Gençliğinin parmaklarının arasından kayıp gittiğini gören Thérèse’in tekdüze hayatı, Laurent’ın gelişiyle altüst olacaktır... #emilezola  #thereseraquin  #aslıanar  #ayrıntıyayınları  #yepyenikitap  #yenikitap  #kitap  #kitaptanıtımı  #kitapkapağı  #coverdesign 
“Radyoda Black Friday ile ilgili yıllık raporun tekrar yayını yapılıyor. Müşteriler mağazaların açılış saatini beklerken vitrinleri yerle bir etmişler. Tepinen çocuklar, burkulan topuklar, çatlayan kaburga kemikleri. Los Angeleslı bir kadın, indirimdeki Xbox piramidine ulaşmak için biber gazı kullanarak kendine yol açmış. Gelecek sene, elektroşok tabancaları moda olacak. Daha sonra molotof kokteylleri, makineli tüfekler, hatta bazukalar. Gelişimin önünü hiçbir şey tıkayamaz.”
Üç kişi, özgürlüğe uzanan sayısız yol...
Eric ve Lisa iki yeniyetme arkadaş. Birinin agorofobisi, diğerinin klostrofobisi var. Biri odasından bütün dünyaya ulaşabilen dâhi bir hacker, diğeriyse dünyayı gezmek isteyen bir özgür ruh. Haritada görünmeyen küçücük bir kasabada yaşayan bu iki gencin, CIA’i bile aldatacak gizemli bir planı var. Eski bir hacker olan ve yakalandıktan sonra Kanada polisi için çalışmak zorunda kalan Jay ise bütün uluslararası yasalarla alay eden bu planı çözmenin peşinde…
Neslinin en ilginç yazarlarından biri olan Nicolas Dickner, bireysel özgürlük ve her şeyin planlı, organize olduğu bir dünyada anlam bulmak üzerine sürükleyici bir hikâye anlatıyor. Modern hayat üzerine zekâ ve mizah dolu fikirleriyle Özgürlüğün Altı Derecesi, Nick Hornby ve Irvine Welsh gibi yazarların ruhunu taşıyan bir roman.
“Zekice, guzel ve şiirsel; insanı mutlu eden bir roman.” — Anne Michaud
“Dostluk ve tutkular hakkında eğlenceli bir roman. Neredeyse her cümlesi size gülümsetecek.”Anne-Josée Cameron

#nicolasdickner #özgürlüğünaltıderecesi #sonersezer #everestyayınları 
#yepyenikitap #yenikitap #kitap #kitaptanıtımı #kitapkapağı #coverdesign
“Radyoda Black Friday ile ilgili yıllık raporun tekrar yayını yapılıyor. Müşteriler mağazaların açılış saatini beklerken vitrinleri yerle bir etmişler. Tepinen çocuklar, burkulan topuklar, çatlayan kaburga kemikleri. Los Angeleslı bir kadın, indirimdeki Xbox piramidine ulaşmak için biber gazı kullanarak kendine yol açmış. Gelecek sene, elektroşok tabancaları moda olacak. Daha sonra molotof kokteylleri, makineli tüfekler, hatta bazukalar. Gelişimin önünü hiçbir şey tıkayamaz.” Üç kişi, özgürlüğe uzanan sayısız yol... Eric ve Lisa iki yeniyetme arkadaş. Birinin agorofobisi, diğerinin klostrofobisi var. Biri odasından bütün dünyaya ulaşabilen dâhi bir hacker, diğeriyse dünyayı gezmek isteyen bir özgür ruh. Haritada görünmeyen küçücük bir kasabada yaşayan bu iki gencin, CIA’i bile aldatacak gizemli bir planı var. Eski bir hacker olan ve yakalandıktan sonra Kanada polisi için çalışmak zorunda kalan Jay ise bütün uluslararası yasalarla alay eden bu planı çözmenin peşinde… Neslinin en ilginç yazarlarından biri olan Nicolas Dickner, bireysel özgürlük ve her şeyin planlı, organize olduğu bir dünyada anlam bulmak üzerine sürükleyici bir hikâye anlatıyor. Modern hayat üzerine zekâ ve mizah dolu fikirleriyle Özgürlüğün Altı Derecesi, Nick Hornby ve Irvine Welsh gibi yazarların ruhunu taşıyan bir roman. “Zekice, guzel ve şiirsel; insanı mutlu eden bir roman.” — Anne Michaud “Dostluk ve tutkular hakkında eğlenceli bir roman. Neredeyse her cümlesi size gülümsetecek.”Anne-Josée Cameron #nicolasdickner  #özgürlüğünaltıderecesi  #sonersezer  #everestyayınları  #yepyenikitap  #yenikitap  #kitap  #kitaptanıtımı  #kitapkapağı  #coverdesign 
“ Beni ben yapan özelliklerin pek çoğunu kas hastalığımla birlikte kazanmış olduğumu uzun yıllar önce fark ettim. Bu farkındalığa eriştikten sonra kendi kendime şu soruyu sordum: Eğer seçme şansım olsaydı, beni ben yapan özellikleri koruyup kas hastası Ayşegül olarak kalmayı mı tercih ederdim, yoksa özelliklerimden vazgeçip sağlıklı bir Ayşegül mü olmak isterdim? Hiç tereddüt etmeden cevapladım bu soruyu: Beni ben yapan özelliklerimden ayrılabilmem söz konusu olamazdı. Kaybettiğim her kas sahip olduklarımın değerini daha iyi anlamamı ve o değerleri titizlikle korumamı sağlamıştı. Bence bu hayatımın en büyük kazanımıydı. Zira sahip olduğu güzellikleri göremeyen, onların değerini bilemeyen kişilerin mutlu olabilmelerinin çok zor olduğunu düşünüyorum. Eğer ben yaşamım boyunca bu kadar ağır bir hastalıkla mücadele ediyor olmama rağmen mutlu olabildiysem, hiç kuşkusuz bunu yine o ağır hastalığın bana kazandırdıklarına borçluyum…” Ayşegül Domaniç Yelçe’nin hayatını anlattığı Sesler, Yüzler, İzler; azmin, cesaretin, sevginin, aşkın, dayanışmanın, yaşama sevincinin ve engellerin hissedilmediği engelsiz bir yaşamın hikâyesi…

#ayşegüldomaniçyelçe #sesleryüzlerizler #doğankitap  #yepyenikitap #yenikitap #kitap #kitaptanıtımı #kitapkapağı #coverdesign
“ Beni ben yapan özelliklerin pek çoğunu kas hastalığımla birlikte kazanmış olduğumu uzun yıllar önce fark ettim. Bu farkındalığa eriştikten sonra kendi kendime şu soruyu sordum: Eğer seçme şansım olsaydı, beni ben yapan özellikleri koruyup kas hastası Ayşegül olarak kalmayı mı tercih ederdim, yoksa özelliklerimden vazgeçip sağlıklı bir Ayşegül mü olmak isterdim? Hiç tereddüt etmeden cevapladım bu soruyu: Beni ben yapan özelliklerimden ayrılabilmem söz konusu olamazdı. Kaybettiğim her kas sahip olduklarımın değerini daha iyi anlamamı ve o değerleri titizlikle korumamı sağlamıştı. Bence bu hayatımın en büyük kazanımıydı. Zira sahip olduğu güzellikleri göremeyen, onların değerini bilemeyen kişilerin mutlu olabilmelerinin çok zor olduğunu düşünüyorum. Eğer ben yaşamım boyunca bu kadar ağır bir hastalıkla mücadele ediyor olmama rağmen mutlu olabildiysem, hiç kuşkusuz bunu yine o ağır hastalığın bana kazandırdıklarına borçluyum…” Ayşegül Domaniç Yelçe’nin hayatını anlattığı Sesler, Yüzler, İzler; azmin, cesaretin, sevginin, aşkın, dayanışmanın, yaşama sevincinin ve engellerin hissedilmediği engelsiz bir yaşamın hikâyesi… #ayşegüldomaniçyelçe  #sesleryüzlerizler  #doğankitap  #yepyenikitap  #yenikitap  #kitap  #kitaptanıtımı  #kitapkapağı  #coverdesign 
Kanunsuz mizahını, bilimkurgu avantürünü ve yakıcı sosyal eleştiriyi bir araya getiren bu koleksiyon John Shirley’nin külliyatının tamamından izler taşıyor. Shirley, kitabın başlığına adını veren deneme olan “Yeni Tabular”da Amerika’ya, radikal bir çerçeveden, başka gözlüklerle bakmaya çalışıyor. Nitekim yeni bir kısa hikâye olan “Tutsaklık Hâli” Hapishane Endüstriyel Kompleksi’ne hem korku dolu hem de gülmekten yaşaran gözlerle bakıyor. “Kırk Yıllık Cehennem Neden Gerekli?”de ise dünyamızın yakın geleceğine dair, umutlarından çok, endişelerini bir bilimkurgu yazarı süzgecinden geçirerek, mizah dolu bir dille bize aktarıyor. Ayrıca yazarın ilerici hassasiyetini, derin ve parlak zekâsını ve iğneleyici mizahını sergileyen, Terry Bisson’la yapılmış samimi bir söyleşisi de bu koleksiyon içinde yer alıyor… Zevkli, kışkırtıcı ve eleştiri dozu yüksek bir kitap… 
#johnshirley #yenitabular #efepötöy #ayrıntıyayınları #ayrintiyayinlari  #yepyenikitap #yenikitap #kitap #kitaptanıtımı #kitapkapağı #coverdesign
Kanunsuz mizahını, bilimkurgu avantürünü ve yakıcı sosyal eleştiriyi bir araya getiren bu koleksiyon John Shirley’nin külliyatının tamamından izler taşıyor. Shirley, kitabın başlığına adını veren deneme olan “Yeni Tabular”da Amerika’ya, radikal bir çerçeveden, başka gözlüklerle bakmaya çalışıyor. Nitekim yeni bir kısa hikâye olan “Tutsaklık Hâli” Hapishane Endüstriyel Kompleksi’ne hem korku dolu hem de gülmekten yaşaran gözlerle bakıyor. “Kırk Yıllık Cehennem Neden Gerekli?”de ise dünyamızın yakın geleceğine dair, umutlarından çok, endişelerini bir bilimkurgu yazarı süzgecinden geçirerek, mizah dolu bir dille bize aktarıyor. Ayrıca yazarın ilerici hassasiyetini, derin ve parlak zekâsını ve iğneleyici mizahını sergileyen, Terry Bisson’la yapılmış samimi bir söyleşisi de bu koleksiyon içinde yer alıyor… Zevkli, kışkırtıcı ve eleştiri dozu yüksek bir kitap… #johnshirley  #yenitabular  #efepötöy  #ayrıntıyayınları  #ayrintiyayinlari  #yepyenikitap  #yenikitap  #kitap  #kitaptanıtımı  #kitapkapağı  #coverdesign 
Aşağı yukarı yirmi beden vardı yerde; yaşlı ve genç adamların ve kadınların, taşıdıkları bıçak yarasıyla tuhaf biçimlerde yatan güzel kızların, zorlasan en fazla yeniyetme diyebileceğin çocukların, yaşamımızı tüketen bu hiddetli savaşın tüm kurbanlarının bedenleri. "Size söylüyorum anneler ve babalar, dışarıda ölüm var. Böyle giderse yakındır, doğumun bile ölümünü göreceğiz."
Mütevazı karakterlerin arkasına sığınmış kocaman bir tarihin izleri ve ölümü meslek edinmiş bir adam; Profesyonel Yas Tutucu Toloki... Mesleğine sadık, prensipleri olan, münzevi bir yaşam süren ve asla dilenmeyen, daha küçük bir kız çocuğuyken bile herkesi kendine hayran bırakan Noria. Büyüdükçe, kendi talihsizliği ülkesinin talihsizliğiyle birbirine karışan iki çocukluk arkadaşının yolları yıllar sonra bir cenazede tekrar kesişiyor. Ölüm artık bu ülkede yok eden, var eden, birleştiren ve ayırandır. Yine de çiçekler ve hayaller baki. Bu ikisi olduğu müddetçe mutlu olmamak için hiçbir sebep yok. İnsanların yok pahasına öldürüldüğü, açlığın, fakirliğin normal sayıldığı bir ülkede bütün inceliğiyle yaşama tutunanların hikâyesi...
Güney Afrika’nın en önemli yazarlarından biri olan Zakes Mda, kendisine ülkesinin en prestijli ödülü olan M-Net Kitap Ödülü’nü kazandıran Adınla Başlar Hayat adlı bu romanında doğduğu toprakların gerçeklerini gözler önüne seriyor. Ölümün bu coğrafyanın en önemli gerçeği hâline getirildiği bir dönemde yazılmış olan roman, aynı zamanda bu kavramın içten bir anlatımı olarak karşımıza çıkıyor... #zakesmda #adınlabaşlarhayat #damlayeşil #ayrintiyayinlari #ayrıntıyayınları #yepyenikitap #yenikitap #kitap #kitaptanıtımı #kitapkapağı #coverdesign
Aşağı yukarı yirmi beden vardı yerde; yaşlı ve genç adamların ve kadınların, taşıdıkları bıçak yarasıyla tuhaf biçimlerde yatan güzel kızların, zorlasan en fazla yeniyetme diyebileceğin çocukların, yaşamımızı tüketen bu hiddetli savaşın tüm kurbanlarının bedenleri. "Size söylüyorum anneler ve babalar, dışarıda ölüm var. Böyle giderse yakındır, doğumun bile ölümünü göreceğiz." Mütevazı karakterlerin arkasına sığınmış kocaman bir tarihin izleri ve ölümü meslek edinmiş bir adam; Profesyonel Yas Tutucu Toloki... Mesleğine sadık, prensipleri olan, münzevi bir yaşam süren ve asla dilenmeyen, daha küçük bir kız çocuğuyken bile herkesi kendine hayran bırakan Noria. Büyüdükçe, kendi talihsizliği ülkesinin talihsizliğiyle birbirine karışan iki çocukluk arkadaşının yolları yıllar sonra bir cenazede tekrar kesişiyor. Ölüm artık bu ülkede yok eden, var eden, birleştiren ve ayırandır. Yine de çiçekler ve hayaller baki. Bu ikisi olduğu müddetçe mutlu olmamak için hiçbir sebep yok. İnsanların yok pahasına öldürüldüğü, açlığın, fakirliğin normal sayıldığı bir ülkede bütün inceliğiyle yaşama tutunanların hikâyesi... Güney Afrika’nın en önemli yazarlarından biri olan Zakes Mda, kendisine ülkesinin en prestijli ödülü olan M-Net Kitap Ödülü’nü kazandıran Adınla Başlar Hayat adlı bu romanında doğduğu toprakların gerçeklerini gözler önüne seriyor. Ölümün bu coğrafyanın en önemli gerçeği hâline getirildiği bir dönemde yazılmış olan roman, aynı zamanda bu kavramın içten bir anlatımı olarak karşımıza çıkıyor... #zakesmda  #adınlabaşlarhayat  #damlayeşil  #ayrintiyayinlari  #ayrıntıyayınları  #yepyenikitap  #yenikitap  #kitap  #kitaptanıtımı  #kitapkapağı  #coverdesign 
“Ben, birinci el olarak edebiyat tarihine vesikalar bırakmak arzusuyla ancak gözlerimle gördüklerimi, kulaklarımla işittiklerimi gerçeklere sadık kalarak yazıyorum. Nâzım’ın kişiliğinde evvelce de belirttiğim gibi hem siyaset hem şairlik vardır. Bunlar birbirlerinden pek ayrılmazsa da bu kitapta elbette ki şairlik niteliğini özellikle belirtip siyaset yeteneğini gölgede bıraktım. İncelemeyi şairlik açısından yürüttüm. (…) Benim bu kitabımda, yaşadığım devirdeki gizli ve açık, sosyalist ve komünist faaliyetleri konu dışı bırakılmıştır. Ya da Nâzım’ın şair kişiliğini belirtmek için gerektiği kadarı ele alınmıştır.” Türk şiirinin “dünyaca” ünlü şairi Nâzım Hikmet’i; onunla aynı okul sıralarında okuyup aynı maceralara atılan, Milli Mücadele döneminde birlikte önce Anadolu’ya oradan Sovyetlere geçen, sefayı da cefayı da (ama en çok cefayı) beraber çeken, hatta gerektiğinde şairi sırtında taşıyan “yoldaşı” Vâlâ Nureddin anlatıyor. 
Sonrasında yazılan bütün kitaplara “kaynak” olan ve herkesin önemini teslim ettiği Bu Dünyadan Nâzım Geçti’de Vâ-Nû, çocukluğundan mahpusluğuna, birinci elden tanıklıklarla Nâzım’ın tüm yönleriyle ve derinlemesine portresini çiziyor.

#valanureddin #budünyadannazımhikmetgeçti #kırmızıkediyayınları #yepyenikitap #yenikitap #kitap #kitaptanıtımı #kitapkapağı #coverdesign
“Ben, birinci el olarak edebiyat tarihine vesikalar bırakmak arzusuyla ancak gözlerimle gördüklerimi, kulaklarımla işittiklerimi gerçeklere sadık kalarak yazıyorum. Nâzım’ın kişiliğinde evvelce de belirttiğim gibi hem siyaset hem şairlik vardır. Bunlar birbirlerinden pek ayrılmazsa da bu kitapta elbette ki şairlik niteliğini özellikle belirtip siyaset yeteneğini gölgede bıraktım. İncelemeyi şairlik açısından yürüttüm. (…) Benim bu kitabımda, yaşadığım devirdeki gizli ve açık, sosyalist ve komünist faaliyetleri konu dışı bırakılmıştır. Ya da Nâzım’ın şair kişiliğini belirtmek için gerektiği kadarı ele alınmıştır.” Türk şiirinin “dünyaca” ünlü şairi Nâzım Hikmet’i; onunla aynı okul sıralarında okuyup aynı maceralara atılan, Milli Mücadele döneminde birlikte önce Anadolu’ya oradan Sovyetlere geçen, sefayı da cefayı da (ama en çok cefayı) beraber çeken, hatta gerektiğinde şairi sırtında taşıyan “yoldaşı” Vâlâ Nureddin anlatıyor. Sonrasında yazılan bütün kitaplara “kaynak” olan ve herkesin önemini teslim ettiği Bu Dünyadan Nâzım Geçti’de Vâ-Nû, çocukluğundan mahpusluğuna, birinci elden tanıklıklarla Nâzım’ın tüm yönleriyle ve derinlemesine portresini çiziyor. #valanureddin  #budünyadannazımhikmetgeçti  #kırmızıkediyayınları  #yepyenikitap  #yenikitap  #kitap  #kitaptanıtımı  #kitapkapağı  #coverdesign 
Işık saçan madalyonlar, tarihte geri giderek yapılan değişiklikler, dünyayı yok etmeye hazırlanan tarikatlar, çıkılması gereken zaman yolculukları… hep kitap olağanüstü bir diziyi okurlarıyla buluşturmuştu geçtiğimiz aylarda: “CHRONOS Dosyaları!” Şimdi de Rysa Walker’ın yazdığı dizinin son kitabı Zaman Parçaları raflarda. Kate’in çok zamanı kalmadı. İnsanlığın yarısını yok etmeye çalışan büyükbabasını durdurmak için verdiği mücadelede sona yaklaştı. Zaman sıçramalarını artırması, tarihte hızla oradan oraya savrulması, büyükbabasının zaman çizelgesinde yaptığı korkunç değişiklikleri düzeltmesi gerekiyor. Bu defa yanında ona destek olacak bir ekibi de var. Neye hizmet ettiğinden emin olmadığı, güvenip güvenmemesi gerektiğini bile bilmediği bir ekip… Ne olursa olsun zamanı durdurmak imkânsız, o ilerlemeye devam ediyor. Peki treni yavaşça doğru raya çekmek mümkün mü?

#zamanparçaları #rysawalker #mervedoğruer #hepkitap #yenikitap #yepyenikitap #kitap #kitaptanıtımı #kitapkapağı #coverdesign
Işık saçan madalyonlar, tarihte geri giderek yapılan değişiklikler, dünyayı yok etmeye hazırlanan tarikatlar, çıkılması gereken zaman yolculukları… hep kitap olağanüstü bir diziyi okurlarıyla buluşturmuştu geçtiğimiz aylarda: “CHRONOS Dosyaları!” Şimdi de Rysa Walker’ın yazdığı dizinin son kitabı Zaman Parçaları raflarda. Kate’in çok zamanı kalmadı. İnsanlığın yarısını yok etmeye çalışan büyükbabasını durdurmak için verdiği mücadelede sona yaklaştı. Zaman sıçramalarını artırması, tarihte hızla oradan oraya savrulması, büyükbabasının zaman çizelgesinde yaptığı korkunç değişiklikleri düzeltmesi gerekiyor. Bu defa yanında ona destek olacak bir ekibi de var. Neye hizmet ettiğinden emin olmadığı, güvenip güvenmemesi gerektiğini bile bilmediği bir ekip… Ne olursa olsun zamanı durdurmak imkânsız, o ilerlemeye devam ediyor. Peki treni yavaşça doğru raya çekmek mümkün mü? #zamanparçaları  #rysawalker  #mervedoğruer  #hepkitap  #yenikitap  #yepyenikitap  #kitap  #kitaptanıtımı  #kitapkapağı  #coverdesign 
Bu kitaptaki hikâyeler, bir toplumun maruz kaldığı baskı ve zulümleri, yaşadığı acıları ve haksızlıkları dile getirmektedir. Tamamen yaşanmış olan bu gerçek olaylar, görüleceği üzere bir toplumun yaşadığı insanlık dramını yansıtmaktadır.
Değişik zaman ve yerlerde yayınlanmış olan bu hikâyelerin aslı, yazılanlardan daha da acıklı ve ürkütücüdür. Olayların gerçeğini anlatabilmek ve aslını yansıtabilmek doğrusu kolay olmamaktadır. Yaşanan dramları bütün çarpıklığıyla sunabilmek için, olayların hikâye tarzında ele alınması tercih edilmiştir. Irak Türkmen toplumunun yaşadığı acıları anlatmak ve daha geniş kitlelere duyurmak, aydınların kaçınılmaz bir görevi sayılır. Bu görevin yerine getirilip getirilmediği hususu ise okuyucuların takdirine bırakılmıştır.

#darağacındasallananbayraklar #suphisaatçi #ötükenneşriyat #yenikitap #yepyenikitap #kitaptanıtımı #kitap #kitapkapağı #coverdesign
Bu kitaptaki hikâyeler, bir toplumun maruz kaldığı baskı ve zulümleri, yaşadığı acıları ve haksızlıkları dile getirmektedir. Tamamen yaşanmış olan bu gerçek olaylar, görüleceği üzere bir toplumun yaşadığı insanlık dramını yansıtmaktadır. Değişik zaman ve yerlerde yayınlanmış olan bu hikâyelerin aslı, yazılanlardan daha da acıklı ve ürkütücüdür. Olayların gerçeğini anlatabilmek ve aslını yansıtabilmek doğrusu kolay olmamaktadır. Yaşanan dramları bütün çarpıklığıyla sunabilmek için, olayların hikâye tarzında ele alınması tercih edilmiştir. Irak Türkmen toplumunun yaşadığı acıları anlatmak ve daha geniş kitlelere duyurmak, aydınların kaçınılmaz bir görevi sayılır. Bu görevin yerine getirilip getirilmediği hususu ise okuyucuların takdirine bırakılmıştır. #darağacındasallananbayraklar  #suphisaatçi  #ötükenneşriyat  #yenikitap  #yepyenikitap  #kitaptanıtımı  #kitap  #kitapkapağı  #coverdesign 
“Ağustos sonunda bir perşembe günü on adam, Berlin’deki Kırmızı Belediye Binası’nın önünde toplanıyor. Açlık grevi yapacakları söyleniyor. Tenleri siyah. İngilizce, İtalyanca, Fransızca konuşuyorlar. Ve burada kimsenin anlamadığı bazı başka dilleri. Adamlar ne istiyor?”
Emekli profesör Richard kendi hayatına dair sorularla boğuşurken, Berlin’in göbeğinde işgal eylemi yapan Afrikalı mültecilerle karşılaşır ve sorularının yanıtlarını hiç kimsenin aramadığı bir yerde, bu genç insanların arasında aramaya karar verir. Bu, yaşlı Avrupa’nın yaşlı sakinlerinden Richard’ın, bakışlarını ilk kez kendinden başka olana çevirdiği andır. Dünya mülteci kriziyle sarsılırken Richard ilk kez kendi küçük, güvenli kozasından dışarı çıkar.
Jenny Erpenbeck’in son romanı Gidiyor, Gitti, Gitmiş ülkelerinden kaçmak zorunda kalanların, ölümü ve zulmü savuşturanların sonsuz bekleyişe mahkûm edildiği bir dünyadan, bizim dünyamızdan söz ediyor. Bakmak ile görmek arasındaki ilişkiyle hesaplaşan bir roman bu. Bakıp da görmeyenlerin, görmek istemeyenlerin sığlığını yüzümüze vuruyor. Gidiyor, Gitti, Gitmiş insanın yüzleşmekten kaçamayacağı doğru soruları soruyor.

#gidiyorgittigitmiş #jennyerpenbeck  #ilknurigan #canyayınları #yenikitap #yepyenikitap #kitap #kitaptanıtı #kitapkapağı #coverdesign
“Ağustos sonunda bir perşembe günü on adam, Berlin’deki Kırmızı Belediye Binası’nın önünde toplanıyor. Açlık grevi yapacakları söyleniyor. Tenleri siyah. İngilizce, İtalyanca, Fransızca konuşuyorlar. Ve burada kimsenin anlamadığı bazı başka dilleri. Adamlar ne istiyor?” Emekli profesör Richard kendi hayatına dair sorularla boğuşurken, Berlin’in göbeğinde işgal eylemi yapan Afrikalı mültecilerle karşılaşır ve sorularının yanıtlarını hiç kimsenin aramadığı bir yerde, bu genç insanların arasında aramaya karar verir. Bu, yaşlı Avrupa’nın yaşlı sakinlerinden Richard’ın, bakışlarını ilk kez kendinden başka olana çevirdiği andır. Dünya mülteci kriziyle sarsılırken Richard ilk kez kendi küçük, güvenli kozasından dışarı çıkar. Jenny Erpenbeck’in son romanı Gidiyor, Gitti, Gitmiş ülkelerinden kaçmak zorunda kalanların, ölümü ve zulmü savuşturanların sonsuz bekleyişe mahkûm edildiği bir dünyadan, bizim dünyamızdan söz ediyor. Bakmak ile görmek arasındaki ilişkiyle hesaplaşan bir roman bu. Bakıp da görmeyenlerin, görmek istemeyenlerin sığlığını yüzümüze vuruyor. Gidiyor, Gitti, Gitmiş insanın yüzleşmekten kaçamayacağı doğru soruları soruyor. #gidiyorgittigitmiş  #jennyerpenbeck  #ilknurigan  #canyayınları  #yenikitap  #yepyenikitap  #kitap  #kitaptanıtı  #kitapkapağı  #coverdesign 
"Gelip kördüğüm olduğumuz yer işte; bir bebeğin varlığını öperek vedalaşacağız tekilliğimizle. Başka yolu yok. Bu puslu ve soğuk geceyi seçişimizin - yıllar sonra hem de - bir anlamı olmalı. Puslu mu? Üşüyorum ve simsiyah bir şal olarak uzanan şefkatini sarılıyorum, dört yanımızda sağlam duvarlarla yükselen ispirto kokulu dünyanın ortasında gürültüyle ve dumana sığınarak, gürültünün ve dumanın örttüğü be varsa kutsayarak - ölmeden önce son bir kez tutabilirim ellerinden - ve tuhaf, renksiz bir din-ginliği - kimi zaman şarap kırmızısı, kimi zaman kan belki de - içerek ve saçlarının omuzundan dökülüşünün inceliğini bir kere daha hatırlayarak... Bu, aşkımızın ayini olmalıydı. Fakat..." #bahtiyaraslan  #karvedüğüm #sessizhikayeler #ötükenneşriyat #yepyenikitap #yenikitap #kitap #kitaptanıtımı #kitapkapağı #coverdesign
"Gelip kördüğüm olduğumuz yer işte; bir bebeğin varlığını öperek vedalaşacağız tekilliğimizle. Başka yolu yok. Bu puslu ve soğuk geceyi seçişimizin - yıllar sonra hem de - bir anlamı olmalı. Puslu mu? Üşüyorum ve simsiyah bir şal olarak uzanan şefkatini sarılıyorum, dört yanımızda sağlam duvarlarla yükselen ispirto kokulu dünyanın ortasında gürültüyle ve dumana sığınarak, gürültünün ve dumanın örttüğü be varsa kutsayarak - ölmeden önce son bir kez tutabilirim ellerinden - ve tuhaf, renksiz bir din-ginliği - kimi zaman şarap kırmızısı, kimi zaman kan belki de - içerek ve saçlarının omuzundan dökülüşünün inceliğini bir kere daha hatırlayarak... Bu, aşkımızın ayini olmalıydı. Fakat..." #bahtiyaraslan  #karvedüğüm  #sessizhikayeler  #ötükenneşriyat  #yepyenikitap  #yenikitap  #kitap  #kitaptanıtımı  #kitapkapağı  #coverdesign 
22 yaşındayken bir düello sonrasında İspanya’dan kaçmak zorunda kalan genç bir sürgün… İnebahtı Deniz Savaşı’nda cesaretiyle ün salmış, çarpışmada sol elini kaybeden gözü pek bir asker... Cezayirli korsanların eline düşen, beş yıllık esareti boyunca defalarca kaçma girişiminde bulunan bir esir… İspanya’ya döndükten sonra Kral II. Felipe adına çalışan bir istihbarat görevlisi ve donanma komiseri… Cinayetle suçlanıp hapse düşen bir aile babası… Kilise tarafından iki defa aforoz edilen, yeraltı dünyasının karanlık işlerine karışan tekinsiz bir adam… Edebiyat dünyasında efsanevi düşmanlıklar yaşayan ve taklitçilerine karşı kendisini savunmak zorunda kalan bir yazar… Hapisanedeyken yazmaya başladığı Don Kişot adlı romanıyla, kendisinden sonra gelen kuşaklara ilham olmuş, modern romanın kurucusu kabul edilen dev bir edebiyatçı… Uwe Neumahr’ın tarihî belgelere, mektuplara ve tanıklıklara dayandırdığı bu titiz çalışması, Miguel de Cervantes’in edebi evreninin penceresini aralarken, kendisi de bir romana benzeyen maceralı ve türlü talihsizliklere rağmen iyimserlik dolu hayatını anlatıyor. Yazar aynı zamanda, okuru 16. yüzyılın çalkantılı dünyasında Córdoba’dan Madrid’e, Roma’dan Napoli’ye, Cezayir’den Sevilla’ya uzanan renkli ve heyecanlı bir yolculuğa çıkartıyor.

#uweneumahr #migueldecervantes #delidolubirhayat #erolözbek #yenikitap #yepyenikitap #kitap #kitapkapağı #kitaptanıtımı #coverdesign
22 yaşındayken bir düello sonrasında İspanya’dan kaçmak zorunda kalan genç bir sürgün… İnebahtı Deniz Savaşı’nda cesaretiyle ün salmış, çarpışmada sol elini kaybeden gözü pek bir asker... Cezayirli korsanların eline düşen, beş yıllık esareti boyunca defalarca kaçma girişiminde bulunan bir esir… İspanya’ya döndükten sonra Kral II. Felipe adına çalışan bir istihbarat görevlisi ve donanma komiseri… Cinayetle suçlanıp hapse düşen bir aile babası… Kilise tarafından iki defa aforoz edilen, yeraltı dünyasının karanlık işlerine karışan tekinsiz bir adam… Edebiyat dünyasında efsanevi düşmanlıklar yaşayan ve taklitçilerine karşı kendisini savunmak zorunda kalan bir yazar… Hapisanedeyken yazmaya başladığı Don Kişot adlı romanıyla, kendisinden sonra gelen kuşaklara ilham olmuş, modern romanın kurucusu kabul edilen dev bir edebiyatçı… Uwe Neumahr’ın tarihî belgelere, mektuplara ve tanıklıklara dayandırdığı bu titiz çalışması, Miguel de Cervantes’in edebi evreninin penceresini aralarken, kendisi de bir romana benzeyen maceralı ve türlü talihsizliklere rağmen iyimserlik dolu hayatını anlatıyor. Yazar aynı zamanda, okuru 16. yüzyılın çalkantılı dünyasında Córdoba’dan Madrid’e, Roma’dan Napoli’ye, Cezayir’den Sevilla’ya uzanan renkli ve heyecanlı bir yolculuğa çıkartıyor. #uweneumahr  #migueldecervantes  #delidolubirhayat  #erolözbek  #yenikitap  #yepyenikitap  #kitap  #kitapkapağı  #kitaptanıtımı  #coverdesign 
Şimşek Kılıç, Adalet Kaynağı, Yalnız Yıldız,
Nasihat Tarlası. Her biri farklı bir erdemi, ülküyü ve de hayat yolunda belli bir dönemeci simgeleyen bu dört adın tek bir sahibi var: Virata. Kralın hizmetine adadığı kılıcıyla bilmeden ağabeyi Belangur’u öldüren ve
bu günahın bedelini ömrü boyunca ödemek
zorunda kalan bir bahtsız. 
Zweig’ın görece az bilinen bu öyküsü, yine aynı yıl yayımlanan Hermann Hesse’nin Siddhartha’sı gibi kadim Hint bilgeliğine göz kırpan keyifli bir mesel tadında.

#stefanzweig #ölümsüzkardeşingözleri #merveeyüboğlu #kırmızıkediyayınları #yenikitap #yepyenikitap #kitap #kitaptanıtımı #kitapkapağı #coverdesign
Şimşek Kılıç, Adalet Kaynağı, Yalnız Yıldız, Nasihat Tarlası. Her biri farklı bir erdemi, ülküyü ve de hayat yolunda belli bir dönemeci simgeleyen bu dört adın tek bir sahibi var: Virata. Kralın hizmetine adadığı kılıcıyla bilmeden ağabeyi Belangur’u öldüren ve bu günahın bedelini ömrü boyunca ödemek zorunda kalan bir bahtsız. Zweig’ın görece az bilinen bu öyküsü, yine aynı yıl yayımlanan Hermann Hesse’nin Siddhartha’sı gibi kadim Hint bilgeliğine göz kırpan keyifli bir mesel tadında. #stefanzweig  #ölümsüzkardeşingözleri  #merveeyüboğlu  #kırmızıkediyayınları  #yenikitap  #yepyenikitap  #kitap  #kitaptanıtımı  #kitapkapağı  #coverdesign 
''Meleklerin kanatları olur, duymuştun. Seninkinin neden yok merak ediyorsun. Sorsan söyler mi? Söylemez. Yine de şansını denemekten asla vazgeçmiyorsun. Kanatları olsaydı belki de sevmezdin bu kadar. Melekleri melek yapan bile eksiklikleridir kim bilir. Bildiğin mükemmelcilik oynayanlardan bıktığın, usandığın. Ruh ardiyende birikmiş, tozlanmış, kurumuş, çürümüş bir yığın. Uzun gecelerde temizlik umuduyla didik didik ettiğin; tükendiğin, yıldığın. Gösterişsizliğiyle büyüleniyorsun. Kendini sakladıkça, büsbütün yörüngesine oturuyorsun. Artık sırtından itmesine gerek olmadığını anlıyor. Parmaklarının temasını hissetmiyorsun. Gereksiz dokunulmasından hoşlanmadığını biliyor.” #aradımyazdediniz #feryaltilmaç #ithakiyayınları #yenikitap #yepyenikitap #kitap #kitapkapağı #coverdesign #bookstagram #bookdesign
''Meleklerin kanatları olur, duymuştun. Seninkinin neden yok merak ediyorsun. Sorsan söyler mi? Söylemez. Yine de şansını denemekten asla vazgeçmiyorsun. Kanatları olsaydı belki de sevmezdin bu kadar. Melekleri melek yapan bile eksiklikleridir kim bilir. Bildiğin mükemmelcilik oynayanlardan bıktığın, usandığın. Ruh ardiyende birikmiş, tozlanmış, kurumuş, çürümüş bir yığın. Uzun gecelerde temizlik umuduyla didik didik ettiğin; tükendiğin, yıldığın. Gösterişsizliğiyle büyüleniyorsun. Kendini sakladıkça, büsbütün yörüngesine oturuyorsun. Artık sırtından itmesine gerek olmadığını anlıyor. Parmaklarının temasını hissetmiyorsun. Gereksiz dokunulmasından hoşlanmadığını biliyor.” #aradımyazdediniz  #feryaltilmaç  #ithakiyayınları  #yenikitap  #yepyenikitap  #kitap  #kitapkapağı  #coverdesign  #bookstagram  #bookdesign 
Oslo sokaklarında bir katil dolaşıyor. 
Polis memurları, daha önce görevlendirildikleri ama çözemedikleri vakaların olay mahallinde öldürülüyorlar. 
Medya vahşi cinayetlere büyük tepki gösteriyor.
Polisin acilen Harry Hole’a ihtiyacı var.
Ama bu sefer Harry kimseye yardım edemez. 
En karanlığından bir İskandinav noir’ı. Harry Hole serisinin onuncu kitabı. Müthiş bir gerilim.
The Wall Street Journal 
İskandinav polisiyesinin duayeni Nesbo başınızı döndürecek çok katmanlı ve girift bir hikâye kurgulamayı başardığı gibi, ustaca gerilim yazmanın da dersini veriyor… Arkanıza yaslanıp sürprizlerin tadını çıkarın. 
Sunday Express

#jonesbo #polis #mehmetgürsel #doğankitap #doğanyayınları #yepyenikitap #yenikitap #kitap #kitaptanıtımı #kitapkapağı #coverdesign
Oslo sokaklarında bir katil dolaşıyor. Polis memurları, daha önce görevlendirildikleri ama çözemedikleri vakaların olay mahallinde öldürülüyorlar.  Medya vahşi cinayetlere büyük tepki gösteriyor. Polisin acilen Harry Hole’a ihtiyacı var. Ama bu sefer Harry kimseye yardım edemez. En karanlığından bir İskandinav noir’ı. Harry Hole serisinin onuncu kitabı. Müthiş bir gerilim. The Wall Street Journal İskandinav polisiyesinin duayeni Nesbo başınızı döndürecek çok katmanlı ve girift bir hikâye kurgulamayı başardığı gibi, ustaca gerilim yazmanın da dersini veriyor… Arkanıza yaslanıp sürprizlerin tadını çıkarın.  Sunday Express #jonesbo  #polis  #mehmetgürsel  #doğankitap  #doğanyayınları  #yepyenikitap  #yenikitap  #kitap  #kitaptanıtımı  #kitapkapağı  #coverdesign 
Refik Durbaş Edebiyat Anılarda Yaşar’da edebiyatın hazine sandığını açıyor. İnce Memed’den Bekçi Murtaza’ya roman kahramanları; Ahmet Mithat’tan Yaşar Kemal’e, Tevfik Fikret’ten Can Yücel’e yazarlar, şairler Cağaloğlu kaldırımlarında arz-ı endam edip aşk, tütün, alkol, yoksulluk, hüzün ve her şeye rağmen yaşama sevinci kokan hikâyelerini anlatıyorlar. “Can Yücel, BBC’nin Türkçe Yayınlar Bölümü’nde spikerlik yapacaktır. Spikerlik, Nâzım Hikmet’in ölümüne kadar sürer.3 Haziran 1963’te Nâzım’ın ölümünü BBC’de okumak ona nasip olacaktır. Ve Nâzım’dan ayrılmanın acısını sunturlu bir küfürle süslediğinden o an işine son verilecektir BBC’de.” #refikdurbaş #edebiyatanılardayaşar #doğankitap #yenikitap #yepyenikitap #kitap #kitaptanıtımı #kitapkapağı  #coverdesign
Refik Durbaş Edebiyat Anılarda Yaşar’da edebiyatın hazine sandığını açıyor. İnce Memed’den Bekçi Murtaza’ya roman kahramanları; Ahmet Mithat’tan Yaşar Kemal’e, Tevfik Fikret’ten Can Yücel’e yazarlar, şairler Cağaloğlu kaldırımlarında arz-ı endam edip aşk, tütün, alkol, yoksulluk, hüzün ve her şeye rağmen yaşama sevinci kokan hikâyelerini anlatıyorlar. “Can Yücel, BBC’nin Türkçe Yayınlar Bölümü’nde spikerlik yapacaktır. Spikerlik, Nâzım Hikmet’in ölümüne kadar sürer.3 Haziran 1963’te Nâzım’ın ölümünü BBC’de okumak ona nasip olacaktır. Ve Nâzım’dan ayrılmanın acısını sunturlu bir küfürle süslediğinden o an işine son verilecektir BBC’de.” #refikdurbaş  #edebiyatanılardayaşar  #doğankitap  #yenikitap  #yepyenikitap  #kitap  #kitaptanıtımı  #kitapkapağı  #coverdesign 
“Ne yapalım?” dedi kendi kendine, kararlı bir şekilde. “Bu ne demek? Bu meseleye dosdoğru yaklaşmaktan korkuyor muyum? Ne yani? Bu genç subayla aramızda, diğer tanıdıklarımla ilişkimden başka bir ilişki mi var, böyle bir şey olabilir mi?” Küçümsercesine gülümsedi ve yeniden kitabı aldı ama artık okuduğunu kesinlikle anlamıyordu. Kitap açacağını cama tuttu, sonra onun pürüzsüz, soğuk yüzeyini yanağına koydu ve onu nedensizce saran ani bir mutlulukla neredeyse duyulacak şekilde güldü. Sinirlerinin iki çivi arasında gerdirilen bir tel gibi gittikçe daha çok gerildiğini hissediyordu.
Anna Karenina, tüm dünyada roman denince ilk akla gelen iki-üç kitaptan biri. Tolstoy’un eşsiz bir gözlem gücüyle Moskova ve Petersburg soylu yaşamına odaklandığı eser, 19. yüzyıl Rusya gerçekliği ve önemli toplumsal sentezlerle örülü. Aynı zamanda aşka ve ilişkilere dair yazılmış belki de en başarılı roman olan Anna Karenina’da Tolstoy, zengin karakter ağıyla dönemin insan haritasını çıkarıyor. “Mutluluk bir kenara, acı çekmeden yaşayabilir miyim? Hayır, yine hayır!” diye yanıtladı kendini hiç tereddüde düşmeden. “İmkânsız! Bizi ayıran hayatın kendisi, ben onun mutsuzluğunun kaynağıyım, o da benim, ne onu ne de beni değiştirmek mümkün. Yapılması gereken her şey yapıldı ama vida yerinden oynadı. İşte çocuğuyla dilenci bir kadın. Ona acıdığımı düşünüyor. Birbirimizden nefret etmek ve dolayısıyla hem kendimize hem de diğerlerine acı çektirmek için gönderilmedik mi bu dünyaya?
Değer yargılarına, ezberlere yöneltilmiş en sert eleştirilerden biri olan Anna Karenina’da Tolstoy, sosyeteden köy hayatına, dönemin siyasal olaylarından psikolojik sentezlere geniş bir çevrede gezinir. İlk bakışta 19. yüzyıl Rus toplumunun karnesini çıkarıyormuş gibi görünse de bu romanda yaptığı aslında tüm zamanları ve bütün insanlığı bir ahlak sınavına sokmaktan başka bir şey değildir.

#tolstoy #annakarenina #uğurbüke #canyayınları #yepyenikitap #yenikitap #kitap #kitaptanıtımı #kitapkapağı
“Ne yapalım?” dedi kendi kendine, kararlı bir şekilde. “Bu ne demek? Bu meseleye dosdoğru yaklaşmaktan korkuyor muyum? Ne yani? Bu genç subayla aramızda, diğer tanıdıklarımla ilişkimden başka bir ilişki mi var, böyle bir şey olabilir mi?” Küçümsercesine gülümsedi ve yeniden kitabı aldı ama artık okuduğunu kesinlikle anlamıyordu. Kitap açacağını cama tuttu, sonra onun pürüzsüz, soğuk yüzeyini yanağına koydu ve onu nedensizce saran ani bir mutlulukla neredeyse duyulacak şekilde güldü. Sinirlerinin iki çivi arasında gerdirilen bir tel gibi gittikçe daha çok gerildiğini hissediyordu. Anna Karenina, tüm dünyada roman denince ilk akla gelen iki-üç kitaptan biri. Tolstoy’un eşsiz bir gözlem gücüyle Moskova ve Petersburg soylu yaşamına odaklandığı eser, 19. yüzyıl Rusya gerçekliği ve önemli toplumsal sentezlerle örülü. Aynı zamanda aşka ve ilişkilere dair yazılmış belki de en başarılı roman olan Anna Karenina’da Tolstoy, zengin karakter ağıyla dönemin insan haritasını çıkarıyor. “Mutluluk bir kenara, acı çekmeden yaşayabilir miyim? Hayır, yine hayır!” diye yanıtladı kendini hiç tereddüde düşmeden. “İmkânsız! Bizi ayıran hayatın kendisi, ben onun mutsuzluğunun kaynağıyım, o da benim, ne onu ne de beni değiştirmek mümkün. Yapılması gereken her şey yapıldı ama vida yerinden oynadı. İşte çocuğuyla dilenci bir kadın. Ona acıdığımı düşünüyor. Birbirimizden nefret etmek ve dolayısıyla hem kendimize hem de diğerlerine acı çektirmek için gönderilmedik mi bu dünyaya? Değer yargılarına, ezberlere yöneltilmiş en sert eleştirilerden biri olan Anna Karenina’da Tolstoy, sosyeteden köy hayatına, dönemin siyasal olaylarından psikolojik sentezlere geniş bir çevrede gezinir. İlk bakışta 19. yüzyıl Rus toplumunun karnesini çıkarıyormuş gibi görünse de bu romanda yaptığı aslında tüm zamanları ve bütün insanlığı bir ahlak sınavına sokmaktan başka bir şey değildir. #tolstoy  #annakarenina  #uğurbüke  #canyayınları  #yepyenikitap  #yenikitap  #kitap  #kitaptanıtımı  #kitapkapağı 
Özenle yerleştirdiler beni tabuta. Sayısız insandan izler taşıyan bir tahta kokusu... Bir el, soğudukça eğrilip kalan dizime bastırarak düzeltti. Ellerimi yanlarıma uzattılar. Sağa sola çarpmaması için başımın iki tarafını da ceketimle doldurdular. Gömleğimin dışarıda kalan yenini toplayıp içeriye aldıktan sonra tabutun kapağını üstüme kapattılar. Bütün dünya dışarıda kaldı. 
Usta hikâyeci Hüseyin Su, uzun bir aradan sonra dördüncü öykü kitabı İçkanama’yla okurunun karşısında. Günlük hayatın içerisinde silik sayılabilecek bir insanın, iç dünyasında derinleştikçe yaşadıkları ortaya çıkıyor her bir öyküde. Dünya, acıma- sızlığıyla dönerken ona uyum gösteremeyenler içten içe yok olup bir içkanamanın kahramanları olarak dünyadan ayrılıyor.

#hüseyinsu #içkanama #şuleyayınları #yenikitap #yepyenikitap #kitaptanıtımı #kitap #kitapkapağı #coverdesign
Özenle yerleştirdiler beni tabuta. Sayısız insandan izler taşıyan bir tahta kokusu... Bir el, soğudukça eğrilip kalan dizime bastırarak düzeltti. Ellerimi yanlarıma uzattılar. Sağa sola çarpmaması için başımın iki tarafını da ceketimle doldurdular. Gömleğimin dışarıda kalan yenini toplayıp içeriye aldıktan sonra tabutun kapağını üstüme kapattılar. Bütün dünya dışarıda kaldı. Usta hikâyeci Hüseyin Su, uzun bir aradan sonra dördüncü öykü kitabı İçkanama’yla okurunun karşısında. Günlük hayatın içerisinde silik sayılabilecek bir insanın, iç dünyasında derinleştikçe yaşadıkları ortaya çıkıyor her bir öyküde. Dünya, acıma- sızlığıyla dönerken ona uyum gösteremeyenler içten içe yok olup bir içkanamanın kahramanları olarak dünyadan ayrılıyor. #hüseyinsu  #içkanama  #şuleyayınları  #yenikitap  #yepyenikitap  #kitaptanıtımı  #kitap  #kitapkapağı  #coverdesign 
15’in üzerinde dile çevrilen ve ABD’de satış rekorları kıran Kırmızı Defterli Kadın Laure ile Laurent'ın hikâyesi. Paris'te bir aşk hikâyesi: çantası çalındıktan sonra bilincini yitiren ve komaya giren Laure ile çantayı bulan ve Kırmızı Defter kitabevinin sahibi olan Laurent mümkünlüğün nostaljisini aşarak birbirlerine kavuşabilecekler mi? Laure'un kedisi Belphégor Paris'te hangi aşk maceralarına sürükleyecek bizi? Mümkünlüğün nostaljisinden aşkın gizemlerine enfes bir yolculuk... Bulmacamsı yolculuğun parçaları: bir kolye, bir Moleskine ajanda, bir kedi, bir kuru temizlemeci fişi ve bir parfüm.
“Paris’te aşk filmlerinin en güzel örneklerinden olan Amelie’yi ya da Paris’te Son Tango’yu sevenler bu kitaba bayılacak. Antoine Laurain 
Paris’in ve aşkın müdavimlerinin yeni favorisi olacak.” #kırmızıdefterlikadın #antoinelaurain #nihançetinkaya #monoklyayınları #yepyenikitap #yenikitap #kitap #kitaptanıtımı #coverdesign #kitapkapağı
15’in üzerinde dile çevrilen ve ABD’de satış rekorları kıran Kırmızı Defterli Kadın Laure ile Laurent'ın hikâyesi. Paris'te bir aşk hikâyesi: çantası çalındıktan sonra bilincini yitiren ve komaya giren Laure ile çantayı bulan ve Kırmızı Defter kitabevinin sahibi olan Laurent mümkünlüğün nostaljisini aşarak birbirlerine kavuşabilecekler mi? Laure'un kedisi Belphégor Paris'te hangi aşk maceralarına sürükleyecek bizi? Mümkünlüğün nostaljisinden aşkın gizemlerine enfes bir yolculuk... Bulmacamsı yolculuğun parçaları: bir kolye, bir Moleskine ajanda, bir kedi, bir kuru temizlemeci fişi ve bir parfüm. “Paris’te aşk filmlerinin en güzel örneklerinden olan Amelie’yi ya da Paris’te Son Tango’yu sevenler bu kitaba bayılacak. Antoine Laurain  Paris’in ve aşkın müdavimlerinin yeni favorisi olacak.” #kırmızıdefterlikadın  #antoinelaurain  #nihançetinkaya  #monoklyayınları  #yepyenikitap  #yenikitap  #kitap  #kitaptanıtımı  #coverdesign  #kitapkapağı