an online Instagram web viewer
  • kursatokutmus
    KursatOkutmus
    @kursatokutmus

Images by kursatokutmus

Sana ait o tepede, gölgene sokulmuşlardan biri de bendim... O kısa, sessiz sohbetimiz sırasında; sana dünyanın herhangi bir yerinden, diğer ve başka bir yerine, yeni bir hayat kurmak için ‘göç’ etmek zorunda kalan insanlardan bahsetmiştim... Bir tepesi, bir gölgesi, bir rüzgarı, gelip geçeni olmayan insanlardan...
...
Köklerinle bağlandığın toprağa sıkı sıkı sarılmışlardan olan sen mi daha özgürdün, yoksa peşi sıra korkunun önünde savrulan, panik halde oradan oraya koşturan biz insanlar mı? İnsanların senden daha özgürken tutsak oluşu mu daha çok üzmüştü bizi, yoksa o korku dolu yolculuklardan birine senin çıkamayışın mı?
...
Seni tabi ki sevdim...
O geceyi yanında geçirip, sabah yepyeni güne oracıkta uyanmayı ne de çok istemiştim... Sen mi olmaz demiştin, benim mi acelem vardı! Bil istedim; kokunu unutmadım, etrafımızda gezinen o şımarık rüzgarı, keskin ışığı, gücünü, hikayeni...
Söz verdiğim gibi, yine geleceğim...
・・・
(🕊 Göbeklitepe Yolunda Mola, Şanlıurfa, 2018)
Sana ait o tepede, gölgene sokulmuşlardan biri de bendim... O kısa, sessiz sohbetimiz sırasında; sana dünyanın herhangi bir yerinden, diğer ve başka bir yerine, yeni bir hayat kurmak için ‘göç’ etmek zorunda kalan insanlardan bahsetmiştim... Bir tepesi, bir gölgesi, bir rüzgarı, gelip geçeni olmayan insanlardan... ... Köklerinle bağlandığın toprağa sıkı sıkı sarılmışlardan olan sen mi daha özgürdün, yoksa peşi sıra korkunun önünde savrulan, panik halde oradan oraya koşturan biz insanlar mı? İnsanların senden daha özgürken tutsak oluşu mu daha çok üzmüştü bizi, yoksa o korku dolu yolculuklardan birine senin çıkamayışın mı? ... Seni tabi ki sevdim... O geceyi yanında geçirip, sabah yepyeni güne oracıkta uyanmayı ne de çok istemiştim... Sen mi olmaz demiştin, benim mi acelem vardı! Bil istedim; kokunu unutmadım, etrafımızda gezinen o şımarık rüzgarı, keskin ışığı, gücünü, hikayeni... Söz verdiğim gibi, yine geleceğim... ・・・ (🕊 Göbeklitepe Yolunda Mola, Şanlıurfa, 2018)
‘Bir sahilden çözülüp gitmek, düşünceler gibi başıboş..’
#OrhanVeli
・・・
⚓️
‘Bir sahilden çözülüp gitmek, düşünceler gibi başıboş..’ #OrhanVeli  ・・・ ⚓️
Her gün doğumu, yüzleri alev alev! (...) Ona doğru yaklaştığınızı düşünürken, şaka yaparcasına ansızın kaybolur! Eski kentin dar sokaklarında tarihin büyüsüne kapılmış ilerlerken, birden karşınıza çıkıverir hiç beklenmedik bir yerden; sonunda bulunmuş olmanın verdiği çocuksu bir sevinçle, biraz buruk, biraz hüzünle..
・・・
(İki Güzel Bir Karede, Galata, İstanbul, 2018)
Her gün doğumu, yüzleri alev alev! (...) Ona doğru yaklaştığınızı düşünürken, şaka yaparcasına ansızın kaybolur! Eski kentin dar sokaklarında tarihin büyüsüne kapılmış ilerlerken, birden karşınıza çıkıverir hiç beklenmedik bir yerden; sonunda bulunmuş olmanın verdiği çocuksu bir sevinçle, biraz buruk, biraz hüzünle.. ・・・ (İki Güzel Bir Karede, Galata, İstanbul, 2018)
Kaç ayrı renk denemiştiler kim bilir? Bir bahar öncesi sarıya bürünmüş, belki de yanıp tutuşup kırmızılar sürünmüştüler... Bu turuncu güzden kalmış olmalı, bereketli topraklara uzanan uzun bir yolculuk dönüşü belki de... (...) Kentin en güzel sokaklarında ilk turlar atılırken kalpler nasıl atmıştır sahi! Kaç mutluluğa sahne olmuştur bu ön koltuklar, kaç aşk ağır ağır yitip gitmiş, uzaklaşmıştır dikiz aynasında! Hangi tür coşku sığmaz da taşar sahi camlardan sokaklara... Kaç tekerlek, kaç silecek, kaç fren sığar bir hayata! (...) Altına uzanıp, en mahrem bilgileri edinen ustaları bulsak bu bilgileri verirler mi bize, yoksa dalgalarını mı geçerler! Yok yok, en iyisi onları bulmak, onlara sormak; ölü arabalar ülkesinde...
・・・
(Ölü Arabalar Ülkesi, Deneme, 2018)
Kaç ayrı renk denemiştiler kim bilir? Bir bahar öncesi sarıya bürünmüş, belki de yanıp tutuşup kırmızılar sürünmüştüler... Bu turuncu güzden kalmış olmalı, bereketli topraklara uzanan uzun bir yolculuk dönüşü belki de... (...) Kentin en güzel sokaklarında ilk turlar atılırken kalpler nasıl atmıştır sahi! Kaç mutluluğa sahne olmuştur bu ön koltuklar, kaç aşk ağır ağır yitip gitmiş, uzaklaşmıştır dikiz aynasında! Hangi tür coşku sığmaz da taşar sahi camlardan sokaklara... Kaç tekerlek, kaç silecek, kaç fren sığar bir hayata! (...) Altına uzanıp, en mahrem bilgileri edinen ustaları bulsak bu bilgileri verirler mi bize, yoksa dalgalarını mı geçerler! Yok yok, en iyisi onları bulmak, onlara sormak; ölü arabalar ülkesinde... ・・・ (Ölü Arabalar Ülkesi, Deneme, 2018)
Bu eğlenceli an, bazen denk gelir, keyfini çıkarırsınız.. Alev alıp bir şeyler veda ederken, o gün tam da böyle olmuştu.. En iyisi anlatayım...
...
Güneş iyice kızarır, manzaraya ait tüm detaylar acilen toplanır, ufukta büyük bir heyecan belirir ve dünyanın bu köşesi, cennete geçiş provasına bir kez daha hazırdır.. Ağustos böcekleri çalmaya başlar, rüzgar veda şiirleri mırıldanır, kuşlar günün geri kalanından bahseder ve manzara şöyle der: Bekle ve izle, bunu görmeden ölmeni istemeyiz..
...
Gösterişli veda anında, ufukta bunlar yaşanırken, sahilde, kuytu bir köşede ise başka bir heyecan vardır... Kurdukları derme çatma masanın başında öylesine kalakalmış, hayati bir hata sonucu bir türlü gagalarını ıslatamamış dostlar arar, kabaca su beklediklerini hatırlatıp, bağırır çağırır, kapatırlar.. Bu kısa arada; birilerini arayıp, bir kurtarıcı bulmaya çalıştıklarından eminim! Çaresizce, yeniden bana döner, özür diler; Ezine beyazından, Ayvalık sızmasından, yol üstü toplanan yeşillerden bahseder, masanın diğer detayları ile aklımı çalmaya çalışırlar! Araba az arkamda, tek eksikleri ise ilerideki şu köy çeşmesindedir.. Onlara, özellikle de böyle bir manzarayı izlerken daha kibar olmaları gerektiğini söylerim.. Böyle bir durumda, sadece ağustos böcekleri değil, kazanacağımı herkes bilir!.. Şu manzaraya bir baksana! Bekler, izler ve sonunda olası bir saldırıyı göze alarak, elimde ab-ı hayat ile susuzluktan kurumuş gagaların yanına inerim.. Artık hep birlikte ölebiliriz!..
・・・
🕊 (Ağustos 2018)
Bu eğlenceli an, bazen denk gelir, keyfini çıkarırsınız.. Alev alıp bir şeyler veda ederken, o gün tam da böyle olmuştu.. En iyisi anlatayım... ... Güneş iyice kızarır, manzaraya ait tüm detaylar acilen toplanır, ufukta büyük bir heyecan belirir ve dünyanın bu köşesi, cennete geçiş provasına bir kez daha hazırdır.. Ağustos böcekleri çalmaya başlar, rüzgar veda şiirleri mırıldanır, kuşlar günün geri kalanından bahseder ve manzara şöyle der: Bekle ve izle, bunu görmeden ölmeni istemeyiz.. ... Gösterişli veda anında, ufukta bunlar yaşanırken, sahilde, kuytu bir köşede ise başka bir heyecan vardır... Kurdukları derme çatma masanın başında öylesine kalakalmış, hayati bir hata sonucu bir türlü gagalarını ıslatamamış dostlar arar, kabaca su beklediklerini hatırlatıp, bağırır çağırır, kapatırlar.. Bu kısa arada; birilerini arayıp, bir kurtarıcı bulmaya çalıştıklarından eminim! Çaresizce, yeniden bana döner, özür diler; Ezine beyazından, Ayvalık sızmasından, yol üstü toplanan yeşillerden bahseder, masanın diğer detayları ile aklımı çalmaya çalışırlar! Araba az arkamda, tek eksikleri ise ilerideki şu köy çeşmesindedir.. Onlara, özellikle de böyle bir manzarayı izlerken daha kibar olmaları gerektiğini söylerim.. Böyle bir durumda, sadece ağustos böcekleri değil, kazanacağımı herkes bilir!.. Şu manzaraya bir baksana! Bekler, izler ve sonunda olası bir saldırıyı göze alarak, elimde ab-ı hayat ile susuzluktan kurumuş gagaların yanına inerim.. Artık hep birlikte ölebiliriz!.. ・・・ 🕊 (Ağustos 2018)
Eğer her yaşamın belirgin bir felaket anı varsa benimki de buydu!
・・・
(Gölyazı, Bursa 🕊 Temmuz, 2018)
Eğer her yaşamın belirgin bir felaket anı varsa benimki de buydu! ・・・ (Gölyazı, Bursa 🕊 Temmuz, 2018)
"Fakat bırakın mesafeler olsun birlikteliğinizde. Bırakın dans etsin göklerin rüzgarları aranızda. Birbirinizi sevin ama aşkı pranga eylemeyin: Bırakın ruhlarınızın kıyıları arasında dalgalanan bir deniz olsun aşk." Halil Cibran
・・・
🕊 (Sapanca Gölü, Sakarya ⚓️ Temmuz 2018) #sunset #lake #boat #naturephoto #trphotof #landscape_captures #trphotoy #awesome_earthpix #natureaddict #rsa_rural #awesomeearth #nature_wizards #allnatureshots #instanaturelover #longexposure #nightphotography #global_hotshotz #nature #instalike #gununkaresi #allshotsturkey #hayatakarken #anadolugram #zamanidurdur #turkinstagram #ig_turkey #travelling #travelblogger #turkobjektif
"Fakat bırakın mesafeler olsun birlikteliğinizde. Bırakın dans etsin göklerin rüzgarları aranızda. Birbirinizi sevin ama aşkı pranga eylemeyin: Bırakın ruhlarınızın kıyıları arasında dalgalanan bir deniz olsun aşk." Halil Cibran ・・・ 🕊 (Sapanca Gölü, Sakarya ⚓️ Temmuz 2018) #sunset  #lake  #boat  #naturephoto  #trphotof  #landscape_captures  #trphotoy  #awesome_earthpix  #natureaddict  #rsa_rural  #awesomeearth  #nature_wizards  #allnatureshots  #instanaturelover  #longexposure  #nightphotography  #global_hotshotz  #nature  #instalike  #gununkaresi  #allshotsturkey  #hayatakarken  #anadolugram  #zamanidurdur  #turkinstagram  #ig_turkey  #travelling  #travelblogger  #turkobjektif 
Yeni güne, seçilmiş arkadaş ‘patates surat’ ile başlamak! Çağırırsanız belki sizin yanınıza da gelebilir, tabi ilgilenecek daha keyifli bir fikri yoksa!
・・・
“Kedi gözlerini açtı,
Güneş girdi içeri.
Kedi gözlerini kapadı,
Güneş içerde kaldı.” Maurice Careme
・・・
🐾 (Cafe Naftalin, Balat, İstanbul 😽 Temmuz 2018) #catstagram #catlove #instacat #cutecat #meow #katze #catlover #animalsofinstagram #catoftheday #cat_features #ilovemycat #catwalk #catlovers #kittylove #catstagram #catvalentine #lovecats #mygreatcat #caturday #cats_of_world #istanbuldayasam #gununkaresi #hayatakarken #zamanidurdur #turkinstagram #ig_turkey
Yeni güne, seçilmiş arkadaş ‘patates surat’ ile başlamak! Çağırırsanız belki sizin yanınıza da gelebilir, tabi ilgilenecek daha keyifli bir fikri yoksa! ・・・ “Kedi gözlerini açtı, Güneş girdi içeri. Kedi gözlerini kapadı, Güneş içerde kaldı.” Maurice Careme ・・・ 🐾 (Cafe Naftalin, Balat, İstanbul 😽 Temmuz 2018) #catstagram  #catlove  #instacat  #cutecat  #meow  #katze  #catlover  #animalsofinstagram  #catoftheday  #cat_features  #ilovemycat  #catwalk  #catlovers  #kittylove  #catstagram  #catvalentine  #lovecats  #mygreatcat  #caturday  #cats_of_world  #istanbuldayasam  #gununkaresi  #hayatakarken  #zamanidurdur  #turkinstagram  #ig_turkey 
O an hep gelir bilirsin. O hayatını değiştiren büyük an. Ayaklarını yerden kesip neyin önemli olup olmadığını hatırlatan an..
・・・
🕊 (Valide Han, Eminönü, İstanbul 🎈 Temmuz 2018)
O an hep gelir bilirsin. O hayatını değiştiren büyük an. Ayaklarını yerden kesip neyin önemli olup olmadığını hatırlatan an.. ・・・ 🕊 (Valide Han, Eminönü, İstanbul 🎈 Temmuz 2018)
Saklanacak güzel bir yer bulmuştum... Oracıkta oturup, söylene söylene gelecek güzel yüzlüyü beklemeye koyuldum...
・・・
🕊 (Balat, İstanbul, Temmuz 2018)
Saklanacak güzel bir yer bulmuştum... Oracıkta oturup, söylene söylene gelecek güzel yüzlüyü beklemeye koyuldum... ・・・ 🕊 (Balat, İstanbul, Temmuz 2018)
Günün en keyifli anı, dinlenmeye çekilmiş kıyılarda ayaküstü yapılan sohbetlerdi.. Batmak üzere olan güneş, son bir tur daha yorgun bedenini aşındırırken; ‘hayat bazen kaybettiğin yerden başlar’ demişti.. Hayli zamandır hiç kimseyle bu kadar uzun konuşmamıştım.. Vedalaşırken demir çapasını koynuna bırakıp, yorgunluğunun bir kısmını kendi üzerime aldım..
・・・
🕊 (Eskikaraağaç Köyü, Uluabat Gölü, Bursa ⚓️ Haziran 2018)
Günün en keyifli anı, dinlenmeye çekilmiş kıyılarda ayaküstü yapılan sohbetlerdi.. Batmak üzere olan güneş, son bir tur daha yorgun bedenini aşındırırken; ‘hayat bazen kaybettiğin yerden başlar’ demişti.. Hayli zamandır hiç kimseyle bu kadar uzun konuşmamıştım.. Vedalaşırken demir çapasını koynuna bırakıp, yorgunluğunun bir kısmını kendi üzerime aldım.. ・・・ 🕊 (Eskikaraağaç Köyü, Uluabat Gölü, Bursa ⚓️ Haziran 2018)
"... külrengi bir yalnızlığın tam ortasında öldürüldüğümde, cinayet mahallinde ben de vardım. tam kıyıdaydım. her şeyi gördüm."
・・・
Bir hayat hiç yaşanmadığı gibi anlatılabilir mi? İnsan hem özgür hem de tutsak hissedebilir mi kendini? İç kısımda mı, kıyıda mı yaşadığını bilememek; hayattayken ‘insanca’ yaşamayı istemek çok ağır değil mi? Ahmet Cemal’in tarif ettiği kıyıda yaşıyoruz şimdi.. Ve öldürdüğümüz her duyguyla ‘evden’, kıyıdan daha da uzaklaşıyoruz!
・・・
🐾 Biz tüm iç limanlardan uzaklaşırken, onlar inadına yaklaşıyorlar! Uluabat Gölü‘nün (Apolyont Gölü) kenarında yer alan Eskikaracaköy, her yıl onlarca leyleğe ev sahipliği yapıyor. Leylek Köyü olarakta bilinen Eskikaracaköy’de her yıl düzenlenen Leylek Şenliği’ne yetişemedik ama kuluçkaya yatmaya hazırlanan leylekleri göreceğimizden eminim... ・・・
🕊 (Eskikaraağaç Köyü, Haziran 2018) #lake #boat
"... külrengi bir yalnızlığın tam ortasında öldürüldüğümde, cinayet mahallinde ben de vardım. tam kıyıdaydım. her şeyi gördüm." ・・・ Bir hayat hiç yaşanmadığı gibi anlatılabilir mi? İnsan hem özgür hem de tutsak hissedebilir mi kendini? İç kısımda mı, kıyıda mı yaşadığını bilememek; hayattayken ‘insanca’ yaşamayı istemek çok ağır değil mi? Ahmet Cemal’in tarif ettiği kıyıda yaşıyoruz şimdi.. Ve öldürdüğümüz her duyguyla ‘evden’, kıyıdan daha da uzaklaşıyoruz! ・・・ 🐾 Biz tüm iç limanlardan uzaklaşırken, onlar inadına yaklaşıyorlar! Uluabat Gölü‘nün (Apolyont Gölü) kenarında yer alan Eskikaracaköy, her yıl onlarca leyleğe ev sahipliği yapıyor. Leylek Köyü olarakta bilinen Eskikaracaköy’de her yıl düzenlenen Leylek Şenliği’ne yetişemedik ama kuluçkaya yatmaya hazırlanan leylekleri göreceğimizden eminim... ・・・ 🕊 (Eskikaraağaç Köyü, Haziran 2018) #lake  #boat 
...
- Kız abu nerden böyle?
- Eccük odun topladım yazudan...
- Nasılsın, iyi misin?
- Şükür olsun...
- Yoruldun mu?
- Yoh!
- Urban güzelmiş...
- Essaah! Vay babağan anağan!
- Yol arkadaşın söz dinler mi?
- Ğaşmer! Ben onu dinlirem!
- Var mı bir isteğin?
- Ağleşin, cızlak yapım, katık yapım...
・・・
Abu/abla-ana, eccük/azıcık, yazu/arazi, urba/elbise, essah/sahi mi-doğru mu, ğaşmer/çirkin-sevimli, ağleşin/bekleyin-durun, cızlak/sac ekmeği, katık/ayran.
・・・
Aşağı yukarı bölge ağzı, lehçe böyleydi. Yine de hata varsa affola. Saded; ne yapsak haklarını ödeyemeyiz. Tüm annelerin günü kutlu olsun.
・・・
🕊 (Çamiçi Yaylası, Tokat, Mayıs 2018)
... - Kız abu nerden böyle? - Eccük odun topladım yazudan... - Nasılsın, iyi misin? - Şükür olsun... - Yoruldun mu? - Yoh! - Urban güzelmiş... - Essaah! Vay babağan anağan! - Yol arkadaşın söz dinler mi? - Ğaşmer! Ben onu dinlirem! - Var mı bir isteğin? - Ağleşin, cızlak yapım, katık yapım... ・・・ Abu/abla-ana, eccük/azıcık, yazu/arazi, urba/elbise, essah/sahi mi-doğru mu, ğaşmer/çirkin-sevimli, ağleşin/bekleyin-durun, cızlak/sac ekmeği, katık/ayran. ・・・ Aşağı yukarı bölge ağzı, lehçe böyleydi. Yine de hata varsa affola. Saded; ne yapsak haklarını ödeyemeyiz. Tüm annelerin günü kutlu olsun. ・・・ 🕊 (Çamiçi Yaylası, Tokat, Mayıs 2018)
Sana rastladığımda, toprağa sırtını dönmüşler uzaktaydı… Yalnızlığını ekerken yakalamıştım seni… Kuşlar beyaz bulutları öpmüş, ince ince bir yağmur düşmüştü üzerimize. Uzun uzun bakmıştım yüzüne, uzun uzun bakmıştın kalan işlere…
•
(Hiç konuşmadan ne de çok konuşmuştuk!)
Renkli bir heybe vardı sırtında, içinde umut ve bereket… Elbet şenlik geri dönecek, sabret!
・・・
🕊 (Çamiçi Yaylası, Tokat, Mayıs 2018)
Sana rastladığımda, toprağa sırtını dönmüşler uzaktaydı… Yalnızlığını ekerken yakalamıştım seni… Kuşlar beyaz bulutları öpmüş, ince ince bir yağmur düşmüştü üzerimize. Uzun uzun bakmıştım yüzüne, uzun uzun bakmıştın kalan işlere… • (Hiç konuşmadan ne de çok konuşmuştuk!) Renkli bir heybe vardı sırtında, içinde umut ve bereket… Elbet şenlik geri dönecek, sabret! ・・・ 🕊 (Çamiçi Yaylası, Tokat, Mayıs 2018)
Sivas’tan, önce Tokat’a, ardından da Niksar’a freni boşalmış bir kamyon gibi, yokuş aşağı inmiştik… 1285’lerden, yaklaşık iki saatte neredeyse sıfır rakıma… Çankaya Tepesi’nden bakınca, Canik ve Dönek dağları arasında uzanan yemyeşil vadiyi ve Karadeniz’e ulaşmak için can atan Kelkit Çayı’nı seçebiliyorduk artık… Tarihi İpek Yolu’nun bu zümrüt gerdanlıktan geçiyor olmasına şaşmamalı!
•
Diyarbakır’dan sonra en uzun surlara sahip olan kale burçlarından uzun uzun Niksar’ı seyrediyorum... Tarihi ve günümüz kaderini süzgeçten geçirince, büyüdüğüm şehre benzetmiştim! Kalesi, sesleri, izleri ve nefesi... Daha önce görmediğim, bilmediğim sokakları tanıdık gelmişti...
•
Alp Aslan beylerinden Danışmend Gazi bu manzaranın keyfini çıkarmış mıdır bilinmez ama bir zamanlar genç ve yerinde duramayan Bey’lerin, Prens’lerin rüyalarını süsleyen bu zenginlik, günümüzde de ‘doymayan amaçsızların’ iştahını kabartıyor olmalı!
・・・
Anadolu’yu bir uçtan diğer uca dolaşan Erzurumlu Emrah’ın son durağı olmuştu Niksar. Şair Cahit Kulebi’nin gençliği ve özlemiydi: “Niksar’da evimizdeyken / Küçük bir serçe kadar hürdüm” diyordu ‘İstanbul’ şiirinde… Bir serçe kadar hürdüm ve dört günlük, sakin bir gezi planı yapmıştım bu dev çamın gölgesinde…
・・・
🕊 (Niksar’da Dört Gün, Mayıs 2018)
Sivas’tan, önce Tokat’a, ardından da Niksar’a freni boşalmış bir kamyon gibi, yokuş aşağı inmiştik… 1285’lerden, yaklaşık iki saatte neredeyse sıfır rakıma… Çankaya Tepesi’nden bakınca, Canik ve Dönek dağları arasında uzanan yemyeşil vadiyi ve Karadeniz’e ulaşmak için can atan Kelkit Çayı’nı seçebiliyorduk artık… Tarihi İpek Yolu’nun bu zümrüt gerdanlıktan geçiyor olmasına şaşmamalı! • Diyarbakır’dan sonra en uzun surlara sahip olan kale burçlarından uzun uzun Niksar’ı seyrediyorum... Tarihi ve günümüz kaderini süzgeçten geçirince, büyüdüğüm şehre benzetmiştim! Kalesi, sesleri, izleri ve nefesi... Daha önce görmediğim, bilmediğim sokakları tanıdık gelmişti... • Alp Aslan beylerinden Danışmend Gazi bu manzaranın keyfini çıkarmış mıdır bilinmez ama bir zamanlar genç ve yerinde duramayan Bey’lerin, Prens’lerin rüyalarını süsleyen bu zenginlik, günümüzde de ‘doymayan amaçsızların’ iştahını kabartıyor olmalı! ・・・ Anadolu’yu bir uçtan diğer uca dolaşan Erzurumlu Emrah’ın son durağı olmuştu Niksar. Şair Cahit Kulebi’nin gençliği ve özlemiydi: “Niksar’da evimizdeyken / Küçük bir serçe kadar hürdüm” diyordu ‘İstanbul’ şiirinde… Bir serçe kadar hürdüm ve dört günlük, sakin bir gezi planı yapmıştım bu dev çamın gölgesinde… ・・・ 🕊 (Niksar’da Dört Gün, Mayıs 2018)
Masal bitince, sen susunca, çocukluğum beni unutup gider sanki bir sokak ortasında... Ceplerimde biriken taşlarla, kapısını çalmaya korktuğum en sahipsiz ev bizimki sanki... Yüzümde güneş kalmış, üstüm başım toz duman, oturmuşum oracıkta...
・・・
🕊 (Mardin, Nisan, 2018)
Masal bitince, sen susunca, çocukluğum beni unutup gider sanki bir sokak ortasında... Ceplerimde biriken taşlarla, kapısını çalmaya korktuğum en sahipsiz ev bizimki sanki... Yüzümde güneş kalmış, üstüm başım toz duman, oturmuşum oracıkta... ・・・ 🕊 (Mardin, Nisan, 2018)
Kuşları nasıl sevdiğimi bilirsin, şiirleri ve hikayeleri olan kentleri de... Uçamadığımdan olsa gerek sürekli yollarda olmayı da...
•
Güvercin tedirginliği var yollarda! Serçe telaşı sinmiş üzerimize... Böylesine güzel bir manzaranın karşısında olabildiğince özgür olmayı seçiyorum...
•
Her gördüğüm eve, her girdiğim sokağa, her gittiğim yere aşık olmam korkutuyor seni biliyorum! Yine eski bir sevgiliden yazıyorum: Yorgun bir avludan, koşturan gün ışığı gülüşlü çocukların arasından, anaç bir kadının yanından...
•
Ne diyordu Ülkü Tamer; ‘Dünyada ne kadar kuş varsa, bir fazlası senin soluğunda’... Kuşların kanat seslerini, gelip geçene verdiğim selamı, içinde bulunduğum sarhoşluğu gönderiyorum sana... Işığı gönderiyorum; gölgeyi, taşı, toprağı ve sabahı... Günbatımını, tüm sesleri ve gizemli geceyi...
・・・
🕊 (Mardin Notları, Nisan, 2018)
Kuşları nasıl sevdiğimi bilirsin, şiirleri ve hikayeleri olan kentleri de... Uçamadığımdan olsa gerek sürekli yollarda olmayı da... • Güvercin tedirginliği var yollarda! Serçe telaşı sinmiş üzerimize... Böylesine güzel bir manzaranın karşısında olabildiğince özgür olmayı seçiyorum... • Her gördüğüm eve, her girdiğim sokağa, her gittiğim yere aşık olmam korkutuyor seni biliyorum! Yine eski bir sevgiliden yazıyorum: Yorgun bir avludan, koşturan gün ışığı gülüşlü çocukların arasından, anaç bir kadının yanından... • Ne diyordu Ülkü Tamer; ‘Dünyada ne kadar kuş varsa, bir fazlası senin soluğunda’... Kuşların kanat seslerini, gelip geçene verdiğim selamı, içinde bulunduğum sarhoşluğu gönderiyorum sana... Işığı gönderiyorum; gölgeyi, taşı, toprağı ve sabahı... Günbatımını, tüm sesleri ve gizemli geceyi... ・・・ 🕊 (Mardin Notları, Nisan, 2018)
Bir önceki paylaşımdan devam 👉
•
Avrupa; yeni tanıştığı Orta Asya menşeli bu çiçekle haşır neşir olurken, içerde, Osmanlı topraklarında da sadrazamlardan paşalara herkeste bir lale çılgınlığı vardır. En farklı renk ve soğan için gizli bahçeler kuruluyor, yeni üretilen türlere özel isimler veriliyor ve daha da ileri giderek ‘ilginç’ bulunan yeni lale soğanlarına servet ödeniyor! Mesela sevgiliye ithaf edilen ‘gönül yakan’ veya şansa vurgu yapan ‘talih yıldızı’… Bir zaman sonra zevk ve sefaya giden yolun baş aktörü olacaktır lale! Hatta sanatı ve musikiyi de etkisi altına alacak; şiirlerde, şarkılarda, ahşaplarda ve tezhiplerde baş gösterecektir. (Bu örneklerin sergilendiği Lale Müzesi’ni gezebilirsiniz.)
•
Lale Devri sırasında bir rivayete göre Çırağan Sarayı’nın bahçesindeki en özel lale olan ‘Taç-ı Kayser’ çalınmış ve uzun süre aranmasına rağmen bulunamamış! Zaman zaman tek bir özel soğanın 1000 altın değerine ulaştığı lalenin ‘bize özgü’ trajedik öyküsü ise işte tam da bu ünlü olduğu dönemden sonra başlıyor..
•
Lale çılgınlığına rağmen Osmanlı, nasıl başarıyorsa lale üretimi ve ticaretini Hollanda’ya kaptırıyor! Hatta bir zaman sonra lale soğanlarını bu ülkeden sağlamaya başlıyor… İhtal edilen –kısırlaştırılmış- lale soğanları, ilginçtir, bir kere çiçek veriyor ve sonra ölüyor! Ve Lale Devri’ni yaşamış, laleriyle ünlü İstanbul’a, bir zaman sonra lale sevdası pahalı gelmeye başlıyor. 18. Yüzyıl ile birlikte bu harika renkler her geçen yıl biraz daha azalıyor…
•
Bugün dünyanın bir çok ülkesi, lale üretimine devam ediyor, lale festivalleri düzenliyor. Adına da ‘tulip-tulipmania’ diyor. Yani, öyle veya böyle, lale-tulip bitmiyor, çoğalarak yaşamını sürdürüyor. Sahi, bu ‘tulip’ ismi nereden geliyor?
・・・
(Bugün dünyanın en büyük lale üreticisi Hollanda. Üsküdarlı Baltacızade Mustafa Çelebi’nin 18’nci yüzyılda Abı Kevser, Arı Rummanı, Abı Yakut adlarıyla türettiği nadide laleleri, 3 asır sonra Rosario, Leenvandermark, Furand adlarıyla Hollanda’dan ithal edip üretim merkezleri kuran Türkiye, son 5 yılda yeniden üreticilerden biri haline geldi!)
・・・
🌷 (Lale’nin Hikayesi 2, Nisan 2018, İstanbul)
Bir önceki paylaşımdan devam 👉 • Avrupa; yeni tanıştığı Orta Asya menşeli bu çiçekle haşır neşir olurken, içerde, Osmanlı topraklarında da sadrazamlardan paşalara herkeste bir lale çılgınlığı vardır. En farklı renk ve soğan için gizli bahçeler kuruluyor, yeni üretilen türlere özel isimler veriliyor ve daha da ileri giderek ‘ilginç’ bulunan yeni lale soğanlarına servet ödeniyor! Mesela sevgiliye ithaf edilen ‘gönül yakan’ veya şansa vurgu yapan ‘talih yıldızı’… Bir zaman sonra zevk ve sefaya giden yolun baş aktörü olacaktır lale! Hatta sanatı ve musikiyi de etkisi altına alacak; şiirlerde, şarkılarda, ahşaplarda ve tezhiplerde baş gösterecektir. (Bu örneklerin sergilendiği Lale Müzesi’ni gezebilirsiniz.) • Lale Devri sırasında bir rivayete göre Çırağan Sarayı’nın bahçesindeki en özel lale olan ‘Taç-ı Kayser’ çalınmış ve uzun süre aranmasına rağmen bulunamamış! Zaman zaman tek bir özel soğanın 1000 altın değerine ulaştığı lalenin ‘bize özgü’ trajedik öyküsü ise işte tam da bu ünlü olduğu dönemden sonra başlıyor.. • Lale çılgınlığına rağmen Osmanlı, nasıl başarıyorsa lale üretimi ve ticaretini Hollanda’ya kaptırıyor! Hatta bir zaman sonra lale soğanlarını bu ülkeden sağlamaya başlıyor… İhtal edilen –kısırlaştırılmış- lale soğanları, ilginçtir, bir kere çiçek veriyor ve sonra ölüyor! Ve Lale Devri’ni yaşamış, laleriyle ünlü İstanbul’a, bir zaman sonra lale sevdası pahalı gelmeye başlıyor. 18. Yüzyıl ile birlikte bu harika renkler her geçen yıl biraz daha azalıyor… • Bugün dünyanın bir çok ülkesi, lale üretimine devam ediyor, lale festivalleri düzenliyor. Adına da ‘tulip-tulipmania’ diyor. Yani, öyle veya böyle, lale-tulip bitmiyor, çoğalarak yaşamını sürdürüyor. Sahi, bu ‘tulip’ ismi nereden geliyor? ・・・ (Bugün dünyanın en büyük lale üreticisi Hollanda. Üsküdarlı Baltacızade Mustafa Çelebi’nin 18’nci yüzyılda Abı Kevser, Arı Rummanı, Abı Yakut adlarıyla türettiği nadide laleleri, 3 asır sonra Rosario, Leenvandermark, Furand adlarıyla Hollanda’dan ithal edip üretim merkezleri kuran Türkiye, son 5 yılda yeniden üreticilerden biri haline geldi!) ・・・ 🌷 (Lale’nin Hikayesi 2, Nisan 2018, İstanbul)