an online Instagram web viewer
  • nerdesinbahar
    Hürriyet Seyahat Gezgin Yazar
    @nerdesinbahar

Images by nerdesinbahar

Seni görmeye geldim Medusa, yılan saçlı kadın. O endişeli gözlere baktım. Ben anlattım sen dinledin sen anlattın ben dinledim. Neydi seni bu kadar kaygilandıran bilemedim. Ne heybetli sütunlar, ne eşsiz desenler gördüm.  Bir antik şehir değil bir mabet Apollon Tapınağı. Ilk kayıtlar Herodot tarafından yazılmış. Artemis, Zeus, Aphrodite  kimler gelmiş kimler gitmiş. O yaşanmışlıklara dokundum bir bir, sokaklarında yürüdüm. Aynı havayı soludum, mutlu oldum 👈sola kaydırıp hayran olduğum eserlere bakabilirsiniz.
Seni görmeye geldim Medusa, yılan saçlı kadın. O endişeli gözlere baktım. Ben anlattım sen dinledin sen anlattın ben dinledim. Neydi seni bu kadar kaygilandıran bilemedim. Ne heybetli sütunlar, ne eşsiz desenler gördüm. Bir antik şehir değil bir mabet Apollon Tapınağı. Ilk kayıtlar Herodot tarafından yazılmış. Artemis, Zeus, Aphrodite  kimler gelmiş kimler gitmiş. O yaşanmışlıklara dokundum bir bir, sokaklarında yürüdüm. Aynı havayı soludum, mutlu oldum 👈sola kaydırıp hayran olduğum eserlere bakabilirsiniz.
En sonunda esas aleme yerleştim ben. Videodan da anlaşılacağı gibi birkaç gündür suyun altındaymışım.
En sonunda esas aleme yerleştim ben. Videodan da anlaşılacağı gibi birkaç gündür suyun altındaymışım.
Su oyunlarım devam ediyor. Bugün biraz insanlar bana sitem etmiş şakayla karışık. Benim ofis biraz can sıkmış. Napsam bilemedim. Üstünüze biraz su atsam barışır mıyız? 👈 kaydırıp baksana ne haldeyim 😉😉😉
Su oyunlarım devam ediyor. Bugün biraz insanlar bana sitem etmiş şakayla karışık. Benim ofis biraz can sıkmış. Napsam bilemedim. Üstünüze biraz su atsam barışır mıyız? 👈 kaydırıp baksana ne haldeyim 😉😉😉
Sığacık koylarından Papaz koyundaydık bugün. Yelken açma şansımız da oldu. Yer gök maviydi. O maviliklerde bembeyaz yelkenlerimiz ve biz huşu icinde süzülüyorduk. Rüzgârımızın  sesine müziğimiz ve dostların şen kahkahaları eşlik ediyordu. Hayatı biraz yavaşlatıp, etrafimızda ve dünyada herşey yolundaymışcasına hayattan çalıyorduk. Kısaca yaşıyorduk
Sığacık koylarından Papaz koyundaydık bugün. Yelken açma şansımız da oldu. Yer gök maviydi. O maviliklerde bembeyaz yelkenlerimiz ve biz huşu icinde süzülüyorduk. Rüzgârımızın sesine müziğimiz ve dostların şen kahkahaları eşlik ediyordu. Hayatı biraz yavaşlatıp, etrafimızda ve dünyada herşey yolundaymışcasına hayattan çalıyorduk. Kısaca yaşıyorduk
Ali abiler hayatıma farklı anlamlar katmaya devam ediyor. Yola çıkalı bir ay olmuş ve ben  tanıştığım üçüncü Ali abinin teknesindeyim. Pazartesi sendromuyla boğuştuk tüm gün.  Hayat çok zor. Bir türlü Urla'ya gidemiyodum ya böyle olacakmış Urla'ya gelişim. Demek ki beklemek lazım. Zamanı gelince kendiliğinden oluyor
Ali abiler hayatıma farklı anlamlar katmaya devam ediyor. Yola çıkalı bir ay olmuş ve ben tanıştığım üçüncü Ali abinin teknesindeyim. Pazartesi sendromuyla boğuştuk tüm gün. Hayat çok zor. Bir türlü Urla'ya gidemiyodum ya böyle olacakmış Urla'ya gelişim. Demek ki beklemek lazım. Zamanı gelince kendiliğinden oluyor
Mutlu sabahlara uyanmak dileklerimle günaydın herkese. Hayatımda yeni bir tekerlemeyle yaşıyorum. Evin anahtarı nerde? arabada, araba nerde İzmir de, arabanın anahtari kimde? Ben de. Ben nerdeyim İstanbul da. Herşeyi doldurmuşum arabaya. Giyecek birşey bile bulamıyorum. Eş dost bırakmayınca bir türlü de dönemedim geri. Istanbul da da olsak uyuyacak bir plaj bulduk. Yıldızlar yorganımız dolunay yastığımız oldu. Dört duvar arasında siz nasıl uyuyorsunuz?
Mutlu sabahlara uyanmak dileklerimle günaydın herkese. Hayatımda yeni bir tekerlemeyle yaşıyorum. Evin anahtarı nerde? arabada, araba nerde İzmir de, arabanın anahtari kimde? Ben de. Ben nerdeyim İstanbul da. Herşeyi doldurmuşum arabaya. Giyecek birşey bile bulamıyorum. Eş dost bırakmayınca bir türlü de dönemedim geri. Istanbul da da olsak uyuyacak bir plaj bulduk. Yıldızlar yorganımız dolunay yastığımız oldu. Dört duvar arasında siz nasıl uyuyorsunuz?
Bir zamanlar eğer Delikli Koy da fotoğrafın yoksa blogger sayılmazdın. Kendimi de hic öyle göremediğim için gitmemiştim. Çok yakınlarında olduğumu görünce gitmeden olmaz dedim. Başta birkaç saat takılır giderim demiştim. Tüm gün kaldım. Hiç gidesim gemedi.  Ne popüler yermiş. Gençlik ne güzel takılıyor. Sandalyesini müziğini kapan geliyor. O delikli taş bir dakika boş kalmıyor. Bir araştırma yapılsa en çok fotoğrafı olan yer çıkar kesin. Burada yiyecek birşey yok ama bir karavan içecek satıyor. Midyeci mısırcı geliyor. Arabayı uzağa parkettiğim ve yanıma da para almadığım için aç kaldım ben. Alaçatı'dan dolmuş varmış. Alaçatı'ya 15 dakika uzaklıkta. Navigasyon doğru bir şekilde getiriyor. Iki girişi var ve yol çok bozuk. Oldukça uzun bir plaj. Ağaçlıklı bir bölgesi de var ve kamp için çok uygun. Akşam ben giderken daha da kalabalıklaştı. Istanbul'un Caddebostan'ı neyse orasıda için de Delikli Koy öyle diye düşündüm.
Bir zamanlar eğer Delikli Koy da fotoğrafın yoksa blogger sayılmazdın. Kendimi de hic öyle göremediğim için gitmemiştim. Çok yakınlarında olduğumu görünce gitmeden olmaz dedim. Başta birkaç saat takılır giderim demiştim. Tüm gün kaldım. Hiç gidesim gemedi. Ne popüler yermiş. Gençlik ne güzel takılıyor. Sandalyesini müziğini kapan geliyor. O delikli taş bir dakika boş kalmıyor. Bir araştırma yapılsa en çok fotoğrafı olan yer çıkar kesin. Burada yiyecek birşey yok ama bir karavan içecek satıyor. Midyeci mısırcı geliyor. Arabayı uzağa parkettiğim ve yanıma da para almadığım için aç kaldım ben. Alaçatı'dan dolmuş varmış. Alaçatı'ya 15 dakika uzaklıkta. Navigasyon doğru bir şekilde getiriyor. Iki girişi var ve yol çok bozuk. Oldukça uzun bir plaj. Ağaçlıklı bir bölgesi de var ve kamp için çok uygun. Akşam ben giderken daha da kalabalıklaştı. Istanbul'un Caddebostan'ı neyse orasıda için de Delikli Koy öyle diye düşündüm.
Dar karanlık bir tünelden geleceğime bakıyorum. Gelecek günlük güneşlik, maviliklerle dolu. Masallar hep korkuyla başlar, kavgayla devam eder, mutlu sonla da biter. Bu masalın da sonundayız kanımca ve mutlu sona az kaldı. Bugün günlerden Türkiye. Hadi oy kullanmak için uyanın. Evin anahtarı arabada, arabanın anahtarı bende, araba İzmir de. Bu oy benim için çok zorlu oldu. Umarım bir işe yarar
Dar karanlık bir tünelden geleceğime bakıyorum. Gelecek günlük güneşlik, maviliklerle dolu. Masallar hep korkuyla başlar, kavgayla devam eder, mutlu sonla da biter. Bu masalın da sonundayız kanımca ve mutlu sona az kaldı. Bugün günlerden Türkiye. Hadi oy kullanmak için uyanın. Evin anahtarı arabada, arabanın anahtarı bende, araba İzmir de. Bu oy benim için çok zorlu oldu. Umarım bir işe yarar
Bir film platosunu aratmayan sokaklarıyla fotoğrafçılar için cennet olabilecek bir ada Sakız. Dünya beni şaşırtmaya devam ediyor. Her Yunan adası başlı başına başka bir ülke gibi. Adada zaman içinde yaşayan halk mütemadiyen birilerinden kendini korumaya çalışmış. Cenevizlilerden, korsanlardan, Osmanlılardan... yüksek duvarların labirent gibi sokakların sadece birkaç girişi olan şehirlerin içinde hapis kalmış. Hep bir yaşam mücadelesi. O yaşam mücadelesinden geriye masal tadında film platosu gibi sokaklar kalmış. Sakız ağaçlarıyla ünlü ada da birkaç sene önce çıkan yangında simsiyah yanmış ağaçlar kalmış. Mesta da sadece 50 kişi yaşıyormuş. O evlerin hepsi bomboş. Sahipleri Amerika vs ülkelerindeymiş. Hatta Anavatos da sadece bir aile yaşıyormuş. Tek girişi olan köyün adının anlamı erişilmez manasında denizden 450 mt yukarıda. Osmanlıdan kaçmak için kullanılmış. Esir düşüp ölmektense intiharı seçen 400 kişinin uçurumdan atlayıp intiharı seçtiği anlatılıyor. Yollar bomboş. O kadar çok bakir koydan gectim ki karavanla gelsem hepsine girer çıkardım dedim. Kamp yapmaya çok uygun. Eğlence ve taverna arıyorsanız Chios'un kuzeyindeki Lagkada çok şirin bir kasaba ama kalacak yer HİÇ yok. Chios da herşey var. Alişveriş, taverna, eğlence, müzik... Siyah giyinmiş kadınların fotoğrafını çekmeye çalışmayın. Onlar kocaları ölmüş kadınlar. Yastalar. Kiminle fotoğraf cekmek istesek kameraya asla bakmıyor. Nedenini çok merak ettim ama öğrenemedim  Tüm bu bilgilerden önce en başta söylenmesi gereken en önemli şey DEPONUZ DOLU YOLA ÇIKIN. Ada da benzinci bulsanız bile "no gas" sözüyle size acıyarak bakan bir kadın görebilirsiniz. Alman bir motorcunun deposundan yakıt çekip arabaya koymak zorunda kalabilirsiniz. Macera yaşamadan dönemezdim. Allahtan her durumda gülmeyi, gülümsemeyi başarabiliyorum. E o zaman 👈 sayfaları kaydırıp katalog çekinlerime göz atabilirsiniz. Pek bi havalara girmişim 😀😀😀
Bir film platosunu aratmayan sokaklarıyla fotoğrafçılar için cennet olabilecek bir ada Sakız. Dünya beni şaşırtmaya devam ediyor. Her Yunan adası başlı başına başka bir ülke gibi. Adada zaman içinde yaşayan halk mütemadiyen birilerinden kendini korumaya çalışmış. Cenevizlilerden, korsanlardan, Osmanlılardan... yüksek duvarların labirent gibi sokakların sadece birkaç girişi olan şehirlerin içinde hapis kalmış. Hep bir yaşam mücadelesi. O yaşam mücadelesinden geriye masal tadında film platosu gibi sokaklar kalmış. Sakız ağaçlarıyla ünlü ada da birkaç sene önce çıkan yangında simsiyah yanmış ağaçlar kalmış. Mesta da sadece 50 kişi yaşıyormuş. O evlerin hepsi bomboş. Sahipleri Amerika vs ülkelerindeymiş. Hatta Anavatos da sadece bir aile yaşıyormuş. Tek girişi olan köyün adının anlamı erişilmez manasında denizden 450 mt yukarıda. Osmanlıdan kaçmak için kullanılmış. Esir düşüp ölmektense intiharı seçen 400 kişinin uçurumdan atlayıp intiharı seçtiği anlatılıyor. Yollar bomboş. O kadar çok bakir koydan gectim ki karavanla gelsem hepsine girer çıkardım dedim. Kamp yapmaya çok uygun. Eğlence ve taverna arıyorsanız Chios'un kuzeyindeki Lagkada çok şirin bir kasaba ama kalacak yer HİÇ yok. Chios da herşey var. Alişveriş, taverna, eğlence, müzik... Siyah giyinmiş kadınların fotoğrafını çekmeye çalışmayın. Onlar kocaları ölmüş kadınlar. Yastalar. Kiminle fotoğraf cekmek istesek kameraya asla bakmıyor. Nedenini çok merak ettim ama öğrenemedim Tüm bu bilgilerden önce en başta söylenmesi gereken en önemli şey DEPONUZ DOLU YOLA ÇIKIN. Ada da benzinci bulsanız bile "no gas" sözüyle size acıyarak bakan bir kadın görebilirsiniz. Alman bir motorcunun deposundan yakıt çekip arabaya koymak zorunda kalabilirsiniz. Macera yaşamadan dönemezdim. Allahtan her durumda gülmeyi, gülümsemeyi başarabiliyorum. E o zaman 👈 sayfaları kaydırıp katalog çekinlerime göz atabilirsiniz. Pek bi havalara girmişim 😀😀😀
Siyah volkanik taşlarıyla muhteşem Mavra Volia ile tanışın. O kadar az insan vardi ki ne kamp yapılır ama diye düşündüm. Küçük bir tavernası var. Herhangi bir giriş ücreti, şemsiye, şezlong olayı yok. Iki kocaman koydan oluşuyor. Arabalar için bir otopark var. Oradan inince ana plaj, sağdan toprak yoldan gidince ikinci plaja çıkılıyor. Ilk fotoğraf ikinci plajdan. Ben orayı daha çok sevdim. Emperios diye tabela var ama Mavra Volia tabelasi yok. Haritalarda da da Mavra Volia yazıyor. Kafanız karışmasın sakın. Sakız da en çok sevdiğim deniz oldu
Siyah volkanik taşlarıyla muhteşem Mavra Volia ile tanışın. O kadar az insan vardi ki ne kamp yapılır ama diye düşündüm. Küçük bir tavernası var. Herhangi bir giriş ücreti, şemsiye, şezlong olayı yok. Iki kocaman koydan oluşuyor. Arabalar için bir otopark var. Oradan inince ana plaj, sağdan toprak yoldan gidince ikinci plaja çıkılıyor. Ilk fotoğraf ikinci plajdan. Ben orayı daha çok sevdim. Emperios diye tabela var ama Mavra Volia tabelasi yok. Haritalarda da da Mavra Volia yazıyor. Kafanız karışmasın sakın. Sakız da en çok sevdiğim deniz oldu
Korsan saldırılarından korunmak için beşgen şeklinde labirent gibi inşa edilen şehrin ilk başta iki kapısı varmış. Şimdilerde dört kapısı var. Her köşesinde bulunan kuleler şimdilerde ev olarak kullanılıyor. Oldukça mistik olan bu şehirde bu evlerden birinin sahibi Joon bizi misafir etti. Sakız da konaklama anca merkezde yapılabiliyor. Mesta da ilk başta sadece Anna'nın evini bulabildik. İnternet dahil hiç bir şey olmayınca otelden vazgeçip limana inip yemek yemek istedik. Tavernada kalacak yer bulamadığımızı söyleyince Joon onda kalabileceğimizi söyledi. Yol harika insanlar çıkartıyor karşıma. Evin alt katı kubbeli, çok dik ahşap merdivenden üst kata çıkılıyor. Çok yüksek tavanlı olan üst katta ahşaptan bir asma kat daha oluyor. O asma katın tavanı çok alçak. Ben ayakta duramıyorum, uzun da değilim o derece yani. Son fotoğraftaki insanları Joon şöyle anlatıyor. "Arkadaki father father father, solda ki mother mother mother, sağdaki mother mother mother mother." Buradan da anlaşılacağı üzere pek Ingilizce konuşan yok bu taraflarda. Ayni ruhtaki insanlar için çok da gerek yok aynı dili konuşmaya. O fotoğraf kaldığımız evin kapısında çekilmiş. İki çocuğu da Atina da yaşıyor. Bize bir sabah kahvesi yapıp uğurluyor. Türk kahvesine onlar Greek coffee diyor. Joon içine süte benzer bişey koydurdu. Çok sevdim. Aynı dibek kahvesi gibi oldu. Gittim aradım buldum aldım. John yine bizi bekliyor. Ben de İstanbul'a davet ettim. Günaydın 👈 kaydırıp Joon, evi ve  ailesini görsenize 😉
Korsan saldırılarından korunmak için beşgen şeklinde labirent gibi inşa edilen şehrin ilk başta iki kapısı varmış. Şimdilerde dört kapısı var. Her köşesinde bulunan kuleler şimdilerde ev olarak kullanılıyor. Oldukça mistik olan bu şehirde bu evlerden birinin sahibi Joon bizi misafir etti. Sakız da konaklama anca merkezde yapılabiliyor. Mesta da ilk başta sadece Anna'nın evini bulabildik. İnternet dahil hiç bir şey olmayınca otelden vazgeçip limana inip yemek yemek istedik. Tavernada kalacak yer bulamadığımızı söyleyince Joon onda kalabileceğimizi söyledi. Yol harika insanlar çıkartıyor karşıma. Evin alt katı kubbeli, çok dik ahşap merdivenden üst kata çıkılıyor. Çok yüksek tavanlı olan üst katta ahşaptan bir asma kat daha oluyor. O asma katın tavanı çok alçak. Ben ayakta duramıyorum, uzun da değilim o derece yani. Son fotoğraftaki insanları Joon şöyle anlatıyor. "Arkadaki father father father, solda ki mother mother mother, sağdaki mother mother mother mother." Buradan da anlaşılacağı üzere pek Ingilizce konuşan yok bu taraflarda. Ayni ruhtaki insanlar için çok da gerek yok aynı dili konuşmaya. O fotoğraf kaldığımız evin kapısında çekilmiş. İki çocuğu da Atina da yaşıyor. Bize bir sabah kahvesi yapıp uğurluyor. Türk kahvesine onlar Greek coffee diyor. Joon içine süte benzer bişey koydurdu. Çok sevdim. Aynı dibek kahvesi gibi oldu. Gittim aradım buldum aldım. John yine bizi bekliyor. Ben de İstanbul'a davet ettim. Günaydın 👈 kaydırıp Joon, evi ve ailesini görsenize 😉
Pirgi sokaklarına öyle bir saldım ki kendimi. Renkten renk desenden desen beğeniyorum. Elbisenin rengi de aslında mor. Niye  mavi çıkıyor anlamıyorum. Aldığım msjlar genelde elbisemle ilgili de ben arka planda başka birşeyler anlatıyorum 😂😂
Pirgi sokaklarına öyle bir saldım ki kendimi. Renkten renk desenden desen beğeniyorum. Elbisenin rengi de aslında mor. Niye mavi çıkıyor anlamıyorum. Aldığım msjlar genelde elbisemle ilgili de ben arka planda başka birşeyler anlatıyorum 😂😂
Sakız adasından ve muhteşem Pirgi evlerinden selamlar. Sokaklar sanat eseri gibi. Bir rivayete göre Cristof Colomb dünya turuna çıkmadan önce burada kalmış. Tüm evler tüm sokaklar böyle desenli. Teyzeler kapıların önünde kahve bisküvi keyfindeydiler. Tabiki arkadaş oldum. O bisküvinin tadına baktım.
Sakız adasından ve muhteşem Pirgi evlerinden selamlar. Sokaklar sanat eseri gibi. Bir rivayete göre Cristof Colomb dünya turuna çıkmadan önce burada kalmış. Tüm evler tüm sokaklar böyle desenli. Teyzeler kapıların önünde kahve bisküvi keyfindeydiler. Tabiki arkadaş oldum. O bisküvinin tadına baktım.
Çeşme Kalesinin dışında sizi önce Cezayırlı Gazi Hasan Paşa karşılıyor. 505 yıllık tarihiyle Çeşme Kalesini görmelisiniz. Farklı galerilerde bir çok tarihi eser sergileniyor.  Yukarılara çıkıp Çeşme'ye tepelerden bakabilirsiniz. Giriş 8 lira, bana yine bedava 😀😀
Çeşme Kalesinin dışında sizi önce Cezayırlı Gazi Hasan Paşa karşılıyor. 505 yıllık tarihiyle Çeşme Kalesini görmelisiniz. Farklı galerilerde bir çok tarihi eser sergileniyor. Yukarılara çıkıp Çeşme'ye tepelerden bakabilirsiniz. Giriş 8 lira, bana yine bedava 😀😀
Erythrae Antik kentine yürüdük. En güzel gün batımları burada oluyormuş. Kızıl Kent anlamına gelen adıyla kalıntılardan çok birşey kalmasa da hakikaten manzara müthişti
Erythrae Antik kentine yürüdük. En güzel gün batımları burada oluyormuş. Kızıl Kent anlamına gelen adıyla kalıntılardan çok birşey kalmasa da hakikaten manzara müthişti
Alaçatı'ya daha önce hiç gitmemiştim. Ne kadar güzel sokakları varmış. Daracık sokaklarda akşam için hummalı bir çalışma vardı. Tüm sokaklarda küçük mavi  tahta sandalyeler, fuşya begonvillerle dans ediyordu. Ara sokaklara girdikçe küçük butik otellerden buram buram yüzümüze vuran sabun kokusu, mavi kapıları rengarenk çiçekleriyle gece görüşmek üzere ayrıldık ama gece dönecek güç bulamadık.👈 kaydır da gör şu güzel sokakları
Alaçatı'ya daha önce hiç gitmemiştim. Ne kadar güzel sokakları varmış. Daracık sokaklarda akşam için hummalı bir çalışma vardı. Tüm sokaklarda küçük mavi tahta sandalyeler, fuşya begonvillerle dans ediyordu. Ara sokaklara girdikçe küçük butik otellerden buram buram yüzümüze vuran sabun kokusu, mavi kapıları rengarenk çiçekleriyle gece görüşmek üzere ayrıldık ama gece dönecek güç bulamadık.👈 kaydır da gör şu güzel sokakları
Sıcaktan meşhur Ilıca plajında kendimi suya bandığım anlar. Ne güzel bir rengi var ve ne çok kalabalık. Çocuklu aileler için bulunmaz nimet. Sezon dışı kesinlikle gelmek üzere listeye ekledim. 🍉Banu Alkan gibi plajda koşulacak.
Sıcaktan meşhur Ilıca plajında kendimi suya bandığım anlar. Ne güzel bir rengi var ve ne çok kalabalık. Çocuklu aileler için bulunmaz nimet. Sezon dışı kesinlikle gelmek üzere listeye ekledim. 🍉Banu Alkan gibi plajda koşulacak.
Foça'da beni evlat edinen Ali abimden bahsetmiştim. Ali abi tüm sorularıma büyük bir sabırla cevap verdi. Yol tarif etti.  Iki tane Osmanlı camisi var. Önce onları görmeye gittim. Kafamı kaldırsam görecekmişim aslında. Foça da ücretsiz otopark yapmışlar gelenler için. Çok da güzel olmuş. Arabayı tam da caminin altına parketmişim. Sonra Osmanlı mezarlığına gittim. Foça da ki tek petrolün arkasında. Kapısı kilitli. Pazar vardı, onu bile gezdim. Sonra Dedem otelin köşesinden doğru yukarı yeldeğirmenlerine. Nasıl bir rüzgar var. Tam arkadaşlarıma kimsecikler yok fotoğraf çektirecek derken üç genç geldi. Ne eğlendik sonra. @Parvin_ahmadli benim fotoğraflarımı çekti. Gezdiğimi öğrenince "aa sen gezegensin" dedi. Önce güldüm. Sonra azeri olduğunu öğrenince anladım ki gezegen demek gezgin demek. Ben bir GEZEGENİM. Ali abimin yanına döndüm. Sabah ki kahvaltı o kadar çoktu ki üstünü örtelim öğlen gel devam et demişti. Yiğit iki dakika önce toplamış ben gittiğimde. Hemen yenisini getirdiler. Kalkarken de para almadı Ali abi. Foça da palmiyenin orada ki Palmiye cafenin sahibi Ali abi emekli öğretmenmiş. Emekli olmuş ama hala öğretiyor, hala insanları seviyor. Yol ne güzel insanlar katıyor hayatıma
Foça'da beni evlat edinen Ali abimden bahsetmiştim. Ali abi tüm sorularıma büyük bir sabırla cevap verdi. Yol tarif etti. Iki tane Osmanlı camisi var. Önce onları görmeye gittim. Kafamı kaldırsam görecekmişim aslında. Foça da ücretsiz otopark yapmışlar gelenler için. Çok da güzel olmuş. Arabayı tam da caminin altına parketmişim. Sonra Osmanlı mezarlığına gittim. Foça da ki tek petrolün arkasında. Kapısı kilitli. Pazar vardı, onu bile gezdim. Sonra Dedem otelin köşesinden doğru yukarı yeldeğirmenlerine. Nasıl bir rüzgar var. Tam arkadaşlarıma kimsecikler yok fotoğraf çektirecek derken üç genç geldi. Ne eğlendik sonra. @Parvin_ahmadli benim fotoğraflarımı çekti. Gezdiğimi öğrenince "aa sen gezegensin" dedi. Önce güldüm. Sonra azeri olduğunu öğrenince anladım ki gezegen demek gezgin demek. Ben bir GEZEGENİM. Ali abimin yanına döndüm. Sabah ki kahvaltı o kadar çoktu ki üstünü örtelim öğlen gel devam et demişti. Yiğit iki dakika önce toplamış ben gittiğimde. Hemen yenisini getirdiler. Kalkarken de para almadı Ali abi. Foça da palmiyenin orada ki Palmiye cafenin sahibi Ali abi emekli öğretmenmiş. Emekli olmuş ama hala öğretiyor, hala insanları seviyor. Yol ne güzel insanlar katıyor hayatıma