an online Instagram web viewer
  • yepyenikitap
    Yeni Kitap
    @yepyenikitap

Images by yepyenikitap

Korsanlar ve İmparatorlar, Aziz Augustinus’un aktardığı bir anekdotla başlar. Büyük İskender ile esir aldığı korsan arasındaki bir diyalogdur bu: “İskender korsana, ‘Sen ne cesaretle denizlere korku salabiliyor­sun?’ diye sorar. Korsan, ‘Asıl sen ne cesaretle bütün dünyaya korku salabiliyorsun?’ diye cevap verir ve şöyle devam eder: ‘Ben sırf küçük bir gemiyle bunu yaptığım için hırsız sayılıyorum, oysa sen aynı şeyi koca bir donanmayla yapıyorsun diye İmparator olarak anılıyorsun.’” Augustinus’un anlattığı hikâye, modern “İmparator” ABD ve onun sadık müttefiklerinin sözde “terörist” devletlerle olan ilişkilerini gayet iyi özetler ve “uluslararası terörizm” kavramının modern Batılı anlamdaki kullanı­mına ışık tutar. Bu anlam dünyasında İmparator ve vasal devletlerinin başvurduğu her tür şiddet eylemi “nefsi müdafaa”, “haklı savaş”, “misil­leme” yahut “önleyici eylem” statüsünde değerlendirilirken, Küba, Orta Amerika ülkeleri ve Filistin’in de aralarında bulunduğu ülkelerin, yani “onlar”ın her tür eylemi doğrudan “terörist saldırı” kapsamına sokulur. 
Chomsky Korsanlar ve İmparatorlar’da, bu algı ikliminin yaratılmasında, haberlerin medyadaki işlenişinin, medyanın olayın failinin kim olduğuna göre değişen iki yüzlü tavrının, devlet politikalarını meşrulaştırmak mak­sadıyla akademide üretilen çalışmaların ve hatta uluslararası kuruluşlar tarafından alınan ve ne hikmetse İmparator ve müttefikleri açısından herhangi bir bağlayıcılığı olmayan kararların oynadığı rolü büyük bir maharetle ortaya koyuyor. Hâkim sistem içerisinde “uluslararası terö­rizm”in İmparator’un işine gelen bir kavramsal çerçeve içerisinde nasıl sunulduğunu, George Orwell’in 1984 romanının kurgu dili olan Yeni­konuş’u aratmayan bir biçimde sözcüklerin gerçek anlamlarından nasıl arındırıldığını, tekil olaylar ve muteber gazetelerde yayımlanmış haber­ler üzerinden irdeleye
#kitapsever #kitaplar #okumak #okumahalleri #roman  #kitapdünyası #kitapkapağı #oku #read #kitaptavsiye
#okumakguzeldir #kitapkurdu #kitapligim #kitaplarim #okur  #okuyorum #şiir #öykü  #yepyenikitap #yenikitap #kitap #kitaptanıtımı #kitapkapağı #coverdesign 
#korsanlarveimparatorlar  #noamchomsky #aslıönal #ayrıntıyayınları
Korsanlar ve İmparatorlar, Aziz Augustinus’un aktardığı bir anekdotla başlar. Büyük İskender ile esir aldığı korsan arasındaki bir diyalogdur bu: “İskender korsana, ‘Sen ne cesaretle denizlere korku salabiliyor­sun?’ diye sorar. Korsan, ‘Asıl sen ne cesaretle bütün dünyaya korku salabiliyorsun?’ diye cevap verir ve şöyle devam eder: ‘Ben sırf küçük bir gemiyle bunu yaptığım için hırsız sayılıyorum, oysa sen aynı şeyi koca bir donanmayla yapıyorsun diye İmparator olarak anılıyorsun.’” Augustinus’un anlattığı hikâye, modern “İmparator” ABD ve onun sadık müttefiklerinin sözde “terörist” devletlerle olan ilişkilerini gayet iyi özetler ve “uluslararası terörizm” kavramının modern Batılı anlamdaki kullanı­mına ışık tutar. Bu anlam dünyasında İmparator ve vasal devletlerinin başvurduğu her tür şiddet eylemi “nefsi müdafaa”, “haklı savaş”, “misil­leme” yahut “önleyici eylem” statüsünde değerlendirilirken, Küba, Orta Amerika ülkeleri ve Filistin’in de aralarında bulunduğu ülkelerin, yani “onlar”ın her tür eylemi doğrudan “terörist saldırı” kapsamına sokulur. Chomsky Korsanlar ve İmparatorlar’da, bu algı ikliminin yaratılmasında, haberlerin medyadaki işlenişinin, medyanın olayın failinin kim olduğuna göre değişen iki yüzlü tavrının, devlet politikalarını meşrulaştırmak mak­sadıyla akademide üretilen çalışmaların ve hatta uluslararası kuruluşlar tarafından alınan ve ne hikmetse İmparator ve müttefikleri açısından herhangi bir bağlayıcılığı olmayan kararların oynadığı rolü büyük bir maharetle ortaya koyuyor. Hâkim sistem içerisinde “uluslararası terö­rizm”in İmparator’un işine gelen bir kavramsal çerçeve içerisinde nasıl sunulduğunu, George Orwell’in 1984 romanının kurgu dili olan Yeni­konuş’u aratmayan bir biçimde sözcüklerin gerçek anlamlarından nasıl arındırıldığını, tekil olaylar ve muteber gazetelerde yayımlanmış haber­ler üzerinden irdeleye #kitapsever  #kitaplar  #okumak  #okumahalleri  #roman  #kitapdünyası  #kitapkapağı  #oku  #read  #kitaptavsiye  #okumakguzeldir  #kitapkurdu  #kitapligim  #kitaplarim  #okur  #okuyorum  #şiir  #öykü  #yepyenikitap  #yenikitap  #kitap  #kitaptanıtımı  #kitapkapağı  #coverdesign  #korsanlarveimparatorlar  #noamchomsky  #aslıönal  #ayrıntıyayınları 
“Politik liderin ‘açık narsisist’ rolünü, memnuniyetsiz, incinmiş halkın da “ekhoist” [narsistin aşığı ve tamamlayıcısı] rolünü üstlenmesi… lideri yetersizlik duygularından kurtarır ve kendi ihtişamını tam anlamıyla yaşamasına imkân verir. O güçlü adam olduğu için, halk kendi sorumluluğunu ona aktarır, böylece kendi kararlarını vermek ve çaba harcamak zorunda kalmaz. İki tarafın da avantajı vardır. ‘Narsisist’ büyür, ‘ekhoist’ de onun arkasına saklanabilir ve onun başarılarından faydalanabilir.” “Parlıyorum, cezbediyorum, etkiliyorum, korkutuyorum – o halde varım.” Narsisizm konusunda uzmanlaşmış psikiyatrist-yazar Bärbel Wardetzki’ye göre zamanımızın ruhunu özetleyen düstur, budur. Egoyu parlatmak uğruna her şeyin mübah görüldüğü, narsisistik özellikli bir dünyada yaşıyoruz. Aslında, “dozunda” narsisizm, her bireye lâzım, yazara göre. Ancak özdeğer duygusu abartılı bir hal aldığında, “zararlı, sağlıksız” bir narsisizmin alanına giriliyor. Günümüzde medya ve internetin de tahrik ettiği bu sorunlu narsisizm, hayatın her alanında kendini gösterdiği gibi, politikaya da damgasını vuruyor. Kitabın odaklandığı mesele de, burası: politik narsisizm ve “güçlü lider” karizması etrafında gelişen popülizm. Faşizan bir popülizmin ve yabancı düşmanlığının dünyanın birçok yerinde güçlenmesinin, narsisizm “modasıyla” nasıl bağları var? “Güçlü adama” duyulan özlem, ne gibi narsistik özlem ve yaraları anlatıyor? Narsisistleri bu kadar çekici kılan nedir?
#narsizmayartmaveiktidar #bärbelwardetzki #denizcankoçak #iletişimyayınları #kitapsever #kitaplar #okumak #okumahalleri #roman  #kitapdünyası #kitapkapağı #oku #read #kitaptavsiye
#okumakguzeldir #kitapkurdu #kitapligim #kitaplarim #okur  #okuyorum #şiir #öykü  #yepyenikitap #yenikitap #kitap #kitaptanıtımı #kitapkapağı #coverdesign
“Politik liderin ‘açık narsisist’ rolünü, memnuniyetsiz, incinmiş halkın da “ekhoist” [narsistin aşığı ve tamamlayıcısı] rolünü üstlenmesi… lideri yetersizlik duygularından kurtarır ve kendi ihtişamını tam anlamıyla yaşamasına imkân verir. O güçlü adam olduğu için, halk kendi sorumluluğunu ona aktarır, böylece kendi kararlarını vermek ve çaba harcamak zorunda kalmaz. İki tarafın da avantajı vardır. ‘Narsisist’ büyür, ‘ekhoist’ de onun arkasına saklanabilir ve onun başarılarından faydalanabilir.” “Parlıyorum, cezbediyorum, etkiliyorum, korkutuyorum – o halde varım.” Narsisizm konusunda uzmanlaşmış psikiyatrist-yazar Bärbel Wardetzki’ye göre zamanımızın ruhunu özetleyen düstur, budur. Egoyu parlatmak uğruna her şeyin mübah görüldüğü, narsisistik özellikli bir dünyada yaşıyoruz. Aslında, “dozunda” narsisizm, her bireye lâzım, yazara göre. Ancak özdeğer duygusu abartılı bir hal aldığında, “zararlı, sağlıksız” bir narsisizmin alanına giriliyor. Günümüzde medya ve internetin de tahrik ettiği bu sorunlu narsisizm, hayatın her alanında kendini gösterdiği gibi, politikaya da damgasını vuruyor. Kitabın odaklandığı mesele de, burası: politik narsisizm ve “güçlü lider” karizması etrafında gelişen popülizm. Faşizan bir popülizmin ve yabancı düşmanlığının dünyanın birçok yerinde güçlenmesinin, narsisizm “modasıyla” nasıl bağları var? “Güçlü adama” duyulan özlem, ne gibi narsistik özlem ve yaraları anlatıyor? Narsisistleri bu kadar çekici kılan nedir? #narsizmayartmaveiktidar  #bärbelwardetzki  #denizcankoçak  #iletişimyayınları  #kitapsever  #kitaplar  #okumak  #okumahalleri  #roman  #kitapdünyası  #kitapkapağı  #oku  #read  #kitaptavsiye  #okumakguzeldir  #kitapkurdu  #kitapligim  #kitaplarim  #okur  #okuyorum  #şiir  #öykü  #yepyenikitap  #yenikitap  #kitap  #kitaptanıtımı  #kitapkapağı  #coverdesign 
Ne müfessirim ne de kutsal kitapların sırlarını ifşa etmek haddim. Lakin belki de sürgünümüz budur, kim bilir? Şimdi lütfen beni, numarasını açık etmek için pürdikkat izlediğiniz bir gözbağcıymışım gibi izleyiniz. Sonuçta yine hayret edecek olsanız da... Büyük Âlim, İçdeniz’in kıyısında tuhaflıklarla örülü tarihî üniversite binasında anlatılan bir efsane... Genç bir asistan, Büyük Âlim’in esrarengiz yazmasının peşine düşer ve geri dönüşsüz bir arayışın içinde kaybolur. 
Eyüp Aygün Tayşir’in ikinci kitabı ustalık döneminin başladığını müjdeliyor. Tuhaflıklar Fabrikası, metinlerin gizemli dünyasının romanı. Kedili karanlık bir orman, büyülü bir alegori… Bir kitap, diğerine açılan kapı olabilir mi?
#tuhaflıklarfabrikası  #eyüpaygüntayşir #iletişimyayınları #kitapsever #kitaplar #okumak #okumahalleri #roman  #kitapdünyası #kitapkapağı #oku #read #kitaptavsiye
#okumakguzeldir #kitapkurdu #kitapligim #kitaplarim #okur  #okuyorum #şiir #öykü  #yepyenikitap #yenikitap #kitap #kitaptanıtımı #kitapkapağı #coverdesign
Ne müfessirim ne de kutsal kitapların sırlarını ifşa etmek haddim. Lakin belki de sürgünümüz budur, kim bilir? Şimdi lütfen beni, numarasını açık etmek için pürdikkat izlediğiniz bir gözbağcıymışım gibi izleyiniz. Sonuçta yine hayret edecek olsanız da... Büyük Âlim, İçdeniz’in kıyısında tuhaflıklarla örülü tarihî üniversite binasında anlatılan bir efsane... Genç bir asistan, Büyük Âlim’in esrarengiz yazmasının peşine düşer ve geri dönüşsüz bir arayışın içinde kaybolur. Eyüp Aygün Tayşir’in ikinci kitabı ustalık döneminin başladığını müjdeliyor. Tuhaflıklar Fabrikası, metinlerin gizemli dünyasının romanı. Kedili karanlık bir orman, büyülü bir alegori… Bir kitap, diğerine açılan kapı olabilir mi? #tuhaflıklarfabrikası  #eyüpaygüntayşir  #iletişimyayınları  #kitapsever  #kitaplar  #okumak  #okumahalleri  #roman  #kitapdünyası  #kitapkapağı  #oku  #read  #kitaptavsiye  #okumakguzeldir  #kitapkurdu  #kitapligim  #kitaplarim  #okur  #okuyorum  #şiir  #öykü  #yepyenikitap  #yenikitap  #kitap  #kitaptanıtımı  #kitapkapağı  #coverdesign 
Sevinç Erbulak’ın muazzam hayal gücüne duyarlı iç sesini ekleyerek kaleme aldığı Artıkaranmayanlar Gezegeni, okuru fantastik bir gezegende olduğu kadar bizim acımasız dünyamızda da bir gezintiye çıkarıyor. 
Kaybedilen ve peşlerine düşülmeyen her şeyin bir araya geldiği bir dünya Artıkaranmayanlar Gezegeni. Burada ne ararsanız, daha doğrusu ne aramazsanız var: Kırık bir tarak, yarısı yanmış bir fotoğraf, kapama tokası olmayan bir tasma, boş bir kutu, taşları düşmüş bir yüzük, oyuncak bir bebeğin sol bacağı… Velhasıl bir zamanlar bütün olan türlü çeşit eşyadan kopan ve unutulan her şey. 
Kopan parçaların başka bir biçim aldığı, başka bir şeyin parçası olduğu bir dünya mümkün çünkü... Gitme zamanını bilen bütün fark edilmeyenlerin, bir gün bu gezegeni bulmaları da. 
Palyaço şeklindeki bir kolyenin sağ kolu ile gözden düşen bir gözbebeğinin yolları da burada kesişir işte. Binlerce yıl önce yaşamış insanların yazdığı, hemen hepsi yarım kalmış ya da sayfaları eksik günlüklerin, mektupların arasında gezintiye çıkan bu ikili, bir bütün olup tamamlanabilecekler midir dersiniz? 
Hem bir roman hem de birbirinden bağımsız öyküler olarak okunabilecek Artıkaranmayanlar Gezegeni, Sevinç Erbulak’ın ikinci kitabı.

#artıkaranmayanlargezegeni #sevinçerbulak #hepkitap #kitapsever #kitaplar #okumak #okumahalleri #roman  #kitapdünyası #kitapkapağı #oku #read #kitaptavsiye
#okumakguzeldir #kitapkurdu #kitapligim #kitaplarim #okur  #okuyorum #şiir #öykü  #yepyenikitap #yenikitap #kitap #kitaptanıtımı #kitapkapağı #coverdesign
Sevinç Erbulak’ın muazzam hayal gücüne duyarlı iç sesini ekleyerek kaleme aldığı Artıkaranmayanlar Gezegeni, okuru fantastik bir gezegende olduğu kadar bizim acımasız dünyamızda da bir gezintiye çıkarıyor. Kaybedilen ve peşlerine düşülmeyen her şeyin bir araya geldiği bir dünya Artıkaranmayanlar Gezegeni. Burada ne ararsanız, daha doğrusu ne aramazsanız var: Kırık bir tarak, yarısı yanmış bir fotoğraf, kapama tokası olmayan bir tasma, boş bir kutu, taşları düşmüş bir yüzük, oyuncak bir bebeğin sol bacağı… Velhasıl bir zamanlar bütün olan türlü çeşit eşyadan kopan ve unutulan her şey. Kopan parçaların başka bir biçim aldığı, başka bir şeyin parçası olduğu bir dünya mümkün çünkü... Gitme zamanını bilen bütün fark edilmeyenlerin, bir gün bu gezegeni bulmaları da. Palyaço şeklindeki bir kolyenin sağ kolu ile gözden düşen bir gözbebeğinin yolları da burada kesişir işte. Binlerce yıl önce yaşamış insanların yazdığı, hemen hepsi yarım kalmış ya da sayfaları eksik günlüklerin, mektupların arasında gezintiye çıkan bu ikili, bir bütün olup tamamlanabilecekler midir dersiniz? Hem bir roman hem de birbirinden bağımsız öyküler olarak okunabilecek Artıkaranmayanlar Gezegeni, Sevinç Erbulak’ın ikinci kitabı. #artıkaranmayanlargezegeni  #sevinçerbulak  #hepkitap  #kitapsever  #kitaplar  #okumak  #okumahalleri  #roman  #kitapdünyası  #kitapkapağı  #oku  #read  #kitaptavsiye  #okumakguzeldir  #kitapkurdu  #kitapligim  #kitaplarim  #okur  #okuyorum  #şiir  #öykü  #yepyenikitap  #yenikitap  #kitap  #kitaptanıtımı  #kitapkapağı  #coverdesign 
“En itaatkâr karakter için düşüncede en büyük cesareti gösteriyorlar.” Madam de Stael, 18. yüzyılın sonlarında Alman entelektüellerini böyle tarif etmişti ve entelektüel ile politik olan arasındaki bu bölünmeye dair görüşü, iki yüz yıldır neredeyse hiç tartışmasız kaldı. Bu kitap, Madam de Stael’in mirasını, apolitik Alman mitini toprağa gömüyor. Aklın Kaderikitabını izleyen düşüncelerin anlatıya dayalı öyküsünde Frederick Beiser, dünyayı değiştiren rasyonalizm ve irrasyonalizmle birlikte Fransız Devrimi’nin, Alman felsefesini ve onun merkezi ilgisini nasıl dönüştürdüğünü ve politikleştirdiğini tartışıyor: Otorite ve aklın sınırları. Almanya’da, Fransa’daki şiddet içeren yıkıcı olaylara karşılık olarak üç zıt politik gelenek gelişti: Liberalizm, muhafazakârlık ve romantizm. 
Aydınlanma, Devrim ve Romantizm, bu geleneklerin doğuşunu ve bağlamını saptıyor ve de onların temel politik düşüncelerini aydınlatıyor. Kant, Fichte, Jacobi, Forster ve Moser gibi tanınmış figürlerden hareket eden Beiser, dönemin başlıca politik düşünürlerinin Fransız Devrimi’ne verdiği tepkileri özetliyor. Politik teorilerinin 1790’lar öncesindeki kaynaklarını soruşturuyor ve politikanın onların genel olarak düşüncelerindeki önemini değerlendiriyor. Toplumsal-politik yaşama şekil veren tek bir on yıla yoğunlaşan Beiser, 18. yüzyıl sonlarında Alman düşüncesinin altında yatan politik değerleri ve amaçları ortaya çıkarmayı ve sonuçta Alman felsefi geleneğinde pratik aklın yerini açıklığa kavuşturmayı hedeflemektedir.

#aydınlanmadevrimveromantizm #frederickcbeiser #aslıönal #ayrıntıyayınları #kitapsever #kitaplar #okumak #okumahalleri #roman  #kitapdünyası #kitapkapağı #oku #read #kitaptavsiye
#okumakguzeldir #kitapkurdu #kitapligim #kitaplarim #okur  #okuyorum #şiir #öykü  #yepyenikitap #yenikitap #kitap #kitaptanıtımı #kitapkapağı #coverdesign
“En itaatkâr karakter için düşüncede en büyük cesareti gösteriyorlar.” Madam de Stael, 18. yüzyılın sonlarında Alman entelektüellerini böyle tarif etmişti ve entelektüel ile politik olan arasındaki bu bölünmeye dair görüşü, iki yüz yıldır neredeyse hiç tartışmasız kaldı. Bu kitap, Madam de Stael’in mirasını, apolitik Alman mitini toprağa gömüyor. Aklın Kaderikitabını izleyen düşüncelerin anlatıya dayalı öyküsünde Frederick Beiser, dünyayı değiştiren rasyonalizm ve irrasyonalizmle birlikte Fransız Devrimi’nin, Alman felsefesini ve onun merkezi ilgisini nasıl dönüştürdüğünü ve politikleştirdiğini tartışıyor: Otorite ve aklın sınırları. Almanya’da, Fransa’daki şiddet içeren yıkıcı olaylara karşılık olarak üç zıt politik gelenek gelişti: Liberalizm, muhafazakârlık ve romantizm. Aydınlanma, Devrim ve Romantizm, bu geleneklerin doğuşunu ve bağlamını saptıyor ve de onların temel politik düşüncelerini aydınlatıyor. Kant, Fichte, Jacobi, Forster ve Moser gibi tanınmış figürlerden hareket eden Beiser, dönemin başlıca politik düşünürlerinin Fransız Devrimi’ne verdiği tepkileri özetliyor. Politik teorilerinin 1790’lar öncesindeki kaynaklarını soruşturuyor ve politikanın onların genel olarak düşüncelerindeki önemini değerlendiriyor. Toplumsal-politik yaşama şekil veren tek bir on yıla yoğunlaşan Beiser, 18. yüzyıl sonlarında Alman düşüncesinin altında yatan politik değerleri ve amaçları ortaya çıkarmayı ve sonuçta Alman felsefi geleneğinde pratik aklın yerini açıklığa kavuşturmayı hedeflemektedir. #aydınlanmadevrimveromantizm  #frederickcbeiser  #aslıönal  #ayrıntıyayınları  #kitapsever  #kitaplar  #okumak  #okumahalleri  #roman  #kitapdünyası  #kitapkapağı  #oku  #read  #kitaptavsiye  #okumakguzeldir  #kitapkurdu  #kitapligim  #kitaplarim  #okur  #okuyorum  #şiir  #öykü  #yepyenikitap  #yenikitap  #kitap  #kitaptanıtımı  #kitapkapağı  #coverdesign