an online Instagram web viewer
  • gezingari
    Gezin Gari
    @gezingari

Images by gezingari

Yemyeşil bahçeleri,Rum evleri, tarihi ile Bursa’ya bağlı bir belde Trilye. Hafta sonları ailenizle, sevdiklerinizle keyifli vakitler geçirebileceğiniz bir zeytin bağı.Kırmızı kiremitlerle kaplı tek bir çatı gibi görünen mimari doku, dar sokakları ve eski mahalle kültürünü devam ettiren insanlarıyla huzurlu bir tatil beldesi. Sokaklarda dolaşırken birçok tarihi dokuya denk gelebilirsiniz.Cumbalı evleri gördüğünüzde Rumların yaşadığı dönemleri anımsayacaksınız. 
Samimi insanlarıyla Trilye’yi çok seveceksiniz.
🍀
Trilye, İstanbul’dan sadece “biraz” uzaklaşmak için çok ideal. Biraz uzaklaşırken bambaşka bir havaya, iklime ve insana da doyacaksınız. 
Tarihi rum evleri ve daracık sokaklarına hemen ısınacaksınız.Biliyorum buraya bir kez gelmekle yetinmeyeceksiniz.
🌹
Trilye'nin isminin kaynağı konusunda çeşitli varsayımlar bulunmakta.
Helence'de barbunya balığı anlamındaki "Trigleia" kelimesinden geldiğini ileri süren görüşlerin yanısıra, Rumca 3 aziz anlamını (Tri: 3, İeLie: Aziz) taşıdığı ve M.S. 376'da İznik Konsilünde afaroz edilerek bölgeye yerleşen üç papazdan dolayı bu adı aldığı söylenmekte... Belde daha sonra Cumhuriyet döneminde "Zeytinbağı" adını almasına rağmen bugün de "Trilye" adı kullanılmaktadır.
🍀
Trilye ve çevresi antik çağlardan beri yerleşime açık olmuş ve Osmanlılarca fethedilene değin Rumların yaşadığı bir yerleşim bölgesi olma özelliğini sürdürmüştür. Orhan Bey, 1330 yıllarında Trilye ve çevresini Osmanlı topraklarına katmış, yerli Hristiyan halkın bölgede kalmasına izin vermiştir. Trilye'ye daha sonra Anadolu'nun çeşitli yörelerinden müslüman nüfus yerleştirilmiş, ancak çoğunluk Kurtuluş Savaşı'nın sonucuna kadar hristiyanlardan oluşmuştur.
🌹
Trilye'de 1880'li yıllarda belediye kurulmuş,1886 yılında Hristofaroz Efendi, 1888 yılında Mehmet Hayri Efendi,1889 yılında Yorgi Efendi belediye başkanı olmuştur.1906 yılında yine Kalmari Sokrat isimli rum, Belediye Başkanlığı'na seçilmiştir. 5 kişilik belediye meclisinin tüm üyeleri Türkler ve Rumlar'dan oluşmuştur. Trilye'de 1908 yıllığına göre 820 hane bulunmaktaydı. 19.yy sonlarında beldede 109 Türk, 3657 Rum yaşamaktaydı. Bu tarihlerde Trilye'de 19 yağhane, 2 hamam, 3 okul, 1 cami, ve 7 kilise vardı
Yemyeşil bahçeleri,Rum evleri, tarihi ile Bursa’ya bağlı bir belde Trilye. Hafta sonları ailenizle, sevdiklerinizle keyifli vakitler geçirebileceğiniz bir zeytin bağı.Kırmızı kiremitlerle kaplı tek bir çatı gibi görünen mimari doku, dar sokakları ve eski mahalle kültürünü devam ettiren insanlarıyla huzurlu bir tatil beldesi. Sokaklarda dolaşırken birçok tarihi dokuya denk gelebilirsiniz.Cumbalı evleri gördüğünüzde Rumların yaşadığı dönemleri anımsayacaksınız. Samimi insanlarıyla Trilye’yi çok seveceksiniz. 🍀 Trilye, İstanbul’dan sadece “biraz” uzaklaşmak için çok ideal. Biraz uzaklaşırken bambaşka bir havaya, iklime ve insana da doyacaksınız.  Tarihi rum evleri ve daracık sokaklarına hemen ısınacaksınız.Biliyorum buraya bir kez gelmekle yetinmeyeceksiniz. 🌹 Trilye'nin isminin kaynağı konusunda çeşitli varsayımlar bulunmakta. Helence'de barbunya balığı anlamındaki "Trigleia" kelimesinden geldiğini ileri süren görüşlerin yanısıra, Rumca 3 aziz anlamını (Tri: 3, İeLie: Aziz) taşıdığı ve M.S. 376'da İznik Konsilünde afaroz edilerek bölgeye yerleşen üç papazdan dolayı bu adı aldığı söylenmekte... Belde daha sonra Cumhuriyet döneminde "Zeytinbağı" adını almasına rağmen bugün de "Trilye" adı kullanılmaktadır. 🍀 Trilye ve çevresi antik çağlardan beri yerleşime açık olmuş ve Osmanlılarca fethedilene değin Rumların yaşadığı bir yerleşim bölgesi olma özelliğini sürdürmüştür. Orhan Bey, 1330 yıllarında Trilye ve çevresini Osmanlı topraklarına katmış, yerli Hristiyan halkın bölgede kalmasına izin vermiştir. Trilye'ye daha sonra Anadolu'nun çeşitli yörelerinden müslüman nüfus yerleştirilmiş, ancak çoğunluk Kurtuluş Savaşı'nın sonucuna kadar hristiyanlardan oluşmuştur. 🌹 Trilye'de 1880'li yıllarda belediye kurulmuş,1886 yılında Hristofaroz Efendi, 1888 yılında Mehmet Hayri Efendi,1889 yılında Yorgi Efendi belediye başkanı olmuştur.1906 yılında yine Kalmari Sokrat isimli rum, Belediye Başkanlığı'na seçilmiştir. 5 kişilik belediye meclisinin tüm üyeleri Türkler ve Rumlar'dan oluşmuştur. Trilye'de 1908 yıllığına göre 820 hane bulunmaktaydı. 19.yy sonlarında beldede 109 Türk, 3657 Rum yaşamaktaydı. Bu tarihlerde Trilye'de 19 yağhane, 2 hamam, 3 okul, 1 cami, ve 7 kilise vardı
YEREL  BİR  AŞK  HİKAYESİ :💘💔💕 "Deli Ayten ve Alkolik Cümbüş Hasan " 🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🌹3 yaşında menenjit geçirmiş. Hastalığının etkileri zamanla geçmeye başlamış. 13-14 yaşına gelince kendi gibi garip bir alkolik Cümbüş Hasan'a sevdalanmış.
🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍁Ailesi "Bu kız zaten garip, bir de bu alkoliğe varırsa nice olur hali" diye düşünüp, "Hayır,Cümbüş Hasan'la evlenemezsin!" demişler Ayten'e. İyice dellenip kontrol edilemez hale gelmiş. Kızın bu haline herkes "Sevdadandır, kara sevda çekiyor.Vermezseniz Cümbüş'e iyice gider bu kız" deyince razı olmuş ailesi.
🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🌹Dillere destan bir düğünle evlenen Ayten'in deliliği düzelmemiş. Cümbüş Hasan da bir yandan yoksulluk,alkol bağımlılığı, diğer yandan Deli Ayten, derken meyhaneden çıkmaz olmuş. 1,5 yıl zor dayanmış ve bir sabah evi terk edip bir daha hiç geri dönmemiş. Cümbüş Hasan, gitmiş gitmesine de Ayten'den farklı değilmiş durumu.Kısa bir süre sonra meyhane masasında ölmüş. 🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🌻Eşinin ölümüyle yıkılan Ayten de avare halde sokaklarda dolaşmaya başlar ve adı deliye çıkar. Bir omzuna astığı çok sayıda rengarenk çantayla gezerek cümbüş ve davul çalan Deli Ayten, özellikle kent merkezindeki esnaf için bir dönemin simge isimlerinden biri olmuş. 🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🌾🌸Tarihi Kapalı Çarşı ve devamındaki Uzun Çarşı’da dükkanları dolaşarak bahşiş toplayan Deli Ayten, genellikle kendi halinde ve zararsız olmasına karşın kızdırıldığı zamanlarda saldırganlaşırmış.
Çarşıda gezerek para ve yiyecek toplayan Deli Ayten,topladıklarını mahallesine döndüğünde ihtiyacı olanlara dağıttırmış. 🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🌷Kamberlerdeki kulübesinde 1992 yılında komşuları tarafından ölü bulunmuş. Ölüm haberi yerel gazeteye çıkmış.Ölümünden bir yıl sonra Kapalı Çarşı esnafı Deli Ayten’in hayalini gördüğünü ileri sürerek, bunun üzerine aralarında para toplayarak mezarını düzenlemişler.Günümüzde Kamberler parkında bir heykeli ve heykelin arkasında bir müzisyen mektebi vardır.
YEREL BİR AŞK HİKAYESİ :💘💔💕 "Deli Ayten ve Alkolik Cümbüş Hasan " 🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🌹3 yaşında menenjit geçirmiş. Hastalığının etkileri zamanla geçmeye başlamış. 13-14 yaşına gelince kendi gibi garip bir alkolik Cümbüş Hasan'a sevdalanmış. 🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍁Ailesi "Bu kız zaten garip, bir de bu alkoliğe varırsa nice olur hali" diye düşünüp, "Hayır,Cümbüş Hasan'la evlenemezsin!" demişler Ayten'e. İyice dellenip kontrol edilemez hale gelmiş. Kızın bu haline herkes "Sevdadandır, kara sevda çekiyor.Vermezseniz Cümbüş'e iyice gider bu kız" deyince razı olmuş ailesi. 🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🌹Dillere destan bir düğünle evlenen Ayten'in deliliği düzelmemiş. Cümbüş Hasan da bir yandan yoksulluk,alkol bağımlılığı, diğer yandan Deli Ayten, derken meyhaneden çıkmaz olmuş. 1,5 yıl zor dayanmış ve bir sabah evi terk edip bir daha hiç geri dönmemiş. Cümbüş Hasan, gitmiş gitmesine de Ayten'den farklı değilmiş durumu.Kısa bir süre sonra meyhane masasında ölmüş. 🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🌻Eşinin ölümüyle yıkılan Ayten de avare halde sokaklarda dolaşmaya başlar ve adı deliye çıkar. Bir omzuna astığı çok sayıda rengarenk çantayla gezerek cümbüş ve davul çalan Deli Ayten, özellikle kent merkezindeki esnaf için bir dönemin simge isimlerinden biri olmuş. 🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🌾🌸Tarihi Kapalı Çarşı ve devamındaki Uzun Çarşı’da dükkanları dolaşarak bahşiş toplayan Deli Ayten, genellikle kendi halinde ve zararsız olmasına karşın kızdırıldığı zamanlarda saldırganlaşırmış. Çarşıda gezerek para ve yiyecek toplayan Deli Ayten,topladıklarını mahallesine döndüğünde ihtiyacı olanlara dağıttırmış. 🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🌷Kamberlerdeki kulübesinde 1992 yılında komşuları tarafından ölü bulunmuş. Ölüm haberi yerel gazeteye çıkmış.Ölümünden bir yıl sonra Kapalı Çarşı esnafı Deli Ayten’in hayalini gördüğünü ileri sürerek, bunun üzerine aralarında para toplayarak mezarını düzenlemişler.Günümüzde Kamberler parkında bir heykeli ve heykelin arkasında bir müzisyen mektebi vardır.
Bursa’nın fethi ve Osmanlı İmparatorluğunun kuruluş hikayesinin anlatıldığı “Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi” yapımına 2015'te başlandi ve Ekim 2018'de ziyaretçilere kapısını açtı.
🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃📌Oluşturduğu özgürlükçü ve adil yönetim sayesinde kalelerden önce gönülleri fetheden Orhan Gazi, fethettiği muhteşem şehrin aynı zamanda bir ilim ve sanat merkezi olmasını istiyordu.Bu mirasa bir katkı amacıyla yapılan fetih müzesinde, ziyaretçilerin doyurucu bir şekilde vakit geçirebilmesi amaçlanmıştır. 🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃📌Geçen yıl temmuz ayında hayatını kaybeden dünyaca ünlü tarihçi Prof. Dr. Halil İnalcık’ın başdanışmanlığını yaptığı müze, “yeşil bina” konseptinde tasarlandı.
🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃📌Ebu İshak Mahallesi Kamberler Tarih Parkı’nın yanındaki 4 bin 300 metrekare alan üzerine inşa edilen müzenin üst kısmında zeytin ağaçları ve seyir terası yer aliyor. 🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃📌Bursa’nın fethi ve Osmanlı İmparatorluğunun kuruluş hikayesinin özel olarak hazırlanan görsellerle anlatıldığı müzede ayrıca kafeteryalar, konferans salonları,kütüphane, idari ofisler ve bin kişilik sergi salonu bulunuyor. 🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃📌“Burası adeta bir eğitim merkezi gibi.Öğrenciler burayı gezdiğinde o dönemi görerek öğrenecekler. Müze girişinde 16 tablo ile Bursa tarihindeki 16 önemli olay resmedilmiş durumda. Yine bu bina sadece resim kısmıyla değil, mimarisiyle de önem arzediyor. Bursa’ya yeni bir silüet kazandırdı.Mermer, taş ve çini gibi malzemeleri Bursa’dan temin edilen iddialı bir bina inşa edildi.Türkiye’de akıllı bina konseptinde bunun gibi eser birkaç tane var.Bursa’da başka bir örneği yok.”
🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃📌“Müzenin içindeki resimleri İstanbul’daki  Panorama 1453 Tarih Müzesi’nin resimlerini yapan ressamlar yaptı.Bu bina Türk tarihi adına önem arzediyor. Osmanlı’nın kuruluşu burada resmedildi.Hisarın kuşatılması ve 1326 yılındaki Bursa’yı görme  imkanı bulacaksınız.Dışarıdan bakınca tepe ve küre görünüyor. Park içinden sığınağa girer gibi müzeye giriliyor.” İçerisiyse sizi adeta zamanda yolculuğa çıkmışsınız hissi yaşatacak muazzamda görkemli.
Bursa’nın fethi ve Osmanlı İmparatorluğunun kuruluş hikayesinin anlatıldığı “Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi” yapımına 2015'te başlandi ve Ekim 2018'de ziyaretçilere kapısını açtı. 🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃📌Oluşturduğu özgürlükçü ve adil yönetim sayesinde kalelerden önce gönülleri fetheden Orhan Gazi, fethettiği muhteşem şehrin aynı zamanda bir ilim ve sanat merkezi olmasını istiyordu.Bu mirasa bir katkı amacıyla yapılan fetih müzesinde, ziyaretçilerin doyurucu bir şekilde vakit geçirebilmesi amaçlanmıştır. 🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃📌Geçen yıl temmuz ayında hayatını kaybeden dünyaca ünlü tarihçi Prof. Dr. Halil İnalcık’ın başdanışmanlığını yaptığı müze, “yeşil bina” konseptinde tasarlandı. 🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃📌Ebu İshak Mahallesi Kamberler Tarih Parkı’nın yanındaki 4 bin 300 metrekare alan üzerine inşa edilen müzenin üst kısmında zeytin ağaçları ve seyir terası yer aliyor. 🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃📌Bursa’nın fethi ve Osmanlı İmparatorluğunun kuruluş hikayesinin özel olarak hazırlanan görsellerle anlatıldığı müzede ayrıca kafeteryalar, konferans salonları,kütüphane, idari ofisler ve bin kişilik sergi salonu bulunuyor. 🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃📌“Burası adeta bir eğitim merkezi gibi.Öğrenciler burayı gezdiğinde o dönemi görerek öğrenecekler. Müze girişinde 16 tablo ile Bursa tarihindeki 16 önemli olay resmedilmiş durumda. Yine bu bina sadece resim kısmıyla değil, mimarisiyle de önem arzediyor. Bursa’ya yeni bir silüet kazandırdı.Mermer, taş ve çini gibi malzemeleri Bursa’dan temin edilen iddialı bir bina inşa edildi.Türkiye’de akıllı bina konseptinde bunun gibi eser birkaç tane var.Bursa’da başka bir örneği yok.” 🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃📌“Müzenin içindeki resimleri İstanbul’daki  Panorama 1453 Tarih Müzesi’nin resimlerini yapan ressamlar yaptı.Bu bina Türk tarihi adına önem arzediyor. Osmanlı’nın kuruluşu burada resmedildi.Hisarın kuşatılması ve 1326 yılındaki Bursa’yı görme  imkanı bulacaksınız.Dışarıdan bakınca tepe ve küre görünüyor. Park içinden sığınağa girer gibi müzeye giriliyor.” İçerisiyse sizi adeta zamanda yolculuğa çıkmışsınız hissi yaşatacak muazzamda görkemli.
Trilye tarihi dokusunu günümüze kadar taşıyan eski bir Rum yerleşimidir. Uzun yıllar Rum-Ortodoks Hıristiyanları için önemli bir dini merkez olan Tirilye, tarihi taş binaları, Arnavut kaldırımlı sokakları ve evleri ile bir açık hava müzesidir. 🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃📍610 – 850 Yılları arasından günümüze kalan Bizans mimarisi 
örnekleri pek azdır. Selanik’teki St. Sophia ve Demre’deki St. Nichola kiliseleri dışında o yüzyıllardan kalmış üç beş eser arasında Tirilye’nin bugün Fatih Camisi olarak bilinen eski adı Hagios Stephanos – Hinolakkos Kilisesi'dir 🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃📍Fatih Camisi, ”Kare içinde haç” tipi kiliselerin en eski Örneklerindendir. Sıvalarının altında o çağa ait önemli mozaikler yer almaktadır. Kubbesini taşıyan dört mermer kolonun 
Kyzicos‘daki eski kazı alanlarından taşınmış olması muhtemeldir.
🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃📍Batı cephesinde, saçak altındaki H. 968 / M. 1560 tarihli kitabeye göre Kanuni döneminde camiye çevrilmiş olan kiliseye, niçin Fatih Camisi adı verildiği sorunlu bir konudur. Büyüköğen ise Tr. Evangelides’e dayanarak H. 1039 / M. 1661 yılından beri cami olarak kullanıldığı” ifadesiyle, 17. yüzyıl 2. yarısı gibi, daha geç bir tarih göstermektedir. 🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃📍Ancak hangi tarihte gerçekleşmiş olursa olsun cami olarak kullanılması sayesinde, yapının özgün özelliklerini bir hayli koruyacak şekilde ve fiziksel açıdan iyi durumda günümüze ulaşması mümkün olabilmiştir. 🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃📍Osmanlı dönemindeki işlev değişikliği sırasında planda bazı değişiklikler yapılmış; güney batıya bir şadırvan ve narteksin güney duvarı ile naos batı duvarının kesiştiği yere minare, iç mekanda ise mihrap, minber ve haçın batı koluna galeri katı biçiminde bir kadınlar mahfili eklenmiştir. 🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃📍Camiye 4 adet başlıkları madenden yapılmış motiflerle süslü sütunların taşıdığı ahşap beşik bir çatı ile kapalı bir revaktan girilir. Kilise olarak yapılan binada, mevcut mihrabın üzeri yarım kubbe ile örtülüdür. Çift kademeli kasnağa oturan konik kubbe hakim elemandır.
Trilye tarihi dokusunu günümüze kadar taşıyan eski bir Rum yerleşimidir. Uzun yıllar Rum-Ortodoks Hıristiyanları için önemli bir dini merkez olan Tirilye, tarihi taş binaları, Arnavut kaldırımlı sokakları ve evleri ile bir açık hava müzesidir. 🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃📍610 – 850 Yılları arasından günümüze kalan Bizans mimarisi  örnekleri pek azdır. Selanik’teki St. Sophia ve Demre’deki St. Nichola kiliseleri dışında o yüzyıllardan kalmış üç beş eser arasında Tirilye’nin bugün Fatih Camisi olarak bilinen eski adı Hagios Stephanos – Hinolakkos Kilisesi'dir 🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃📍Fatih Camisi, ”Kare içinde haç” tipi kiliselerin en eski Örneklerindendir. Sıvalarının altında o çağa ait önemli mozaikler yer almaktadır. Kubbesini taşıyan dört mermer kolonun  Kyzicos‘daki eski kazı alanlarından taşınmış olması muhtemeldir. 🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃📍Batı cephesinde, saçak altındaki H. 968 / M. 1560 tarihli kitabeye göre Kanuni döneminde camiye çevrilmiş olan kiliseye, niçin Fatih Camisi adı verildiği sorunlu bir konudur. Büyüköğen ise Tr. Evangelides’e dayanarak H. 1039 / M. 1661 yılından beri cami olarak kullanıldığı” ifadesiyle, 17. yüzyıl 2. yarısı gibi, daha geç bir tarih göstermektedir. 🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃📍Ancak hangi tarihte gerçekleşmiş olursa olsun cami olarak kullanılması sayesinde, yapının özgün özelliklerini bir hayli koruyacak şekilde ve fiziksel açıdan iyi durumda günümüze ulaşması mümkün olabilmiştir. 🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃📍Osmanlı dönemindeki işlev değişikliği sırasında planda bazı değişiklikler yapılmış; güney batıya bir şadırvan ve narteksin güney duvarı ile naos batı duvarının kesiştiği yere minare, iç mekanda ise mihrap, minber ve haçın batı koluna galeri katı biçiminde bir kadınlar mahfili eklenmiştir. 🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃📍Camiye 4 adet başlıkları madenden yapılmış motiflerle süslü sütunların taşıdığı ahşap beşik bir çatı ile kapalı bir revaktan girilir. Kilise olarak yapılan binada, mevcut mihrabın üzeri yarım kubbe ile örtülüdür. Çift kademeli kasnağa oturan konik kubbe hakim elemandır.
Kuzguncuk, bozulmamış dokusu, cumbalı evleri ve güler yüzlü insanlarıyla kalbinize dokunmakla kalmıyor, eski dizilere, tarihi mekanlara yolculuğa çıkmışsınız hissi uyandırıyor.
🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃📍Her bir sokağı sakinlik ve huzur dolu olan Kuzguncuk, aynı zamanda Can Yücel, Rıfat Ilgaz ve Oktay Rıfat gibi pek çok şair ve yazara da ev sahipliği yapmış. Yine birçok farklı kültürü içinde barındıran bu semt üç dinin de ortak buluşma noktası niteliğinde.
🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃📍Küçük kafe ve restoranlar, tasarım dükkanları, sanat galerileri derken Nail Kitabevi hem kafe hem de kitapevi konseptiyle benim ilgimi en çok çeken yer oldu. İçeriyi gezip kitap alışverişi yaptıktan sonra dışarıda kahvenizi yudumlayarak kitabınızı okuyabilirsiniz.
🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃📍Tabii daha önce üst katına çıkmanızı öneririm, çünkü burayı gördükten sonra dışarı çıkmak istemeyeceğinize eminim. Camın önünde rahatça kitap okumanız için yapılmış bir köşe ve dört bir yanınız özenle yerleştirilmiş kitaplarla doluysa, neden buradan kalkmak ister ki insan?
🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃📍İçeride yer alan uzun masayı da merak ederseniz; kendisi sıkça düzenlenen “Edebiyat Sohbetleri”ne ev sahipliği yapıyor. Böyle ilham verici bir ortamda sayfaların içinde gezinirken zamanın hızla akıp gittiğini anlamak haliyle zor oluyor. Zamanı durduran bir mekan olduğunu söylemek sanırım burayı anlatmanın en güzel yolu olacak.
Kuzguncuk, bozulmamış dokusu, cumbalı evleri ve güler yüzlü insanlarıyla kalbinize dokunmakla kalmıyor, eski dizilere, tarihi mekanlara yolculuğa çıkmışsınız hissi uyandırıyor. 🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃📍Her bir sokağı sakinlik ve huzur dolu olan Kuzguncuk, aynı zamanda Can Yücel, Rıfat Ilgaz ve Oktay Rıfat gibi pek çok şair ve yazara da ev sahipliği yapmış. Yine birçok farklı kültürü içinde barındıran bu semt üç dinin de ortak buluşma noktası niteliğinde. 🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃📍Küçük kafe ve restoranlar, tasarım dükkanları, sanat galerileri derken Nail Kitabevi hem kafe hem de kitapevi konseptiyle benim ilgimi en çok çeken yer oldu. İçeriyi gezip kitap alışverişi yaptıktan sonra dışarıda kahvenizi yudumlayarak kitabınızı okuyabilirsiniz. 🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃📍Tabii daha önce üst katına çıkmanızı öneririm, çünkü burayı gördükten sonra dışarı çıkmak istemeyeceğinize eminim. Camın önünde rahatça kitap okumanız için yapılmış bir köşe ve dört bir yanınız özenle yerleştirilmiş kitaplarla doluysa, neden buradan kalkmak ister ki insan? 🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃📍İçeride yer alan uzun masayı da merak ederseniz; kendisi sıkça düzenlenen “Edebiyat Sohbetleri”ne ev sahipliği yapıyor. Böyle ilham verici bir ortamda sayfaların içinde gezinirken zamanın hızla akıp gittiğini anlamak haliyle zor oluyor. Zamanı durduran bir mekan olduğunu söylemek sanırım burayı anlatmanın en güzel yolu olacak.
Zindankapı’da M.S. 580 yılına ait İbranice bir yazıt bulunması ve bazı eski Yunan yazıtlarında Yahudi adlarının geçmesi, Yahudilerin Türklerden çok önce de Bursa’da yaşadığını göstermekte.Hatta bazı kaynaklara göre Yahudilerin İ.Ö. 79 yılında Bursa’da bir kolonileri vardı.
🍃🍃🍃📍Osmanlıların kuşatması sırasında Yahudilerin burada olduklarını ise biliyoruz. Kuşatma sırasında şehri terk eden Yahudiler,fetihten sonra Orhan Gazi’nin daveti üzerine tekrar Bursa’ya geldiler, kendileri için sur dibinde kurulan mahalleye  yerleştiler.Kudüs'ü işgal altında tutan Romalıların sürgün ettikleri Yahudilere Romaniot denir.Fetih öncesi Bursa'da yaşayanlar da Romaniot idi. Bu Yahudi topluluğuna "Hayat Ağacı" anlamına gelen, harap durumdaki eski Etz Ahayim Sinagogu'nu yeniden inşa izni de verilmişti.
🍃🍃🍃📍Bu sinagog 1802 ve 1940'daki yangınlarda yok oldu.1492 yılında İspanya’dan sürülen ve II. Beyazıt tarafından Osmanlı ülkesine kabul edilen Yahudilerden (Seferad) bir kısmı da Bursa’ya yerleştiler. Bunlar ağırlıklı olarak İspanya'nın Granada kentinden gelmişlerdi.Bunlara farklı bir sinagog  inşa etme hakkı tanındı.
🍃🍃🍃🍃🍃📍İbranicede Geruş sözcüğü "kovulmuş, sürgün edilmiş" anlamına gelir. 16. yüzyıl başlarında, II. Selim döneminde, İspanya’dan göç eden Sefaradlar tarafından inşa edilen bu sinagog Sakarya Caddesi’nde bulunmakta. Kemerli bir kapısı ile yan sokakta sundurmalı bir diğer kapısı mevcuttur. 🍃🍃🍃📍Zemini mermer kaplı olup oturma yerleri çepeçevre duvar diplerinde ve ortadaki Teva'nın (dua okuma kürsüsü) etrafında daire şeklinde dizilmiştir.1950 yıllarında Bursa Etz Ahayim Sinagogu'ndan getirtilen geleneksel Ehal (Tevrat Rulolarının saklandığı dolap) dışında balkon şeklinde üst Tevasına giriş kapısının iki yanında duvar içine konumlandırılmış iki adet sarmal merdivenle ulaşılır.
🍃🍃🍃📍Bu tür çift Teva konumu,kimine göre İspanya kimine göre ise Roma ve Bizans geleneğinden kaynaklanmaktadır.60-70 kişilik azara (kadınlar galerisi) yukarıda sağda olup, girişi dış avludandır.
🍃🍃🍃📍Bağdadi bir kubbesi bulunan,100-150 kişilik Geruş Sinagogu'nun, Bursa’yı yerle bir eden 1855 depremi sonrası,kentteki tüm camileri onaran Fransız mimar Parville tarafından onarılmış.
Zindankapı’da M.S. 580 yılına ait İbranice bir yazıt bulunması ve bazı eski Yunan yazıtlarında Yahudi adlarının geçmesi, Yahudilerin Türklerden çok önce de Bursa’da yaşadığını göstermekte.Hatta bazı kaynaklara göre Yahudilerin İ.Ö. 79 yılında Bursa’da bir kolonileri vardı. 🍃🍃🍃📍Osmanlıların kuşatması sırasında Yahudilerin burada olduklarını ise biliyoruz. Kuşatma sırasında şehri terk eden Yahudiler,fetihten sonra Orhan Gazi’nin daveti üzerine tekrar Bursa’ya geldiler, kendileri için sur dibinde kurulan mahalleye yerleştiler.Kudüs'ü işgal altında tutan Romalıların sürgün ettikleri Yahudilere Romaniot denir.Fetih öncesi Bursa'da yaşayanlar da Romaniot idi. Bu Yahudi topluluğuna "Hayat Ağacı" anlamına gelen, harap durumdaki eski Etz Ahayim Sinagogu'nu yeniden inşa izni de verilmişti. 🍃🍃🍃📍Bu sinagog 1802 ve 1940'daki yangınlarda yok oldu.1492 yılında İspanya’dan sürülen ve II. Beyazıt tarafından Osmanlı ülkesine kabul edilen Yahudilerden (Seferad) bir kısmı da Bursa’ya yerleştiler. Bunlar ağırlıklı olarak İspanya'nın Granada kentinden gelmişlerdi.Bunlara farklı bir sinagog inşa etme hakkı tanındı. 🍃🍃🍃🍃🍃📍İbranicede Geruş sözcüğü "kovulmuş, sürgün edilmiş" anlamına gelir. 16. yüzyıl başlarında, II. Selim döneminde, İspanya’dan göç eden Sefaradlar tarafından inşa edilen bu sinagog Sakarya Caddesi’nde bulunmakta. Kemerli bir kapısı ile yan sokakta sundurmalı bir diğer kapısı mevcuttur. 🍃🍃🍃📍Zemini mermer kaplı olup oturma yerleri çepeçevre duvar diplerinde ve ortadaki Teva'nın (dua okuma kürsüsü) etrafında daire şeklinde dizilmiştir.1950 yıllarında Bursa Etz Ahayim Sinagogu'ndan getirtilen geleneksel Ehal (Tevrat Rulolarının saklandığı dolap) dışında balkon şeklinde üst Tevasına giriş kapısının iki yanında duvar içine konumlandırılmış iki adet sarmal merdivenle ulaşılır. 🍃🍃🍃📍Bu tür çift Teva konumu,kimine göre İspanya kimine göre ise Roma ve Bizans geleneğinden kaynaklanmaktadır.60-70 kişilik azara (kadınlar galerisi) yukarıda sağda olup, girişi dış avludandır. 🍃🍃🍃📍Bağdadi bir kubbesi bulunan,100-150 kişilik Geruş Sinagogu'nun, Bursa’yı yerle bir eden 1855 depremi sonrası,kentteki tüm camileri onaran Fransız mimar Parville tarafından onarılmış.
1922’de mütareke görüşmelerini izlemeye gelmiş olan ünlü yazar Ernest Hemingway Mudanya’yı ‘‘Batılıların barış dilenmeye geldikleri kıyı kasabası.’’ olarak tanımlar.
🍃🍃🍃🍃 🍃🍃🍃🍃 🍃🍃🍃 🍃🍃🍃 🍃📍11 Ekim 1922 tarihinde TBMM Hükümeti ile İhtilaf Devletleri arasında Türk-Yunan savaşına son veren ateşkes anlaşmasının imzalandığı ve işgalci güçlere karşı siyasi alanda zafer kazandığı yerdir. 🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃📍Zaferle sonuçlanan Türk Kurtuluş Savaşı’nın mütareke ile taçlandırıldığı bu bina,aynı zamanda Mustafa Kemal başkanlığındaki Ankara Hükümeti’nin Türk Milletinin tek temsilcisi olarak ilk kabul edildiği yerdir. 🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃📍Müzede Kurtuluş Savaşı ve mütarekeye ait çeşitli doküman, belge ve malzemeler ile döneme ait eşyalar sergilenmektedir.Bodrum ve çatı katının dışında iki katlı olan binanın birinci katında; Türk ve İtilaf devletlerinin çalışma odaları ve mütarekenin yapılıp imza edildiği salon yer almaktadır. İkinci katta ise Türkiye adına görüşmelere katılan İsmet İnönü ve Asım Gündüz Paşa ile yaverlerinin yatak odaları bulunuyor. 🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃📍Bir hafta süren ateşkes görüşmelerinde İngiltere’yi General Harrington, Fransa’yı General Charpy ve İtalya’yı General Monbelli’nin temsil ettiği görüşmelerin yapıldığı müze binası anlaşmanın imzalandığı masa takımı ve yazı takımları gibi dönemin eşyalarıyla birlikte aynen korunmuştur. 🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃📍Kurtuluş Savaşı sonrası Türkiye’nin ilk siyasi başarısına ev sahipliği yapan bu tarihi bina XIX yüzyıl sonlarında Rus asıllı tüccar Aleksandr Ganyanof tarafından yapılmıştır.Daha sonra Mudanyalı iş adamı Hayri İpar tarafından satın alınarak onarılmış. 🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃📍Bursa’ya 30 dakika uzaklıkta Mudanya sahil yolu üzerinde yer alan 19. yüzyıl başlarına ait Art Nouveo üsluplu yalı,1937 yılından beri müze olarak kullanılmaktadır. 🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃📍Müze ziyaretinin ardından Kültür Bakanlığı tarafından restore edilerek bugün kütüphane olarak hizmet veren ve Bursa'daki tek Lale Devri eseri olan Tahir Paşa Konağı,görülmesi gereken mimari yapılardan biridir.
1922’de mütareke görüşmelerini izlemeye gelmiş olan ünlü yazar Ernest Hemingway Mudanya’yı ‘‘Batılıların barış dilenmeye geldikleri kıyı kasabası.’’ olarak tanımlar. 🍃🍃🍃🍃 🍃🍃🍃🍃 🍃🍃🍃 🍃🍃🍃 🍃📍11 Ekim 1922 tarihinde TBMM Hükümeti ile İhtilaf Devletleri arasında Türk-Yunan savaşına son veren ateşkes anlaşmasının imzalandığı ve işgalci güçlere karşı siyasi alanda zafer kazandığı yerdir. 🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃📍Zaferle sonuçlanan Türk Kurtuluş Savaşı’nın mütareke ile taçlandırıldığı bu bina,aynı zamanda Mustafa Kemal başkanlığındaki Ankara Hükümeti’nin Türk Milletinin tek temsilcisi olarak ilk kabul edildiği yerdir. 🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃📍Müzede Kurtuluş Savaşı ve mütarekeye ait çeşitli doküman, belge ve malzemeler ile döneme ait eşyalar sergilenmektedir.Bodrum ve çatı katının dışında iki katlı olan binanın birinci katında; Türk ve İtilaf devletlerinin çalışma odaları ve mütarekenin yapılıp imza edildiği salon yer almaktadır. İkinci katta ise Türkiye adına görüşmelere katılan İsmet İnönü ve Asım Gündüz Paşa ile yaverlerinin yatak odaları bulunuyor. 🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃📍Bir hafta süren ateşkes görüşmelerinde İngiltere’yi General Harrington, Fransa’yı General Charpy ve İtalya’yı General Monbelli’nin temsil ettiği görüşmelerin yapıldığı müze binası anlaşmanın imzalandığı masa takımı ve yazı takımları gibi dönemin eşyalarıyla birlikte aynen korunmuştur. 🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃📍Kurtuluş Savaşı sonrası Türkiye’nin ilk siyasi başarısına ev sahipliği yapan bu tarihi bina XIX yüzyıl sonlarında Rus asıllı tüccar Aleksandr Ganyanof tarafından yapılmıştır.Daha sonra Mudanyalı iş adamı Hayri İpar tarafından satın alınarak onarılmış. 🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃📍Bursa’ya 30 dakika uzaklıkta Mudanya sahil yolu üzerinde yer alan 19. yüzyıl başlarına ait Art Nouveo üsluplu yalı,1937 yılından beri müze olarak kullanılmaktadır. 🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃📍Müze ziyaretinin ardından Kültür Bakanlığı tarafından restore edilerek bugün kütüphane olarak hizmet veren ve Bursa'daki tek Lale Devri eseri olan Tahir Paşa Konağı,görülmesi gereken mimari yapılardan biridir.
Bursa Mudanya'nın hayata sımsıkı sarılan bu değerlerinden biri olan Dereköy'deki tarihi kilise, varlığını sürdürmek için zamanın yıpratıcılığına meydan okuyor.

Evliya Çelebi, yüzyıllar öncesinde Mudanya'yı tanımlarken "Halkı Rum'dur. Su ve havasının letafetinden Rum güzelleri çoktur" 
ifadelerini kullanır.Doğal güzelliğinin yanı sıra yüzyıllar boyu aldığı göçler sonucu birbirinden farklı kültürlerle renklenen Mudanya,tarihteki ihtişamının her detayını hissettiren uygarlıkların izlerini taşıyor. 
Bugüne dek varlığını sürdüren mimarisiyle asırlar deviren bu yapılar,bugün Mudanya'nın tarih ve turizm kimliğini oluşturuyor. 
Mudanya'nın hayata sımsıkı sarılan bu değerlerinden biri de Dereköy...Eski adı Rumcada dere anlamındaki Potamia'dan gelen Dereköy'deki tarihi kilise, büyüleyici ihtişamını sürdürmek için zamana direniyor.

Mahalledeki en önemli ve bugüne kadar varlığını sürdüren Rum Ortodoks Kilisesi'ne ait kalıntılar, 
görenleri tarihte uzun bir yolculuğa çıkarıyor.1857 yılında yapılmış anıtsal bir yapı olan Dereköy Kilisesi, gerek mimarisi gerekse içinde bulunan ayin düzenini belirleyen öğelerin özellikleri dolayısıyla önem taşıyor.

Burada yaşayan Rumlar 1922 yılında Yunanistan'a gitse de yapı,1924'ten sonra da Selanik çevresindeki Drama,Kavala,Yanya, Karacaova,Langaza ve Girit Adası'ndan gelen Müslüman Türkler tarafından kullanılmış.Rumların bölgeden ayrılmasının ardından buraya yerleşen Türkler tarafından bina 1972 yılına kadar cami olarak kullanılmış.Yapı bu tarihten sonra, gerek doğal gerekse özensiz kullanım nedeniyle tahrip olmuş.

Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün  korumasında olan kilisede vaiz kürsüsü, yaşanan tahribat nedeniyle
Bursa Arkeoloji Müzesi 
deposuna kaldırılmış.Kilisede alçı ve ahşap süslemeler dikkati çekerken, naosun kuzey ve güney duvarlarındaki pencerelerin üzerindeki yuvarlak madalyonlarda alçı kabartma kerubimler yer alıyor. Kabartmalar yeşil, bordo, kırmızı ve altın yaldız boya ile boyanmış, bu bölümdeki kabartmaların bazı kısımları ise Yunanistan'dan gelen turistler tarafından sökülmüş ve tahrip edilmiş. Her yıl Fener Rum Patriği Bartholomeos’un da katılımıyla kilisede ayinler düzenleniyor.
Bursa Mudanya'nın hayata sımsıkı sarılan bu değerlerinden biri olan Dereköy'deki tarihi kilise, varlığını sürdürmek için zamanın yıpratıcılığına meydan okuyor. Evliya Çelebi, yüzyıllar öncesinde Mudanya'yı tanımlarken "Halkı Rum'dur. Su ve havasının letafetinden Rum güzelleri çoktur"  ifadelerini kullanır.Doğal güzelliğinin yanı sıra yüzyıllar boyu aldığı göçler sonucu birbirinden farklı kültürlerle renklenen Mudanya,tarihteki ihtişamının her detayını hissettiren uygarlıkların izlerini taşıyor. Bugüne dek varlığını sürdüren mimarisiyle asırlar deviren bu yapılar,bugün Mudanya'nın tarih ve turizm kimliğini oluşturuyor.  Mudanya'nın hayata sımsıkı sarılan bu değerlerinden biri de Dereköy...Eski adı Rumcada dere anlamındaki Potamia'dan gelen Dereköy'deki tarihi kilise, büyüleyici ihtişamını sürdürmek için zamana direniyor. Mahalledeki en önemli ve bugüne kadar varlığını sürdüren Rum Ortodoks Kilisesi'ne ait kalıntılar,  görenleri tarihte uzun bir yolculuğa çıkarıyor.1857 yılında yapılmış anıtsal bir yapı olan Dereköy Kilisesi, gerek mimarisi gerekse içinde bulunan ayin düzenini belirleyen öğelerin özellikleri dolayısıyla önem taşıyor. Burada yaşayan Rumlar 1922 yılında Yunanistan'a gitse de yapı,1924'ten sonra da Selanik çevresindeki Drama,Kavala,Yanya, Karacaova,Langaza ve Girit Adası'ndan gelen Müslüman Türkler tarafından kullanılmış.Rumların bölgeden ayrılmasının ardından buraya yerleşen Türkler tarafından bina 1972 yılına kadar cami olarak kullanılmış.Yapı bu tarihten sonra, gerek doğal gerekse özensiz kullanım nedeniyle tahrip olmuş. Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün  korumasında olan kilisede vaiz kürsüsü, yaşanan tahribat nedeniyle Bursa Arkeoloji Müzesi  deposuna kaldırılmış.Kilisede alçı ve ahşap süslemeler dikkati çekerken, naosun kuzey ve güney duvarlarındaki pencerelerin üzerindeki yuvarlak madalyonlarda alçı kabartma kerubimler yer alıyor. Kabartmalar yeşil, bordo, kırmızı ve altın yaldız boya ile boyanmış, bu bölümdeki kabartmaların bazı kısımları ise Yunanistan'dan gelen turistler tarafından sökülmüş ve tahrip edilmiş. Her yıl Fener Rum Patriği Bartholomeos’un da katılımıyla kilisede ayinler düzenleniyor.
Uludağ'ın eteklerinde daracık sokakları,orijinal dokusunu yitirmemiş otantik evleri ve köy havasını koruyan atmosferiyle Cumalıkızık Bursa'nın anlatılmaz yaşanır efsanelerinden biri.700 yıllık gizemli tarihi, Osmanlı'dan kalma binaları,doğal kaynakları, şenlikleri ve yaşanmışlıklarıyla kentin hem tarihi hem de doğal güzellikleri arasında.Üstelik dünyanın en dar sokağı da bu köyde! Hikayesi ise oldukça ilginç...
📍
UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde bulunan Cumalıkızık'ın kuruluş hikâyesi 1300'lü yıllara kadar uzanıyor. Osmanlı'da erken dönem sivil mimari örneklerine ev sahipliği yapan köy,Uludağ'ın çevresine kurulan 7 kızık köyünden biri. O zamanlar dağ eteklerine kurulan köyleri tanımlamak için 'kızık' sözcüğü kullanılıyordu.Bu köylerden beşi günümüze kadar ulaşmış.Aralarında orijinal dokusunu korumuş olan ise Cumalıkızık.
📍
Meydandan yukarıya doğru yürüdüğünüzde ise ilk olarak Uludağ'dan gelen suyun köyün içinden aktığını göreceksiniz. Kerpiçten yapılmış tarih kokan evler,renk renk duvarlar,kapı tokmakları,sokak çeşmeleri, daracık sokaklarla adeta sizi dünyadan soyutlayarak geçmişe taşıyor Cumalıkızık...Köyde yaklaşık 250'yi aşkın ev bulunuyor.Ancak restorasyonlarla evlerin yarısı kullanılır durumda.Köy aslında bundan bir kaç sene öncesine kadar bilinmiyordu. 2002-2004 yılları arasında yayınlanan 'Kınalı Kar' ciddi şekilde ünlenerek ziyaretçi akınına uğramış.
📍
Köyün içinde dolaşırken insan buranın tarihini, kuruluşunu ya da efsanesini merak etmiyor değil... Kuşaktan kuşağa aktarılan efsanelere göre Tokat civarında yaşamakta olan Oğuz boyularından Kızıklar, Karakeçili Aşireti'nin bulunduğu bölgelere göç ederek Ertuğrul Gazi'den yerleşmek için yurt isterlermiş.Ancak Karakeçili Aşireti, Kızıklar'ın bu isteğine karşı çıkmış.Bunun üzerine Ertuğrul Gazi,düşmanlıklar doğmaması için Kızıklar'a Uludağ'ın o zamanki adıyla Keşiş Dağı'nın kuzey eteklerinden yer göstermiş,2 Oğuz boyu arasındaki dostluğu sağlamak için de Kızık Boyu Beyi'nin 7 oğlunu Karakeçili Aşireti'nden 7 güzel kızla evlendirmiş. 
Cumalıkızık isminin nereden geldiğine dair rivayet ise şöyle ; Kızık köylerindeki köylülerin eskiden Cuma namazı için toplandıkları yer olması nedeniyle bu isimle anılır olmuş.
Uludağ'ın eteklerinde daracık sokakları,orijinal dokusunu yitirmemiş otantik evleri ve köy havasını koruyan atmosferiyle Cumalıkızık Bursa'nın anlatılmaz yaşanır efsanelerinden biri.700 yıllık gizemli tarihi, Osmanlı'dan kalma binaları,doğal kaynakları, şenlikleri ve yaşanmışlıklarıyla kentin hem tarihi hem de doğal güzellikleri arasında.Üstelik dünyanın en dar sokağı da bu köyde! Hikayesi ise oldukça ilginç... 📍 UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde bulunan Cumalıkızık'ın kuruluş hikâyesi 1300'lü yıllara kadar uzanıyor. Osmanlı'da erken dönem sivil mimari örneklerine ev sahipliği yapan köy,Uludağ'ın çevresine kurulan 7 kızık köyünden biri. O zamanlar dağ eteklerine kurulan köyleri tanımlamak için 'kızık' sözcüğü kullanılıyordu.Bu köylerden beşi günümüze kadar ulaşmış.Aralarında orijinal dokusunu korumuş olan ise Cumalıkızık. 📍 Meydandan yukarıya doğru yürüdüğünüzde ise ilk olarak Uludağ'dan gelen suyun köyün içinden aktığını göreceksiniz. Kerpiçten yapılmış tarih kokan evler,renk renk duvarlar,kapı tokmakları,sokak çeşmeleri, daracık sokaklarla adeta sizi dünyadan soyutlayarak geçmişe taşıyor Cumalıkızık...Köyde yaklaşık 250'yi aşkın ev bulunuyor.Ancak restorasyonlarla evlerin yarısı kullanılır durumda.Köy aslında bundan bir kaç sene öncesine kadar bilinmiyordu. 2002-2004 yılları arasında yayınlanan 'Kınalı Kar' ciddi şekilde ünlenerek ziyaretçi akınına uğramış. 📍 Köyün içinde dolaşırken insan buranın tarihini, kuruluşunu ya da efsanesini merak etmiyor değil... Kuşaktan kuşağa aktarılan efsanelere göre Tokat civarında yaşamakta olan Oğuz boyularından Kızıklar, Karakeçili Aşireti'nin bulunduğu bölgelere göç ederek Ertuğrul Gazi'den yerleşmek için yurt isterlermiş.Ancak Karakeçili Aşireti, Kızıklar'ın bu isteğine karşı çıkmış.Bunun üzerine Ertuğrul Gazi,düşmanlıklar doğmaması için Kızıklar'a Uludağ'ın o zamanki adıyla Keşiş Dağı'nın kuzey eteklerinden yer göstermiş,2 Oğuz boyu arasındaki dostluğu sağlamak için de Kızık Boyu Beyi'nin 7 oğlunu Karakeçili Aşireti'nden 7 güzel kızla evlendirmiş.  Cumalıkızık isminin nereden geldiğine dair rivayet ise şöyle ; Kızık köylerindeki köylülerin eskiden Cuma namazı için toplandıkları yer olması nedeniyle bu isimle anılır olmuş.
Yeşil semtine adını veren külliye,1419 yılında Sultan Çelebi Mehmed tarafından yaptırılmıştır.
Cami, türbe, medrese, hamam ve imaretten oluşan Yeşil Külliyesi tüm ihtişamıyla, tarihte Fetret Devri’nin sona ererek Osmanlı Devleti’nin yeniden ve daha güçlü bir şekilde doğuşunun ispatı gibidir.
Külliye,Bursa’nın en önemli eserlerinden kabul edilen yapıları bünyesinde barındırmakta olup, gerek mimarisi, gerekse taşıdığı sanatsal değerleri ile bugün de ziyarete gelenleri kendilerine hayran bırakmaktadır.
📍🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃
Erken dönem Osmanlı mimarisinin en önemli örneklerinden biri olan Yeşil Camii’nin inşasına 1419 yılında Çelebi Sultan Mehmet’in emriyle başlanır, ancak oğlu 2. Murat döneminde tamamlanır.
Aynı zamanda hükümet konağı olarak iki katlı, iki kubbeli inşa edilen Yeşil Camii’nin mimarı dönemin tanınmış kişileri arasında yer alan, yapı topluluğunun mimarı Hacı İvaz Paşa olduğu bilinir.Ters T planlı Yeşil Camii’nin kuzey cephesinde yer alan büyük ve olağanüstü oyma süslemeleri bulunan taç kapısının üzerindeki kitabelik kısmına sülüs yazı ile caminin yapımıyla ilgili bilgiler yazıldığı görülür. 📍🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃
Türk ahşap oymacılığının en güzel örneklerinden olan giriş kapısından ibadet alanına Bizans başlıklı iki sütunun arasından girilir.

Aynı eksen üzerinde kubbeli iki ayrı mekân ve bunlardan giriş kapısı yanında bulunan iki yanına bitişik kubbeli küçük mekânlardan oluşmuş bir plan düzenine sahip olan Yeşil Camii’nin ibadet mekânı caminin ters T planı ile inşa edildiğini gösterir.Büyük bir kemer ve kilit taşı ile birleştirilen her 2 kubbenin çapı 13m, yerden yüksekliği ise 25m. Ayrıca ibadet mekânın yanındaki simetrik odaların sancaklardan gelenlerin meselelerinin görüşüldüğü yerler olarak yapıldığı, doğudaki odanın Anadolu Beylerbeyliği’nden gelenler,batıda ki odanın ise Rumeli Beylerbeyliği’nden gelenler için kullanıldığı sonralarda ise bu odaların mahkeme salonu olarak kullanıldığı bilinir.Girişin iki yanındaki dar merdivenlerle üst kata çıkıldığında caminin şadırvan avlusu üzerinde, mermer balkonlu olarak içeriye hâkim bir biçimde yerleştirilen hünkâr mahfeli bulunur.Osmanlı mimarisinde hünkâr mahfeli ilk defa Yeşil Camii'de ortaya çıkmıştır
Yeşil semtine adını veren külliye,1419 yılında Sultan Çelebi Mehmed tarafından yaptırılmıştır. Cami, türbe, medrese, hamam ve imaretten oluşan Yeşil Külliyesi tüm ihtişamıyla, tarihte Fetret Devri’nin sona ererek Osmanlı Devleti’nin yeniden ve daha güçlü bir şekilde doğuşunun ispatı gibidir. Külliye,Bursa’nın en önemli eserlerinden kabul edilen yapıları bünyesinde barındırmakta olup, gerek mimarisi, gerekse taşıdığı sanatsal değerleri ile bugün de ziyarete gelenleri kendilerine hayran bırakmaktadır. 📍🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃 Erken dönem Osmanlı mimarisinin en önemli örneklerinden biri olan Yeşil Camii’nin inşasına 1419 yılında Çelebi Sultan Mehmet’in emriyle başlanır, ancak oğlu 2. Murat döneminde tamamlanır. Aynı zamanda hükümet konağı olarak iki katlı, iki kubbeli inşa edilen Yeşil Camii’nin mimarı dönemin tanınmış kişileri arasında yer alan, yapı topluluğunun mimarı Hacı İvaz Paşa olduğu bilinir.Ters T planlı Yeşil Camii’nin kuzey cephesinde yer alan büyük ve olağanüstü oyma süslemeleri bulunan taç kapısının üzerindeki kitabelik kısmına sülüs yazı ile caminin yapımıyla ilgili bilgiler yazıldığı görülür. 📍🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃 Türk ahşap oymacılığının en güzel örneklerinden olan giriş kapısından ibadet alanına Bizans başlıklı iki sütunun arasından girilir. Aynı eksen üzerinde kubbeli iki ayrı mekân ve bunlardan giriş kapısı yanında bulunan iki yanına bitişik kubbeli küçük mekânlardan oluşmuş bir plan düzenine sahip olan Yeşil Camii’nin ibadet mekânı caminin ters T planı ile inşa edildiğini gösterir.Büyük bir kemer ve kilit taşı ile birleştirilen her 2 kubbenin çapı 13m, yerden yüksekliği ise 25m. Ayrıca ibadet mekânın yanındaki simetrik odaların sancaklardan gelenlerin meselelerinin görüşüldüğü yerler olarak yapıldığı, doğudaki odanın Anadolu Beylerbeyliği’nden gelenler,batıda ki odanın ise Rumeli Beylerbeyliği’nden gelenler için kullanıldığı sonralarda ise bu odaların mahkeme salonu olarak kullanıldığı bilinir.Girişin iki yanındaki dar merdivenlerle üst kata çıkıldığında caminin şadırvan avlusu üzerinde, mermer balkonlu olarak içeriye hâkim bir biçimde yerleştirilen hünkâr mahfeli bulunur.Osmanlı mimarisinde hünkâr mahfeli ilk defa Yeşil Camii'de ortaya çıkmıştır
Bir zamanlar Bursa’nın pek çok noktasından görülen Tophane Saat Kulesi, kentin dikine yükselişi nedeniyle artık belli noktalardan görülür oldu... 📍🍃🍃🍃🍃🍃🍃Bir zamanların yangın kulesi olan Tophane Saat kulesi, Bursa’ya gelen yerli ve yabancı turistlerin uğrak noktaları arasında yer alıyor.Yoğun ziyaretçi ilgisinin altında Osmangazi ve Orhan Gazi Türbeleri’nin de bulunduğu Tophane parkında olması da yatıyor. 📍🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃Saat doğu medeniyetleri tarafından bulunmuş olmasına karşın kule saati geleneği ve mekanik saat Batı’da gelişti.İlk saat kulesi İtalya’da 1348 yılında yapıldı 16. yüzyıla gelindiğinde Avrupa’da yaygınlaşan saat kulesi 1577 yılında III.Murat döneminde Üsküp’te inşa edildi. Saat Kulelerinin Anadolu’da yaygınlaştıransa II. Abdülhamit’tir. Tahta çıkışının 25. Yılında ülke genelinde 70’in üzerinde saat kulesi yapılmasını emreder. Böylece hem kent estetiğine saat kuleleri kazandırılırken,hem de zaman ölçme anlamında bir reform gerçekleştirilir. Osmanlı dönemindeki en estetik saat kulesi olarak İzmir Saat Kulesi gösterilir. 📍🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃Öte yandan Bursa’daki Tophane Saat Kulesi ilk kez Sultan Abdülaziz döneminde yangın kulesi olarak yaptırılır. Kesme taştan inşa edilen kulenin 2.ve 3. katında bir balkon,her cephesinde de sivri kemerli birer pencere, yanında da birer niş yer aldığı biliniyor. Saat Kulesi’nin 3. katının Bursa’ya bakan yüzünde yuvarlak kadranlı bir saat olan ilk kule 1900’lü yıllarda bilinmeyen bir tarihte yıkılır.Yapımına tekrar 2 Ağustos 1904 yılında başlanmış olan Saat Kulesi,31 Ağustos 1905 yılında tamamlanır. 📍🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃Sultan 2. Abdülhamid’in tahta çıkışının 30.yılında Vali Reşit Mümtaz Paşa tarafından 31 Ağustos 1906 yılında törenle açılır.Kesme taştan yapılan 6 katlı, 35 metre yüksekliğindeki Saat Kulesine dört basamaklı yuvarlak kemerli bir kapıdan girilir.Kuleye içinden yapılmış 89 basamaklı ahşap bir merdivenle çıkılır. 📍🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃En üst katın her bir yüzüne de dört bir yana bakacak şekilde yuvarlak kadranlı birer saat bulunacak şekilde planlanmıştır. Günümüzde Tophane Saat Kulesi artık ne saat kulesi, ne de yangın kulesi. Asrı aşkın ömrün yorgunluğunda kenti gözetlemeyi sürdürüyor…
Bir zamanlar Bursa’nın pek çok noktasından görülen Tophane Saat Kulesi, kentin dikine yükselişi nedeniyle artık belli noktalardan görülür oldu... 📍🍃🍃🍃🍃🍃🍃Bir zamanların yangın kulesi olan Tophane Saat kulesi, Bursa’ya gelen yerli ve yabancı turistlerin uğrak noktaları arasında yer alıyor.Yoğun ziyaretçi ilgisinin altında Osmangazi ve Orhan Gazi Türbeleri’nin de bulunduğu Tophane parkında olması da yatıyor. 📍🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃Saat doğu medeniyetleri tarafından bulunmuş olmasına karşın kule saati geleneği ve mekanik saat Batı’da gelişti.İlk saat kulesi İtalya’da 1348 yılında yapıldı 16. yüzyıla gelindiğinde Avrupa’da yaygınlaşan saat kulesi 1577 yılında III.Murat döneminde Üsküp’te inşa edildi. Saat Kulelerinin Anadolu’da yaygınlaştıransa II. Abdülhamit’tir. Tahta çıkışının 25. Yılında ülke genelinde 70’in üzerinde saat kulesi yapılmasını emreder. Böylece hem kent estetiğine saat kuleleri kazandırılırken,hem de zaman ölçme anlamında bir reform gerçekleştirilir. Osmanlı dönemindeki en estetik saat kulesi olarak İzmir Saat Kulesi gösterilir. 📍🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃Öte yandan Bursa’daki Tophane Saat Kulesi ilk kez Sultan Abdülaziz döneminde yangın kulesi olarak yaptırılır. Kesme taştan inşa edilen kulenin 2.ve 3. katında bir balkon,her cephesinde de sivri kemerli birer pencere, yanında da birer niş yer aldığı biliniyor. Saat Kulesi’nin 3. katının Bursa’ya bakan yüzünde yuvarlak kadranlı bir saat olan ilk kule 1900’lü yıllarda bilinmeyen bir tarihte yıkılır.Yapımına tekrar 2 Ağustos 1904 yılında başlanmış olan Saat Kulesi,31 Ağustos 1905 yılında tamamlanır. 📍🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃Sultan 2. Abdülhamid’in tahta çıkışının 30.yılında Vali Reşit Mümtaz Paşa tarafından 31 Ağustos 1906 yılında törenle açılır.Kesme taştan yapılan 6 katlı, 35 metre yüksekliğindeki Saat Kulesine dört basamaklı yuvarlak kemerli bir kapıdan girilir.Kuleye içinden yapılmış 89 basamaklı ahşap bir merdivenle çıkılır. 📍🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃En üst katın her bir yüzüne de dört bir yana bakacak şekilde yuvarlak kadranlı birer saat bulunacak şekilde planlanmıştır. Günümüzde Tophane Saat Kulesi artık ne saat kulesi, ne de yangın kulesi. Asrı aşkın ömrün yorgunluğunda kenti gözetlemeyi sürdürüyor…
Hristiyanlığın kadim dönemlerinde de büyük ilgi gören Tirilye ve çevresinde çok sayıda görkemli kilise, manastır inşa edilmiş, ancak ne yazık ki günümüze sadece 3 kilise ve 1 manastır ulaşabilmiş. 13. yüzyıl sonlarında yapıldığı kabul edilen Kemerli Kilise de bunlardan birisi.

Ortodoks dünyası için oldukça önemli olan Kemerli Kilise’nin sütunlarının Mısır’ın İskenderiye şehrinden getirildiği rivayet ediliyor. 13. yüzyıl sonunda yapıldığı biliniyor ve 1676 yılında, Dr.J.Covel tarafından hazırlanan el yazması belgede, kilisenin Panagia Pantobasillissa’ya (Bakire Meryem’e) adandığı anlatılıyor.

Dünya’da duvarlarında resim olan ilk kilise olarak bilinen Kemerli Kilise neredeyse yıkıldı yıkılacak vaziyette. Oysa bu tarihi mirasların tadilatı yapılsa, her biri görülmeye değer özellikleriyle bir çok ziyaretçiyi bu şirin beldeye çekmeye yeter.Kemerli Kilise,Rum Patrikhanesi tarafından geçmişine sadık kalınarak restore edileceği ve geçmişteki günlerindeki gibi ayinler düzenleneceği söylense de henüz bir çalışma başlatılmamış.

Tarihin hor kullanıldığı ve görmezden gelindiği, hatta yok edildiği bu kadim topraklarda biz buna alışık olsak da iç sızlatıyor. Tirilye 1. derece SİT alanı. Restorasyonları yapılmadığından taş veya ahşap mimarideki eski Rum evlerinin çoğunun da durumu içler acısı. Bazıları yıkıldı yıklacak gibi duruyor.

Edit: Ortodoks dünyası için oldukça önemli olan Trilye‘deki Kemerli Kilise (Resimli Kilise), İstanbul Fener Rum Patrikhanesi’nin Bursa Metropolitliği’ne atadığı Elpidophoros Lambriniadis tarafından satın alındı. Fener Rum Patrikhanesi’nin kiliseyi onarıp ibadete açacağı öğrenildi. Mülkiyeti özel şahıslara ait olan kiliseyi Patrikhane’nin onarıp yılda birkaç kez ayin düzenlemeyi planladığı ifade ediliyor.
Hristiyanlığın kadim dönemlerinde de büyük ilgi gören Tirilye ve çevresinde çok sayıda görkemli kilise, manastır inşa edilmiş, ancak ne yazık ki günümüze sadece 3 kilise ve 1 manastır ulaşabilmiş. 13. yüzyıl sonlarında yapıldığı kabul edilen Kemerli Kilise de bunlardan birisi. Ortodoks dünyası için oldukça önemli olan Kemerli Kilise’nin sütunlarının Mısır’ın İskenderiye şehrinden getirildiği rivayet ediliyor. 13. yüzyıl sonunda yapıldığı biliniyor ve 1676 yılında, Dr.J.Covel tarafından hazırlanan el yazması belgede, kilisenin Panagia Pantobasillissa’ya (Bakire Meryem’e) adandığı anlatılıyor. Dünya’da duvarlarında resim olan ilk kilise olarak bilinen Kemerli Kilise neredeyse yıkıldı yıkılacak vaziyette. Oysa bu tarihi mirasların tadilatı yapılsa, her biri görülmeye değer özellikleriyle bir çok ziyaretçiyi bu şirin beldeye çekmeye yeter.Kemerli Kilise,Rum Patrikhanesi tarafından geçmişine sadık kalınarak restore edileceği ve geçmişteki günlerindeki gibi ayinler düzenleneceği söylense de henüz bir çalışma başlatılmamış. Tarihin hor kullanıldığı ve görmezden gelindiği, hatta yok edildiği bu kadim topraklarda biz buna alışık olsak da iç sızlatıyor. Tirilye 1. derece SİT alanı. Restorasyonları yapılmadığından taş veya ahşap mimarideki eski Rum evlerinin çoğunun da durumu içler acısı. Bazıları yıkıldı yıklacak gibi duruyor. Edit: Ortodoks dünyası için oldukça önemli olan Trilye‘deki Kemerli Kilise (Resimli Kilise), İstanbul Fener Rum Patrikhanesi’nin Bursa Metropolitliği’ne atadığı Elpidophoros Lambriniadis tarafından satın alındı. Fener Rum Patrikhanesi’nin kiliseyi onarıp ibadete açacağı öğrenildi. Mülkiyeti özel şahıslara ait olan kiliseyi Patrikhane’nin onarıp yılda birkaç kez ayin düzenlemeyi planladığı ifade ediliyor.
Duru bir yeşildi ortalık
Akşam güneşi kırılmış bir mızrak boyu
Ve çocuk sesleriyle iniyordu ışık,
Ağlarda sanki dargın bir kılınç balığı
Pullarını döküyor üstüme
Bir sessizliği anlatmak için yazıldı bu şiir
Belki de anmak için
Bi damlacık bir sessizliği 
Can Yücel 
#turkey #bursa #sunset #gölyazı #travelblog #gezingari #picoftheday #objektifimden  #gununfotografi #travelling #kadraj_arkasi #art  #aniyakala #goexplore  #travelstoke #kadrajturkiye #fotografdukkanim #photooftheday #фотодня #turkobjektif #tbt #travelblogger #kadrajimdan #traveller #nature #history  #турция #туризм #путешественники #путешествие
Duru bir yeşildi ortalık Akşam güneşi kırılmış bir mızrak boyu Ve çocuk sesleriyle iniyordu ışık, Ağlarda sanki dargın bir kılınç balığı Pullarını döküyor üstüme Bir sessizliği anlatmak için yazıldı bu şiir Belki de anmak için Bi damlacık bir sessizliği Can Yücel #turkey  #bursa  #sunset  #gölyazı  #travelblog  #gezingari  #picoftheday  #objektifimden  #gununfotografi  #travelling  #kadraj_arkasi  #art  #aniyakala  #goexplore  #travelstoke  #kadrajturkiye  #fotografdukkanim  #photooftheday  #фотодня  #turkobjektif  #tbt  #travelblogger  #kadrajimdan  #traveller  #nature  #history  #турция  #туризм  #путешественники  #путешествие 
" Türk milletinin eşsiz evladı Atatürk! Sen ebedi istirahatgâhında rahat uyu. "En büyük eserim." dediğin Türkiye Cumhuriyeti bizlere emanettir. 
Türk Milleti." 🌹🌹🌹🌹🌹🌹🌹🌹🌹🌹🌹🌹🌹
#turkiye #ataturk #cumhuriyet #ankara #gezingari  #türkmilleti  #mavigözlüm  #10kasim #turkey #turkishnation #anıtkabir #greatleaderataturk #immortal #republicofturkey  #unforgettable #türkgençliği #турция #ататюрк #турецкий #герой #бессмертный #великийлидер #любовь #голубыеглаза #республика #стамбул #vscoturkey #landscape #amazing #nature
" Türk milletinin eşsiz evladı Atatürk! Sen ebedi istirahatgâhında rahat uyu. "En büyük eserim." dediğin Türkiye Cumhuriyeti bizlere emanettir. Türk Milleti." 🌹🌹🌹🌹🌹🌹🌹🌹🌹🌹🌹🌹🌹 #turkiye  #ataturk  #cumhuriyet  #ankara  #gezingari  #türkmilleti  #mavigözlüm  #10kasim  #turkey  #turkishnation  #anıtkabir  #greatleaderataturk  #immortal  #republicofturkey  #unforgettable  #türkgençliği  #турция  #ататюрк  #турецкий  #герой  #бессмертный  #великийлидер  #любовь  #голубыеглаза  #республика  #стамбул  #vscoturkey  #landscape  #amazing  #nature 
Прошлое - это поезд, но он уже ушел. Будущее - это мечта, но еще не известно сбудется ли она. А настоящее - это подарок жизни. Поэтому нужно жить настоящим, с надеждой на будущее и с опытом прошлого!

#turkey #istanbul #bosphorus #sea #gezingari #explore  #instatravel  #instagood  #art  #vscoturkey #landscape #amazing  #beautifuldestinations  #picoftheday #traveller #travelling #goexplore #traveladdict #lonelyplanet #travelblog #love #nature #travelphotography #color #travelblogger #sunset #naturephotography #neverstopexploring  #photooftheday #tbt
Прошлое - это поезд, но он уже ушел. Будущее - это мечта, но еще не известно сбудется ли она. А настоящее - это подарок жизни. Поэтому нужно жить настоящим, с надеждой на будущее и с опытом прошлого! #turkey  #istanbul  #bosphorus  #sea  #gezingari  #explore  #instatravel  #instagood  #art  #vscoturkey  #landscape  #amazing  #beautifuldestinations  #picoftheday  #traveller  #travelling  #goexplore  #traveladdict  #lonelyplanet  #travelblog  #love  #nature  #travelphotography  #color  #travelblogger  #sunset  #naturephotography  #neverstopexploring  #photooftheday  #tbt 
Birbirimizin küçük kusurlarını hoş görmezsek arkadaşlıktan , dostluktan bir şey anlayamayız... Sonra çеkildim bir kеnara, Sеyrеttim olan bitеni. Baktım; kimdе bеn nе kadarım, Kim bеndе nе kadar kalmış !

Sonra dönüp dedim ki ; Gerçek dost gölge gibidir. Eğilsen de doğrulsan da düşsen de asla peşini bırakmaz... #europe #turkey #istanbul  #gezingari #tourism #explore  #instatravel  #instagood  #art #flowers #vscoturkey #landscape #amazing #coffee #beautifuldestinations  #picoftheday #traveller #travelling #goexplore #traveladdict #lonelyplanet #travelblog #nature #travelphotography #travelblogger #sunset #naturephotography #neverstopexploring  #photooftheday #tbt
Birbirimizin küçük kusurlarını hoş görmezsek arkadaşlıktan , dostluktan bir şey anlayamayız... Sonra çеkildim bir kеnara, Sеyrеttim olan bitеni. Baktım; kimdе bеn nе kadarım, Kim bеndе nе kadar kalmış ! Sonra dönüp dedim ki ; Gerçek dost gölge gibidir. Eğilsen de doğrulsan da düşsen de asla peşini bırakmaz... #europe  #turkey  #istanbul  #gezingari  #tourism  #explore  #instatravel  #instagood  #art  #flowers  #vscoturkey  #landscape  #amazing  #coffee  #beautifuldestinations  #picoftheday  #traveller  #travelling  #goexplore  #traveladdict  #lonelyplanet  #travelblog  #nature  #travelphotography  #travelblogger  #sunset  #naturephotography  #neverstopexploring  #photooftheday  #tbt