an online Instagram web viewer
  • hakanevrensel
    HAKAN EVRENSEL
    @hakanevrensel

Images by hakanevrensel

Tam 8 yıl önceydi...
Askeri tıp personelinin gösterdiği insanüstü çabayı Şırnak Askeri Hastanesi'ni temel alarak anlatmaya çalışan "Güneydoğudan Öyküler: Önce Vatan" dizisinin ilk bölümü televizyonda yayınlanmıştı.
Dizi kısa sürede izleyicilerin görmek istediklerine yöneldi ve gerçeklerden uzaklaşmaya başladı. Necip Türk izleyicisi gerçekte yaşananlar yerine; korkmayan, ölmeyen, üzülmeyen, kızmayan, hertürlü imkansızı başaran ve bu arada da tutkulu aşk yaşayan askerleri izlemek istiyordu.
Üstelik, Aylin (Melisa Sözen) hemşirenin, şehidin parmağındaki alyansı çıkardığı sahnede izleyici ekrandan kaçmıştı. İşte bu sahnenin necip Türk milletine ağır gelmesi, bana daha da ağır gelmişti. Dayanamamış ve 5nci bölümde senaristliğini bırakmıştım. 
Reyting kurbanı olan dizinin ömrü ancak 11 bölüm...
Gülhane Askeri Tıp Akademisi - GATA'nın ömrü ise 118 yıl sürebildi.

#tbt #güneydoğudanöyküler #öncevatan
Tam 8 yıl önceydi... Askeri tıp personelinin gösterdiği insanüstü çabayı Şırnak Askeri Hastanesi'ni temel alarak anlatmaya çalışan "Güneydoğudan Öyküler: Önce Vatan" dizisinin ilk bölümü televizyonda yayınlanmıştı. Dizi kısa sürede izleyicilerin görmek istediklerine yöneldi ve gerçeklerden uzaklaşmaya başladı. Necip Türk izleyicisi gerçekte yaşananlar yerine; korkmayan, ölmeyen, üzülmeyen, kızmayan, hertürlü imkansızı başaran ve bu arada da tutkulu aşk yaşayan askerleri izlemek istiyordu. Üstelik, Aylin (Melisa Sözen) hemşirenin, şehidin parmağındaki alyansı çıkardığı sahnede izleyici ekrandan kaçmıştı. İşte bu sahnenin necip Türk milletine ağır gelmesi, bana daha da ağır gelmişti. Dayanamamış ve 5nci bölümde senaristliğini bırakmıştım. Reyting kurbanı olan dizinin ömrü ancak 11 bölüm... Gülhane Askeri Tıp Akademisi - GATA'nın ömrü ise 118 yıl sürebildi. #tbt  #güneydoğudanöyküler  #öncevatan 
Yıllar önce resmi bir toplantıda, Amerika Birleşik Devletleri'nin Ali Cengiz oyunlarını ve küstahlıklarını dillendirdiğimde; bazı üst düzey bürokratların "ABD bizim stratejik ortağımızdır" diyerek savunmalarına şahit olmuştum. Mandacılığı ruhundan silememiş bu mankurtların esin kaynağı ağa babalarını "Mustafa Kemal'in Uçakları" adlı kitapta yakaladım.
İşbankası Yayınları'ndan çıkan kitabın yazarı İsmail Yavuz.

Mutlaka okuyunuz ve okutunuz... Çünkü bu kitap sadece Mustafa Kemal'in eşsiz öngörüsü ile oluşturmaya çalıştığı yerli ve milli uçak yapım hikayesini anlatmıyor. Bu kitap, 11 Kasım 1938'de başlayan ve ülkesine ihanet yarışında sınır tanımayanların bir özeti aslında... Satır aralarında; Türk havacılığının, Türk sanayiinin, Türk biliminin, özetle Türk'ün özgüveninin, türlü türlü oyunlarla nasıl yerle bir edildiğini içiniz burkularak, boğazınız düğümlenerek, hırslanarak ve aslında Gazi'nin aziz hatırası önünde utanarak okuyacaksınız.

Yazarı İsmail Yavuz'a, kitapta adı geçen ve unutturulmaya çalışılan kahramanlara sonsuz şükran duygularıyla...
Yıllar önce resmi bir toplantıda, Amerika Birleşik Devletleri'nin Ali Cengiz oyunlarını ve küstahlıklarını dillendirdiğimde; bazı üst düzey bürokratların "ABD bizim stratejik ortağımızdır" diyerek savunmalarına şahit olmuştum. Mandacılığı ruhundan silememiş bu mankurtların esin kaynağı ağa babalarını "Mustafa Kemal'in Uçakları" adlı kitapta yakaladım. İşbankası Yayınları'ndan çıkan kitabın yazarı İsmail Yavuz. Mutlaka okuyunuz ve okutunuz... Çünkü bu kitap sadece Mustafa Kemal'in eşsiz öngörüsü ile oluşturmaya çalıştığı yerli ve milli uçak yapım hikayesini anlatmıyor. Bu kitap, 11 Kasım 1938'de başlayan ve ülkesine ihanet yarışında sınır tanımayanların bir özeti aslında... Satır aralarında; Türk havacılığının, Türk sanayiinin, Türk biliminin, özetle Türk'ün özgüveninin, türlü türlü oyunlarla nasıl yerle bir edildiğini içiniz burkularak, boğazınız düğümlenerek, hırslanarak ve aslında Gazi'nin aziz hatırası önünde utanarak okuyacaksınız. Yazarı İsmail Yavuz'a, kitapta adı geçen ve unutturulmaya çalışılan kahramanlara sonsuz şükran duygularıyla...
KÜÇÜK MUSTAFA'YI, GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK YAPAN ONURUDUR.

NOT 1: Kurtuluş Dizisinden zehir zemberek bir sahne. Gazi'nin sözlerini duyunca insanın boğazı düğümleniyor, yüzü kızarıyor.

NOT 2: Kurtuluş Savaşı'nda Türk ordusuna da silah satmak isteyen Zaharof, aslen Muğla doğumlu bir Rum'du. Yunanistan'ın Anadolu macerasının organizatörlerinden biriydi. Yunan ordusunun ve İngilizler'in en büyük silah sağlayıcısı olduğu için adı Ölüm Taciri'ne çıkmıştı.

NOT 3: Ya bu dolar kaç Türk Lirası oldu acaba?

NOT 4: Bu arada, 30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun.
KÜÇÜK MUSTAFA'YI, GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK YAPAN ONURUDUR. NOT 1: Kurtuluş Dizisinden zehir zemberek bir sahne. Gazi'nin sözlerini duyunca insanın boğazı düğümleniyor, yüzü kızarıyor. NOT 2: Kurtuluş Savaşı'nda Türk ordusuna da silah satmak isteyen Zaharof, aslen Muğla doğumlu bir Rum'du. Yunanistan'ın Anadolu macerasının organizatörlerinden biriydi. Yunan ordusunun ve İngilizler'in en büyük silah sağlayıcısı olduğu için adı Ölüm Taciri'ne çıkmıştı. NOT 3: Ya bu dolar kaç Türk Lirası oldu acaba? NOT 4: Bu arada, 30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun.
Tam 7 yıl önce bugüne ait bir #tbt

Türk Hava Kuvvetleri'nin kuruluşunun 100. kuruluş yılı anısına çekilen ve 
senaryosunu kaleme aldığım "Anadolu Kartalları" sinema filminin çekimleri 
sürerken, Genelkurmay Başkanlığı'nın özel izni sayesinde (BABA) F-4 ile 
uçuş izin verilmiş, Konya-Gazipaşa-Mersin-Konya üzeri 1 saatlik uçuş 
yapmıştım. Hayatımın bu bir saatini unutamam. Ama aşağıda sıraladıklarımı 
da asla unutmayacağım:
- 50 yıl aradan sonra bir araya gelen Hava Kuvvetleri Komutanlığı ile sinema 
sektörü arasındaki koordinasyon zorluklarını,
- Son teknoloji kameralar ile son teknoloji uçaklar arasında, haftalar, hatta 
aylar süren hassas planlama çalışmalarını,
- İstisnalar dışında hemen herkesin senaryonun ruhuna karışmış olmasını,
- Hazırlıklar sürecinde ve çekimler sırasındaki "garip" müdahalelerin, milletine düşman FETÖcülerin işi olduğunu 15 Temmuz'dan sonra öğrenmiş olmamı,
- Vizyona girdiği sırada filme yönelik ilginin düşmesi için FETÖcülerin halkı 
kamyonlara bindirip, Said-i Nursi'nin  saçma sapan çizgi filmini izlemeleri için sinema salonlarına taşımalarını,
- Türk askerinin "gavurun ordusu" muamelesi gördüğü bir dönemde, Türk 
halkının gözbebeği Türk Silahlı Kuvvetlerimiz içinde gerçek 
vatanseverlerin çoğunlukta olduğunu anlatabilmek için, tüm ekip ile nasıl 
çırpındığımızı....
ASLA UNUTMAYACAĞIM.
Emek veren herkese minnettarım.
Tam 7 yıl önce bugüne ait bir #tbt  Türk Hava Kuvvetleri'nin kuruluşunun 100. kuruluş yılı anısına çekilen ve senaryosunu kaleme aldığım "Anadolu Kartalları" sinema filminin çekimleri sürerken, Genelkurmay Başkanlığı'nın özel izni sayesinde (BABA) F-4 ile uçuş izin verilmiş, Konya-Gazipaşa-Mersin-Konya üzeri 1 saatlik uçuş yapmıştım. Hayatımın bu bir saatini unutamam. Ama aşağıda sıraladıklarımı da asla unutmayacağım: - 50 yıl aradan sonra bir araya gelen Hava Kuvvetleri Komutanlığı ile sinema sektörü arasındaki koordinasyon zorluklarını, - Son teknoloji kameralar ile son teknoloji uçaklar arasında, haftalar, hatta aylar süren hassas planlama çalışmalarını, - İstisnalar dışında hemen herkesin senaryonun ruhuna karışmış olmasını, - Hazırlıklar sürecinde ve çekimler sırasındaki "garip" müdahalelerin, milletine düşman FETÖcülerin işi olduğunu 15 Temmuz'dan sonra öğrenmiş olmamı, - Vizyona girdiği sırada filme yönelik ilginin düşmesi için FETÖcülerin halkı kamyonlara bindirip, Said-i Nursi'nin saçma sapan çizgi filmini izlemeleri için sinema salonlarına taşımalarını, - Türk askerinin "gavurun ordusu" muamelesi gördüğü bir dönemde, Türk halkının gözbebeği Türk Silahlı Kuvvetlerimiz içinde gerçek vatanseverlerin çoğunlukta olduğunu anlatabilmek için, tüm ekip ile nasıl çırpındığımızı.... ASLA UNUTMAYACAĞIM. Emek veren herkese minnettarım.
Milletine hiç yalan söylemediği için dünyanın gelmiş geçmiş en dürüst lideri Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Söylev'inin dördüncü bölümünde çok çarpıcı bir cümle var. Büyük Atatürk, savaşın tam ortasında, hem bizzat kendisinin hem de milletinin gördüğü ihanetleri, "düşmanlarının elinde oyuncak olmuş" Vahdettin'i ve onun dümen suyundaki satılık aymazları ve yedikleri haltları tane tane anlatır... Sonra Sakarya Meydan Muharebesi'ndeki olaylara geçmeden önce, konuyu aşağıdaki cümle ile bağlama ihtiyacı hisseder ve en az Gençliğe Hitabe kadar önemli ve her kelimesi altın değerinde bir vasiyet bırakır:
"Efendiler, sırası gelmişken, aziz milletime şunu tavsiye ederim ki, bağrında yetiştirerek başının üstüne kadar çıkaracağı adamların kanındaki, vicdanındaki öz cevheri çok iyi tahlil etmek dikkatinden bir an geri kalmasın!" Not: Bu arada, Gazi'nin ayaklarının dibindeki köpek yavruları çok şeker değil mi?  #mustafakemalatatürk
Milletine hiç yalan söylemediği için dünyanın gelmiş geçmiş en dürüst lideri Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Söylev'inin dördüncü bölümünde çok çarpıcı bir cümle var. Büyük Atatürk, savaşın tam ortasında, hem bizzat kendisinin hem de milletinin gördüğü ihanetleri, "düşmanlarının elinde oyuncak olmuş" Vahdettin'i ve onun dümen suyundaki satılık aymazları ve yedikleri haltları tane tane anlatır... Sonra Sakarya Meydan Muharebesi'ndeki olaylara geçmeden önce, konuyu aşağıdaki cümle ile bağlama ihtiyacı hisseder ve en az Gençliğe Hitabe kadar önemli ve her kelimesi altın değerinde bir vasiyet bırakır: "Efendiler, sırası gelmişken, aziz milletime şunu tavsiye ederim ki, bağrında yetiştirerek başının üstüne kadar çıkaracağı adamların kanındaki, vicdanındaki öz cevheri çok iyi tahlil etmek dikkatinden bir an geri kalmasın!" Not: Bu arada, Gazi'nin ayaklarının dibindeki köpek yavruları çok şeker değil mi? #mustafakemalatatürk 
28 yıl önceden bir fotoğraf karesi… İki ANZAC gazisi ile Çanakkale’deki 75nci yıl törenlerinde çekildi. 
Törenlere katılmak için Genelkurmay Başkanlığı’na başvurmuş ve “bi de seninle mi uğraşıcaz Harbiyeli!” cevabı ile izin alamamıştım.
Kara Harp Okulu’ndaki dersleri asıp, Kanada Askeri Ateşesi’nden rica ederek aldığım protokol davetiyesi ile girebilmiştim. 
Şapkalı ANZAC Gazisi’nin sözleri hala kulaklarımda; “O zaman başımızda olanların hepsi unutuldu, gitti. Ama savaştığım düşmanın komutanı, bir ülke kurdu. Bir zamanlar Mustafa Kemal’e karşı savaşmış olmaktan gurur duyuyorum!” Büyük Atatürk! Senden nesiller sonra bile, dize getirdiğin düşmanından saygı görmemi sağlayıp, bana insanlık onurumu hatırlattın. 
Çanakkale, Kurtuluş Savaşı, Kore, Kıbrıs, Güneydoğu ve şimdi de Afrin!..
Günlük siyaset içinde yılgınlığa düşmeyin!...
Göreceksiniz, Türk milletinin onurunu koruyan bu ordu;
gerektiğinde yine savaşacak,
kan ve gözyaşı dökecek ama
bağımsızlığına dokundurtmayacak… 
Bu uğurda canlarını veren tüm şehitlerimizin ruhları şad olsun!...
28 yıl önceden bir fotoğraf karesi… İki ANZAC gazisi ile Çanakkale’deki 75nci yıl törenlerinde çekildi. Törenlere katılmak için Genelkurmay Başkanlığı’na başvurmuş ve “bi de seninle mi uğraşıcaz Harbiyeli!” cevabı ile izin alamamıştım. Kara Harp Okulu’ndaki dersleri asıp, Kanada Askeri Ateşesi’nden rica ederek aldığım protokol davetiyesi ile girebilmiştim. Şapkalı ANZAC Gazisi’nin sözleri hala kulaklarımda; “O zaman başımızda olanların hepsi unutuldu, gitti. Ama savaştığım düşmanın komutanı, bir ülke kurdu. Bir zamanlar Mustafa Kemal’e karşı savaşmış olmaktan gurur duyuyorum!” Büyük Atatürk! Senden nesiller sonra bile, dize getirdiğin düşmanından saygı görmemi sağlayıp, bana insanlık onurumu hatırlattın. Çanakkale, Kurtuluş Savaşı, Kore, Kıbrıs, Güneydoğu ve şimdi de Afrin!.. Günlük siyaset içinde yılgınlığa düşmeyin!... Göreceksiniz, Türk milletinin onurunu koruyan bu ordu; gerektiğinde yine savaşacak, kan ve gözyaşı dökecek ama bağımsızlığına dokundurtmayacak… Bu uğurda canlarını veren tüm şehitlerimizin ruhları şad olsun!...
NECİP HABLEMİTOĞLU
18 Aralık 2002.....
Yalanlar, dedikodular, riyakarlıklar, menfaat düşkünlükleri, ikiyüzlülükler, hainlikler, korkaklıklar, namertlikler vb. bilimum insani zaafın arasında; dürüstlüğü, insan ve vatan sevgisi, temiz ahlakı, cesareti, gerçekçiliği, kıvrak zekası, samimiyeti vb. bilimum insani özelliği ile bir ışıktı benim için. Hemen her gelişmede, “Yaşıyor olsa ne düşünürdü” diye düşündüğüm için de hala yolumu aydınlatmaya devam ediyor. Kişisel özlemimin ve öfkemin ise bir tarifi yok. Onu bizden mahrum edenlerin ve buna göz yumanların üzerlerindeki lanet hiç bitmesin! #neciphablemitoğlu @sengulhablemitoglu @kanije @uyvarh
NECİP HABLEMİTOĞLU 18 Aralık 2002..... Yalanlar, dedikodular, riyakarlıklar, menfaat düşkünlükleri, ikiyüzlülükler, hainlikler, korkaklıklar, namertlikler vb. bilimum insani zaafın arasında; dürüstlüğü, insan ve vatan sevgisi, temiz ahlakı, cesareti, gerçekçiliği, kıvrak zekası, samimiyeti vb. bilimum insani özelliği ile bir ışıktı benim için. Hemen her gelişmede, “Yaşıyor olsa ne düşünürdü” diye düşündüğüm için de hala yolumu aydınlatmaya devam ediyor. Kişisel özlemimin ve öfkemin ise bir tarifi yok. Onu bizden mahrum edenlerin ve buna göz yumanların üzerlerindeki lanet hiç bitmesin! #neciphablemitoğlu  @sengulhablemitoglu @kanije @uyvarh
AYDIN, dağın ardını herkesten önce görüp, herkese rağmen gerçekleri cesaretle anlatan insandır.
AYDIN, dağın ardını herkesten önce görüp, herkese rağmen gerçekleri cesaretle anlatan insandır.
Ders boyunca hiç farkettirmeden beni izlediğini ben fark etmemiştim. Onurum kırılmasın diye arkadaşlarımın önünde uyarmadığını da o gün anlamamıştım. Zil çalınca “çocuklar sınıfı biraz havalandıralım” deyip beni sınıftan çıkarmış, o soğuk havada şimdi eğitim öğretim yapılamayan Kuleli Askeri Lisesi’nin tarihi koridorlarında bir pencereyi açıp tam önünde durmamı sağlamıştın. Ve ders boyunca kaçırdığımı düşündüğün birkaç konuyu oracıkta ayaküstü sohbet eder gibi anlatmıştın. Ders zili çaldığında artık kendime gelmiştim.
Sevgili edebiyat ve Türkçe öğretmenim Ahmet Eruz hocam, utancımdan bunu sana hiç söyleyemedim: 35 yıl önce o gün derste uyukladığım için senden çok özür diliyorum. Ama asıl  bunu bile fırsat bilip bana nezaketi, inceliği ve her şart altında öğretmenlik yapılabileceğini gösterdiğin için ellerinden öpüyor, önünde saygıyla eğiliyorum.
Ders boyunca hiç farkettirmeden beni izlediğini ben fark etmemiştim. Onurum kırılmasın diye arkadaşlarımın önünde uyarmadığını da o gün anlamamıştım. Zil çalınca “çocuklar sınıfı biraz havalandıralım” deyip beni sınıftan çıkarmış, o soğuk havada şimdi eğitim öğretim yapılamayan Kuleli Askeri Lisesi’nin tarihi koridorlarında bir pencereyi açıp tam önünde durmamı sağlamıştın. Ve ders boyunca kaçırdığımı düşündüğün birkaç konuyu oracıkta ayaküstü sohbet eder gibi anlatmıştın. Ders zili çaldığında artık kendime gelmiştim. Sevgili edebiyat ve Türkçe öğretmenim Ahmet Eruz hocam, utancımdan bunu sana hiç söyleyemedim: 35 yıl önce o gün derste uyukladığım için senden çok özür diliyorum. Ama asıl bunu bile fırsat bilip bana nezaketi, inceliği ve her şart altında öğretmenlik yapılabileceğini gösterdiğin için ellerinden öpüyor, önünde saygıyla eğiliyorum.
Bana hiç yalan söylemediğini her geçen gün daha fazla anladığım, tanıdığım en dürüst insana, minnet ve şükran duygularıyla!..
Bana hiç yalan söylemediğini her geçen gün daha fazla anladığım, tanıdığım en dürüst insana, minnet ve şükran duygularıyla!..
CUMHURİYET
TÜRK DİL KURUMU SÖZLÜĞÜ
isim-
Milletin, egemenliği kendi elinde tuttuğu ve bunu belirli süreler için seçtiği milletvekilleri aracılığıyla kullandığı yönetim biçimi.
BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN
CUMHURİYET TÜRK DİL KURUMU SÖZLÜĞÜ isim- Milletin, egemenliği kendi elinde tuttuğu ve bunu belirli süreler için seçtiği milletvekilleri aracılığıyla kullandığı yönetim biçimi. BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN
Tüm dünyanın imrenerek, kıskanarak
ama hakkı teslim edilerek takip ettiği bir milli takım Türk Yıldızları...
Türkiye'yi temsil görevini insanüstü çabalarla yürüttüklerine bizzat şahit olma şansına eriştim.
Türkiye'yi onurla, gururla, başarı ile temsil eden, bakımcısından pilotuna, bir avuç insan onlar...
Fatih Danacı, bu bir avuç insanı, kuruluş hikayelerini ve acı-tatlı anılarını derledi.
Bilgi Yayınevi'nden çıkan "Türk Yıldızları-Bir Yıldızın Doğuşu" kitabında
bana da bir kaç satırla katkıda bulunma görevi düştü.
Eline sağlık Fatih Danacı!..
Bileğinize kuvvet Türk Yıldızları...
Sağ olun, var olun!.. #turkyildizlari1 #bilgiyayinevi #gurur #onur #pilot #akrotim #millitakım #turkyildizlari25yasinda #TürkYıldızları #BirYıldızınDoğuşu

@fatihsenadanaci @turkyildizlari1 @bilgiyayinevi
Tüm dünyanın imrenerek, kıskanarak ama hakkı teslim edilerek takip ettiği bir milli takım Türk Yıldızları... Türkiye'yi temsil görevini insanüstü çabalarla yürüttüklerine bizzat şahit olma şansına eriştim. Türkiye'yi onurla, gururla, başarı ile temsil eden, bakımcısından pilotuna, bir avuç insan onlar... Fatih Danacı, bu bir avuç insanı, kuruluş hikayelerini ve acı-tatlı anılarını derledi. Bilgi Yayınevi'nden çıkan "Türk Yıldızları-Bir Yıldızın Doğuşu" kitabında bana da bir kaç satırla katkıda bulunma görevi düştü. Eline sağlık Fatih Danacı!.. Bileğinize kuvvet Türk Yıldızları... Sağ olun, var olun!.. #turkyildizlari1  #bilgiyayinevi  #gurur  #onur  #pilot  #akrotim  #millitakım  #turkyildizlari25yasinda  #TürkYıldızları  #BirYıldızınDoğuşu  @fatihsenadanaci @turkyildizlari1 @bilgiyayinevi
Melih, Ali, Bakican ve Mertcan'dan oluşan BANDANA Arpej Müzik markası ile müzik dünyasına adım attı... Onlar "KORKMA" diye bir şarkı yapınca, bana da ilk kliplerinde, Görüntü Yönetmeni İlke Hasdemir ile birlikte destek olmak düştü. Parçanın tamamını youtube'da izleyebilirsiniz.

Yolunuz Açık Olsun arkadaşlar!... BANDANA
-----------------
VOKAL: Bakican Duyar, 
ELEKTROGİTAR: Mertcan Ünal

BAS GİTAR: Ali Aydın

DAVUL: Melih Gezmen

MİX MASTER: Armağan İnci

MODEL: Ege Evrensel

ASİSTAN: Emrecan Erdoğan

GÖRÜNTÜ YÖNETMENİ: İlke Hasdemir

YÖNETMEN: Hakan Evrensel 
MEKAN: Otantik Taş Ev/Sarıgerme

@bandanaofficial @gezadam @mertcannunal @bakicanduyar @ilke_hasdemir @egeevrensel
Melih, Ali, Bakican ve Mertcan'dan oluşan BANDANA Arpej Müzik markası ile müzik dünyasına adım attı... Onlar "KORKMA" diye bir şarkı yapınca, bana da ilk kliplerinde, Görüntü Yönetmeni İlke Hasdemir ile birlikte destek olmak düştü. Parçanın tamamını youtube'da izleyebilirsiniz. Yolunuz Açık Olsun arkadaşlar!... BANDANA ----------------- VOKAL: Bakican Duyar, ELEKTROGİTAR: Mertcan Ünal BAS GİTAR: Ali Aydın DAVUL: Melih Gezmen MİX MASTER: Armağan İnci MODEL: Ege Evrensel ASİSTAN: Emrecan Erdoğan GÖRÜNTÜ YÖNETMENİ: İlke Hasdemir YÖNETMEN: Hakan Evrensel MEKAN: Otantik Taş Ev/Sarıgerme @bandanaofficial @gezadam @mertcannunal @bakicanduyar @ilke_hasdemir @egeevrensel
10 günlük Bayram Tatili'ni fırsat bilerek, güzel yurdumuzun güney ve batı sahil beldelerinde deniz-kum-güneş sonrasında, sıcak yuvalarına dönecek olan vatandaşlarımıza, dönüş yollarında ziyaret edebilecekleri iki mekan önerisi... Birincisi, Dumlupınar Şehitliği.
Afyon'da sucuk-ekmek keyfinden bir saat kadar önce ana yoldan birkaç kilometre içeri girmeniz gerekecek. Saatlerce direksiyon salladıktan sonra kısa bir yürüyüş ile vücudunuzu rahatlatabilirsiniz. Ama bu sayede, 15 yaşında şehit olmuş Susurluklu Şakiroğlu Mustafa ile 8 yaşında şehit olmuş Konya Bozkırlı Hüsnü'nün mezarı başında bir Fatiha okuma fırsatını yakalamış olursunuz. Üstelik, yıllar sonra Dumlupınar savaş meydanında karşılaşan Çetmili Kara Ali Çavuş ve oğlu Mehmet Onbaşı'nın hikayelerine de tanık olabilirsiniz. 
İkincisi, Sivrihisar... Hani Ankara'ya biraz daha yaklaştığınızda, Polatlı'dan önce tabiat harikası sivri tepelerin uzaktan gözüktüğü şirin bir ilçe... Peki burda ne var? Aslında pek bir şey yok. Sadece 95 yıl önce Yunan askerleri buraya kadar ulaşmıştı. Hatırlamak zaman zaman işe yarayabilir.

30 Ağustos Zafer Bayramımız Kutlu Olsun!..
Ebedi Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve tüm silah arkadaşlarının huzurunda saygıyla ve minnetle eğiliyorum.
10 günlük Bayram Tatili'ni fırsat bilerek, güzel yurdumuzun güney ve batı sahil beldelerinde deniz-kum-güneş sonrasında, sıcak yuvalarına dönecek olan vatandaşlarımıza, dönüş yollarında ziyaret edebilecekleri iki mekan önerisi... Birincisi, Dumlupınar Şehitliği. Afyon'da sucuk-ekmek keyfinden bir saat kadar önce ana yoldan birkaç kilometre içeri girmeniz gerekecek. Saatlerce direksiyon salladıktan sonra kısa bir yürüyüş ile vücudunuzu rahatlatabilirsiniz. Ama bu sayede, 15 yaşında şehit olmuş Susurluklu Şakiroğlu Mustafa ile 8 yaşında şehit olmuş Konya Bozkırlı Hüsnü'nün mezarı başında bir Fatiha okuma fırsatını yakalamış olursunuz. Üstelik, yıllar sonra Dumlupınar savaş meydanında karşılaşan Çetmili Kara Ali Çavuş ve oğlu Mehmet Onbaşı'nın hikayelerine de tanık olabilirsiniz. İkincisi, Sivrihisar... Hani Ankara'ya biraz daha yaklaştığınızda, Polatlı'dan önce tabiat harikası sivri tepelerin uzaktan gözüktüğü şirin bir ilçe... Peki burda ne var? Aslında pek bir şey yok. Sadece 95 yıl önce Yunan askerleri buraya kadar ulaşmıştı. Hatırlamak zaman zaman işe yarayabilir. 30 Ağustos Zafer Bayramımız Kutlu Olsun!.. Ebedi Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve tüm silah arkadaşlarının huzurunda saygıyla ve minnetle eğiliyorum.
1993 yılı Kara Harp Okulu Mezuniyet töreninde 2000 Harbiyelinin söylediği Harbiye Marşı..
----------------------
30 Ağustoslar....
Temmuz-Ağustos sıcağında haftalarca yapılan provaların ardından, nasıl aynı hizada yürünür, ayaklar davulun tokmağına nasıl uydurulur, kan ter içinde öğrenirdik. Büyük bir vakur içinde mokasen ayakkabılarımızı, postallarımızı asfalta sertçe vururken, çarıklı dedelerimizin, çıplak ayaklı ninelerimizin çektiği acıları düşünür, onlara layık olmaya çalışırdık.

Hele 29 Ağustos gecesi… Rütbeler özenle dikilir, düzeltilir, metalleri parlatılır, ayakkabılar saatlerce boyanır, cilalanırdı. Tören alanında resmigeçit yapacak araçların tekerlekleri, taş parçalarına kadar temizlenir, boyaları yenilenirdi. Terfi edilen yeni rütbeler bile bu gece takılırdı.

Türk milletinin yeni yılının ilk günü, Türk askerinin miladıdır 30 Ağustos…

Binlerce, onbinlerce, yüzbinlerce asker için, savaştan önce sahneye çıkmaktır 30 Ağustos. Kışlasında ölümü ve öldürmeyi bekleyen askerlerin, içinden çıktığı milletinin karşısına çıkıp, “Korkma! Ben hazırım!” mesajını verdiği gündür.
1993 yılı Kara Harp Okulu Mezuniyet töreninde 2000 Harbiyelinin söylediği Harbiye Marşı.. ---------------------- 30 Ağustoslar.... Temmuz-Ağustos sıcağında haftalarca yapılan provaların ardından, nasıl aynı hizada yürünür, ayaklar davulun tokmağına nasıl uydurulur, kan ter içinde öğrenirdik. Büyük bir vakur içinde mokasen ayakkabılarımızı, postallarımızı asfalta sertçe vururken, çarıklı dedelerimizin, çıplak ayaklı ninelerimizin çektiği acıları düşünür, onlara layık olmaya çalışırdık. Hele 29 Ağustos gecesi… Rütbeler özenle dikilir, düzeltilir, metalleri parlatılır, ayakkabılar saatlerce boyanır, cilalanırdı. Tören alanında resmigeçit yapacak araçların tekerlekleri, taş parçalarına kadar temizlenir, boyaları yenilenirdi. Terfi edilen yeni rütbeler bile bu gece takılırdı. Türk milletinin yeni yılının ilk günü, Türk askerinin miladıdır 30 Ağustos… Binlerce, onbinlerce, yüzbinlerce asker için, savaştan önce sahneye çıkmaktır 30 Ağustos. Kışlasında ölümü ve öldürmeyi bekleyen askerlerin, içinden çıktığı milletinin karşısına çıkıp, “Korkma! Ben hazırım!” mesajını verdiği gündür.
Ağustos sıcağında içimizi serinletecek #tbt
Fotoğraflardan biri 1993 diğeri 2007 yılına ait.
Biri Irak sınırı, diğeri Nefes'in çekimlerinde Subaşı Yaylası/Antalya
Rakım ikisinde de yaklaşık 2000 metre. Birinde "Ne zaman bitecek ya bu film?"
Diğerinde "Bu fünye elimde patlar mı ki?"
Ağustos sıcağında içimizi serinletecek #tbt  Fotoğraflardan biri 1993 diğeri 2007 yılına ait. Biri Irak sınırı, diğeri Nefes'in çekimlerinde Subaşı Yaylası/Antalya Rakım ikisinde de yaklaşık 2000 metre. Birinde "Ne zaman bitecek ya bu film?" Diğerinde "Bu fünye elimde patlar mı ki?"
#Repost @dualiteyayinevi (@get_repost)
・・・
Güneydoğudan Öyküler - Hakan Evrensel kitabından "Anıt" bölümü:
Yeni geldiğimiz karakolun taze bir şehidi var. Bir ay kadar önce pusu mevziine çıkarken çapraz ateşle yığılıvermiş bir taşın üstüne. Belli ki, morali bozuk karakola biraz renk geldi bizimle. Sıkıntıları biraz olsun azaldı gibi. Ama kinlerini gözlerinden okuyabiliyorum. Bize karşı da biraz hayranlık, biraz da ümitle bakıyorlar. Belki öçlerini alırız diye. Ancak bilmiyorlar ki öç duygusu insanın o umut dolu gözlerini karartıverir. Duymaz, hissetmez olunur. Hayatın tüm değer yargıları alt üst olur.
Yazının devamı için https://www.facebook.com/dualiteyayinevi/posts/1926197794267673
#Repost  @dualiteyayinevi (@get_repost) ・・・ Güneydoğudan Öyküler - Hakan Evrensel kitabından "Anıt" bölümü: Yeni geldiğimiz karakolun taze bir şehidi var. Bir ay kadar önce pusu mevziine çıkarken çapraz ateşle yığılıvermiş bir taşın üstüne. Belli ki, morali bozuk karakola biraz renk geldi bizimle. Sıkıntıları biraz olsun azaldı gibi. Ama kinlerini gözlerinden okuyabiliyorum. Bize karşı da biraz hayranlık, biraz da ümitle bakıyorlar. Belki öçlerini alırız diye. Ancak bilmiyorlar ki öç duygusu insanın o umut dolu gözlerini karartıverir. Duymaz, hissetmez olunur. Hayatın tüm değer yargıları alt üst olur. Yazının devamı için https://www.facebook.com/dualiteyayinevi/posts/1926197794267673