an online Instagram web viewer

#biyoteknoloji medias

Photos

Transkripsiyon (Transcription)

DNA’dan RNA sentezi. Genetik bilgi, DNA’dan proteine, doğru akar. Bu bilgi akışı, transkripsiyonun sıralı süreçleri (DNA’dan RNA’ya) ve çeviriden (RNA’dan proteine) gerçekleşir. Transkripsiyon sırasında, sadece bir DNA dizisi kopyalanır. Şablon iplikçiği olarak adlandırılan ve üretilen RNA molekülleri tek iplikli haberci RNA’lardır (mRNA’lar)... Daha fazla bilgi için sitemizi ziyaret etmeyi unutmayın.
#hayatınaanlamkat #bilimlekalın #science #fizik #kimya #biyoloji #genetics #genetikmühendisi #gelecek #biyomühendislik #biyoteknoloji #yaşam #bilimleri #dna #kromozom
Transkripsiyon (Transcription) DNA’dan RNA sentezi. Genetik bilgi, DNA’dan proteine, doğru akar. Bu bilgi akışı, transkripsiyonun sıralı süreçleri (DNA’dan RNA’ya) ve çeviriden (RNA’dan proteine) gerçekleşir. Transkripsiyon sırasında, sadece bir DNA dizisi kopyalanır. Şablon iplikçiği olarak adlandırılan ve üretilen RNA molekülleri tek iplikli haberci RNA’lardır (mRNA’lar)... Daha fazla bilgi için sitemizi ziyaret etmeyi unutmayın. #hayatınaanlamkat  #bilimlekalın  #science  #fizik  #kimya  #biyoloji  #genetics  #genetikmühendisi  #gelecek  #biyomühendislik  #biyoteknoloji  #yaşam  #bilimleri  #dna  #kromozom 
Gen Klonlama ve DNA Analizinin bir çok alanda kullanıldığını biliyor muydunuz? Egemen Tepeli “Gen Klonlama ve DNA Analizinin Multidisipliner Çalışmalardaki Rolü” yazısı ile 5. sayı sayfa 12’de..
bezelyedergi.net
#BezelyeDergi #GregorMendel #biyoteknoloji #adlibilimler #amelogenin
#Repost @biyoteknoloji (@get_repost)
・・・
Doğadaki altın oran, hatasız bir sistem üzere oluşmuştur. Fersah da, dünyada, canlı ve cansız varlıklarda; ibret verici bir düzen, iltizam, insanoğlunu hayran bırakacak harikalıklar bulundurur. Dünyanın, dünya üzerinde ki canlı ve cansız varlıkların yani tüm kâinat düzeninin oluşumunda görülen altın orandır. Tabiatta bir bütünün parçaları içinde izlenen, asırlardır sanatsal tüm alanlarda uygulanmış, uyum bakımından en olumlu ve geçerli sonuçları ortaya koyduğu sanılan matematiksel bir oran bağıdır.

Tabiatta çarpıcı ve net örneklerine rastlandığı gibi; insanoğlunun bedeninde, deniz kabuklularında ve ağaç dallarında da rastlanır. Örneğin ayçiçeğinin merkezinden dışa, sağdan sola ve soldan sağa doğru tane sayıları altın oranı verir. Buna papatya çeşidini de verebiliriz. Tüm insanların kafatası tam bir oransal dengeye sahiptir. Bir ya da birden fazla saç telinin çıktığı “düğüm yeri” adı verilen bir nokta vardır ki bu noktadan çıkan saç telleri dik şekilde değil; spiral yani bir eğri oluşturarak çıkar. Bu eğrinin açısı da altın oranı verir.

Vücudun bir parçası olan kollar dirsek bölgesinden ikiye ayrılır. Bu iki bölüm ayrı ayrı altın oranı verebileceği gibi, kolun tümünün yarısı da kabul görür. Aynı şekilde parmaklar da! Üst boğumunun alt boğumuna orantısı tamamen oransaldır. Doğada ise tabanının yüksekliğine olan oranıyla Mısır piramitleri en iyi örnek olarak verilir. Üstelik en eski örneklerden birisidir. Genelde yağışlı havalarda ortaya çıkan salyangozun kabuğu; düzleme aktarıldığında oluşan dikdörtgenin boyunun enine oranı tam bir sanatsal çalışmadır.

Deniz kabuklarında bulunan eğriliğin tanjantı tespit edildiğinde de altın oranı verdiği sonucu ortaya çıkar. Tütün ve Eğrelti Otunda dahi rastlanılan bu oran, aslında en çok Mimar Sinan’la anılır. Eserlerinin çoğunda bu iltizam görülmektedir.

Doğadaki altın oran, kristal yapılarda da görülür. Kar taneleri; yakından çıplak gözle görülemeyecek kadar küçük olmasına rağmen, incelendiğinde altın oranı oranı verir. Bu taneleri meydana getiren uzunlu kısalı dallar, çeşitli uzantıların oranı hep orantısaldır.

Kaynak:Biomedya

#biyoteknoloji #bilim #araştırma #genetik #biotechnol
#Repost  @biyoteknoloji (@get_repost) ・・・ Doğadaki altın oran, hatasız bir sistem üzere oluşmuştur. Fersah da, dünyada, canlı ve cansız varlıklarda; ibret verici bir düzen, iltizam, insanoğlunu hayran bırakacak harikalıklar bulundurur. Dünyanın, dünya üzerinde ki canlı ve cansız varlıkların yani tüm kâinat düzeninin oluşumunda görülen altın orandır. Tabiatta bir bütünün parçaları içinde izlenen, asırlardır sanatsal tüm alanlarda uygulanmış, uyum bakımından en olumlu ve geçerli sonuçları ortaya koyduğu sanılan matematiksel bir oran bağıdır. Tabiatta çarpıcı ve net örneklerine rastlandığı gibi; insanoğlunun bedeninde, deniz kabuklularında ve ağaç dallarında da rastlanır. Örneğin ayçiçeğinin merkezinden dışa, sağdan sola ve soldan sağa doğru tane sayıları altın oranı verir. Buna papatya çeşidini de verebiliriz. Tüm insanların kafatası tam bir oransal dengeye sahiptir. Bir ya da birden fazla saç telinin çıktığı “düğüm yeri” adı verilen bir nokta vardır ki bu noktadan çıkan saç telleri dik şekilde değil; spiral yani bir eğri oluşturarak çıkar. Bu eğrinin açısı da altın oranı verir. Vücudun bir parçası olan kollar dirsek bölgesinden ikiye ayrılır. Bu iki bölüm ayrı ayrı altın oranı verebileceği gibi, kolun tümünün yarısı da kabul görür. Aynı şekilde parmaklar da! Üst boğumunun alt boğumuna orantısı tamamen oransaldır. Doğada ise tabanının yüksekliğine olan oranıyla Mısır piramitleri en iyi örnek olarak verilir. Üstelik en eski örneklerden birisidir. Genelde yağışlı havalarda ortaya çıkan salyangozun kabuğu; düzleme aktarıldığında oluşan dikdörtgenin boyunun enine oranı tam bir sanatsal çalışmadır. Deniz kabuklarında bulunan eğriliğin tanjantı tespit edildiğinde de altın oranı verdiği sonucu ortaya çıkar. Tütün ve Eğrelti Otunda dahi rastlanılan bu oran, aslında en çok Mimar Sinan’la anılır. Eserlerinin çoğunda bu iltizam görülmektedir. Doğadaki altın oran, kristal yapılarda da görülür. Kar taneleri; yakından çıplak gözle görülemeyecek kadar küçük olmasına rağmen, incelendiğinde altın oranı oranı verir. Bu taneleri meydana getiren uzunlu kısalı dallar, çeşitli uzantıların oranı hep orantısaldır. Kaynak:Biomedya #biyoteknoloji  #bilim  #araştırma  #genetik  #biotechnol 
Alzheimer’a neyin sebep olduğu bilinmiyor ancak popüler bir teorinin öne sürdüğüne göre amiloid-beta adıyla bilinen bir protein Alzheimer’lı insanların beyinlerinde zamanla plaklar oluşturuyor.
Rutgers araştırmacıları Alzheimer hastalığı ve travmatik beyin yaralanmasına yol açabilecek olan yeni bir mekanizma keşfettiler. Şimdi de tedaviyi insanlar üzerinde test edebilmek adına klinik deneylere başlamayı umut ediyorlar.
#BioMedya #biyoteknoloji #yasambilimleri #alzheimer #sağlık #beyin #tedavi
Alzheimer’a neyin sebep olduğu bilinmiyor ancak popüler bir teorinin öne sürdüğüne göre amiloid-beta adıyla bilinen bir protein Alzheimer’lı insanların beyinlerinde zamanla plaklar oluşturuyor. Rutgers araştırmacıları Alzheimer hastalığı ve travmatik beyin yaralanmasına yol açabilecek olan yeni bir mekanizma keşfettiler. Şimdi de tedaviyi insanlar üzerinde test edebilmek adına klinik deneylere başlamayı umut ediyorlar. #BioMedya  #biyoteknoloji  #yasambilimleri  #alzheimer  #sağlık  #beyin  #tedavi 
Hazırlık sınıfı öğrencilerimize laboratuvarları tanıttık. #tau #taumalzeme #taumolekulerbiyoteknoloji #malzeme #molekuler #biyoteknoloji
Mikro Akışkan Çip Teknolojisi"ÇİP BEBEK" ile Tüp Bebek ve Aşılama Tedavilerinde Yüksek Başarı Detaylı bilgi için iletişim numaralarımız 0549 673 71 15 ve 0549 673 71 22 https://www.cipbebek.com #fertileplus #fertile #fertilechip #tüpbebektedavisi #mikroçiplitüpbebek #mikroçip #aşılama #tüpbebekdoktorlari #mikroçipliaşılama #tüpbebekmerkezi #tüpbebek #bebekistiyorum #infertilite #kadındoğum #üroloji #jinekoloji #başarı #türkiye #spermsortingchip #sperm #ıuı #ivf #icsi #kısırĺık #utkandemirci #koek #biyoteknoloji  #turkey🇹🇷
Mikro Akışkan Çip Teknolojisi"ÇİP BEBEK" ile Tüp Bebek ve Aşılama Tedavilerinde Yüksek Başarı Detaylı bilgi için iletişim numaralarımız 0549 673 71 15 ve 0549 673 71 22 https://www.cipbebek.com #fertileplus  #fertile  #fertilechip  #tüpbebektedavisi  #mikroçiplitüpbebek  #mikroçip  #aşılama  #tüpbebekdoktorlari  #mikroçipliaşılama  #tüpbebekmerkezi  #tüpbebek  #bebekistiyorum  #infertilite  #kadındoğum  #üroloji  #jinekoloji  #başarı  #türkiye  #spermsortingchip  #sperm  #ıuı  #ivf  #icsi  #kısırĺık  #utkandemirci  #koek  #biyoteknoloji  #turkey 🇹🇷
50 yaşın altındaki her üç kişiden ikisini etkileyen ve uçuğa neden olan HSV-1 tipi herpes virüsünün Alzheimer hastalığının gelişimiyle bağlantılı olabileceği ileri sürülüyor.

Manchester Üniversitesi Nörobilim ve Deneysel Psikoloji Bölümü profesörlerinden Ruth Itzhaki, bu virüsün Alzheimer vakalarından yüzde 50'si veya daha fazlasında rolü olduğunu belirtti. ​Bilim insanları bu yılın başlarında Alzheimerlı hastaların beyinlerinde iki tür uçuk, HHV-6A ve HHV-7'nin yaygın olduğunu açıklamışlardı. HHV-6A ve HHV-7 tipleri sıklıkla çocuklarda görülüyor ve deride döküntüye yol açıyor.

Genel olarak zararsız olduğu düşünülen bu iki tip virüs hücrelerde ve merkezi sinir sisteminde ömür boyu kalıyor.Itzhaki ve ekibinin ulaştığı sonuçlara göre Alzheimer'la yakın ilişkili gen olan ApoE4'ün bir kopyasını taşıyanlarda uçuk, genin başka bir varyasyonuna sahip olanlarla nazaran daha sık görülüyor.

The Conversation'da araştırmalarından elde ettiği bulguları paylaşan Itzhaki virüsün beyinde muhtemelen tekrarlayan şekilde aktif hale geldiğini ve bu durumun kümülatif hasara yol açıyor olabileceğini belirtti. "Beyninde HSV-1 tipi uçuk virüsü bulunan ApoE4 genine sahip kişilerde Alzheimer hastalığının gelişmesi olasılığı, bu faktörü barındırmayanlara göre 12 kat daha fazla" diyen bilim insanı çalışmasında bir veri tabanını ayrıntılı olarak inceledi.

Itzhaki, "150'den fazla yayının HSV-1'in Alzheimer'da rolü olduğunu güçlü bir şekilde desteklediğini düşünürsek, bu bulgular Alzheimer hastalığını tedavi etmek için anti-herpes ilaçların kullanımını büyük ölçüde haklı kılıyor" dedi.

Çalışma, uçukların Alzheimerlere neden olduğunu kanıtlamasa da HSV-1 virüsü taşınması ile daha sonra gelişen demans arasında bir ilişki olduğunu gösteriyor.

Kaynak:https://tr.sputniknews.com/bilim/201810221035772881-ucuk-virus-alzheimer/

#biyoteknoloji #bilim #bilimselçalışmalar #araştırma #genetik #biotechnology #science #research #genetic
50 yaşın altındaki her üç kişiden ikisini etkileyen ve uçuğa neden olan HSV-1 tipi herpes virüsünün Alzheimer hastalığının gelişimiyle bağlantılı olabileceği ileri sürülüyor. Manchester Üniversitesi Nörobilim ve Deneysel Psikoloji Bölümü profesörlerinden Ruth Itzhaki, bu virüsün Alzheimer vakalarından yüzde 50'si veya daha fazlasında rolü olduğunu belirtti. ​Bilim insanları bu yılın başlarında Alzheimerlı hastaların beyinlerinde iki tür uçuk, HHV-6A ve HHV-7'nin yaygın olduğunu açıklamışlardı. HHV-6A ve HHV-7 tipleri sıklıkla çocuklarda görülüyor ve deride döküntüye yol açıyor. Genel olarak zararsız olduğu düşünülen bu iki tip virüs hücrelerde ve merkezi sinir sisteminde ömür boyu kalıyor.Itzhaki ve ekibinin ulaştığı sonuçlara göre Alzheimer'la yakın ilişkili gen olan ApoE4'ün bir kopyasını taşıyanlarda uçuk, genin başka bir varyasyonuna sahip olanlarla nazaran daha sık görülüyor. The Conversation'da araştırmalarından elde ettiği bulguları paylaşan Itzhaki virüsün beyinde muhtemelen tekrarlayan şekilde aktif hale geldiğini ve bu durumun kümülatif hasara yol açıyor olabileceğini belirtti. "Beyninde HSV-1 tipi uçuk virüsü bulunan ApoE4 genine sahip kişilerde Alzheimer hastalığının gelişmesi olasılığı, bu faktörü barındırmayanlara göre 12 kat daha fazla" diyen bilim insanı çalışmasında bir veri tabanını ayrıntılı olarak inceledi. Itzhaki, "150'den fazla yayının HSV-1'in Alzheimer'da rolü olduğunu güçlü bir şekilde desteklediğini düşünürsek, bu bulgular Alzheimer hastalığını tedavi etmek için anti-herpes ilaçların kullanımını büyük ölçüde haklı kılıyor" dedi. Çalışma, uçukların Alzheimerlere neden olduğunu kanıtlamasa da HSV-1 virüsü taşınması ile daha sonra gelişen demans arasında bir ilişki olduğunu gösteriyor. Kaynak:https://tr.sputniknews.com/bilim/201810221035772881-ucuk-virus-alzheimer/ #biyoteknoloji  #bilim  #bilimselçalışmalar  #araştırma  #genetik  #biotechnology  #science  #research  #genetic 
Çift zincirli DNA molekülü olarak paketlenmiş bir hücrenin DNA’sına genom adı verilir. Prokaryotlarda genom, bir döngü veya daire şeklinde tek, çift iplikçikli bir DNA molekülünden oluşur. Bu genetik materyali içeren hücredeki bölge bir nükleoid olarak adlandırılır (prokaryotların ayrı bir membrana bağlı çekirdek içermediğini unutmayın). Bazı prokaryotlar ayrıca normal büyüme için gerekli olmayan küçük plazmid DNA’larına sahiptir.

Daha fazla bilgi için molekulce.com sitemizi ziyaret edebilirsiniz.. #bilim #scienceteacher #science #fizik #kimya #biyoloji #genetics #genetikmühendisi #gelecek #biyomühendislik #biyoteknoloji #yaşam #bilimleri #bilimlekalın #hayatınaanlamkat #dna #kromozom
Çift zincirli DNA molekülü olarak paketlenmiş bir hücrenin DNA’sına genom adı verilir. Prokaryotlarda genom, bir döngü veya daire şeklinde tek, çift iplikçikli bir DNA molekülünden oluşur. Bu genetik materyali içeren hücredeki bölge bir nükleoid olarak adlandırılır (prokaryotların ayrı bir membrana bağlı çekirdek içermediğini unutmayın). Bazı prokaryotlar ayrıca normal büyüme için gerekli olmayan küçük plazmid DNA’larına sahiptir. Daha fazla bilgi için molekulce.com sitemizi ziyaret edebilirsiniz.. #bilim  #scienceteacher  #science  #fizik  #kimya  #biyoloji  #genetics  #genetikmühendisi  #gelecek  #biyomühendislik  #biyoteknoloji  #yaşam  #bilimleri  #bilimlekalın  #hayatınaanlamkat  #dna  #kromozom 
Amerika merkezli bu girişim, okyanustan toplanan plastik atıkları değerlendirmek için bir teknoloji geliştirdi ve geri dönüştürülen okyanus plastiklerinden dayanıklı tuğlalar oluşturmaya başladı.

Yeni Zelandalı mühendis Peter Lewis’in dâhiyane fikriyle ortaya çıkan RePlast teknolojisi, modüler bir platformun plastik atıkları sıkıştırarak farklı şekillerde ve yoğunluklarda bloklar haline getirmesi prensibiyle çalışıyor.

Sistem; taşınabiliyor, elektrikle veya yakıtla çalışabiliyor, plastiklerin ayrıştırılmasına ya da yıkanmasına gerek kalmıyor. Üretici firmanın verdiği bilgilere göre; tuğlalar %95 karbon nötr yani zehirsiz bir üretim aşamasından geçiyor.

Tuğlaları oluştururken yapıştırıcı ara bir maddeye ihtiyaç olmadığı için sürdürülebilir yapı malzemeleri alanında yeni bir kapı açan RePlast, çevre dostu projelerin ortaya çıkmasına da zemin hazırlayacak.

Şimdiye kadar okyanustan çıkarılan plastiklerden yapılan tuğlalar ile duvar ve yol bariyerleri inşa edildi. Ancak, şirketin aklında hayata geçirmek istediği daha büyük projeler var.

Kaynak: byfusion

#biyoteknoloji #bilim #bilimselçalışmalar #araştırma #genetik #biotechnology #science #research #genetic
Amerika merkezli bu girişim, okyanustan toplanan plastik atıkları değerlendirmek için bir teknoloji geliştirdi ve geri dönüştürülen okyanus plastiklerinden dayanıklı tuğlalar oluşturmaya başladı. Yeni Zelandalı mühendis Peter Lewis’in dâhiyane fikriyle ortaya çıkan RePlast teknolojisi, modüler bir platformun plastik atıkları sıkıştırarak farklı şekillerde ve yoğunluklarda bloklar haline getirmesi prensibiyle çalışıyor. Sistem; taşınabiliyor, elektrikle veya yakıtla çalışabiliyor, plastiklerin ayrıştırılmasına ya da yıkanmasına gerek kalmıyor. Üretici firmanın verdiği bilgilere göre; tuğlalar %95 karbon nötr yani zehirsiz bir üretim aşamasından geçiyor. Tuğlaları oluştururken yapıştırıcı ara bir maddeye ihtiyaç olmadığı için sürdürülebilir yapı malzemeleri alanında yeni bir kapı açan RePlast, çevre dostu projelerin ortaya çıkmasına da zemin hazırlayacak. Şimdiye kadar okyanustan çıkarılan plastiklerden yapılan tuğlalar ile duvar ve yol bariyerleri inşa edildi. Ancak, şirketin aklında hayata geçirmek istediği daha büyük projeler var. Kaynak: byfusion #biyoteknoloji  #bilim  #bilimselçalışmalar  #araştırma  #genetik  #biotechnology  #science  #research  #genetic 
Solucan delikleri teoride uzay-zaman içinde iki nokta arasında geçit görevi gören bir kara deliktir. Bu araştırma sayesinde solucan deliklerinin fiziği ve fiziksel karakteristiklerini daha iyi tanımlayabiliriz. Makale Physics Letters B journal dergisinde yayınlandı.

Evrenin modern konseptleri solucan deliklerinin varlığını sağlayarak, sıra dışı uzay zaman kıvrımlarına dayanır. Fizikçiler solucan deliğini evrenin uzak  bir noktasında dört boyutta gözlenebilecek bir kara delik olarak hayal ediyor.

RUDN fizikçisi ile solucan deliğinin şeklini gözlenebilir özelliklerini taban alarak hesaplayabileceklerini gösterdiler. Pratikte fizikçiler solucan deliklerinin doğrudan olmayan kızıla kayma-bir nesneden uzaklaşma rotasında kütleçekim dalgası frekansında aşağı doğru geçiş vb. özellikler gözlenebilir. Çalışmanın araştırma asistanı Roman Konoplya,  kuantum mekanik ve geometrik varsayımsal kullanarak  bir solucan deliğinin şeklinin ve kütlesinin kızıla kayma değerinden ve yüksek frekanstaki kütleçekim dalgalarından hesaplanabileceğini gösterdi.

Normalde fizikçiler, küçük bir nesnenin geometrisini alarak onun bölgesini (solucan deliğinin yaydığı frekans seti..) araştırarak, deneysel sonuçlarla veriyi karşılaştırdı. Sonrasında gözlenen verilerle, teorik olarak tahmin edilen verilerin benzer olduğuna kara verirler. Konoplyaise bu problemin zıttı bir çözümle geldi: görülebilir spektrumdaki bir cismin şeklini belirlemeye çalışmak.

Konoplya küresel simetrik Morris-Thorne solucan deliği modelini aldı. Bu model uzay zamanda iki noktayı birleştiren bir tür kara deliktir, ayrıca bu iki nokta arasında hareket olanağı sağlar. Sonrasında şişe boynu solucan deliğini tarif etmek için mevcut matematik modeli uyguladı.İlk olarak kendi dalga boyunda herhangi bir simetrik solucan deliğinin şeklini tarif ederek, karşıt problemi genel ifadeler içinde çözdü. Sonrasında kuantum mekanik yaklaşımı kullanarak, denklem oluşturdu ve solucan deliğinin geometrik şeklini hesapladı.

Kaynak:https://www.gercekbilim.com/fizikciler-solucan-deliginin-seklinin-tanimladilar/

#biyoteknoloji #bilim #bilimselçalışmalar #araştırma #genetik #biotechnology #science #research #genetic #uzay #evren #space
Solucan delikleri teoride uzay-zaman içinde iki nokta arasında geçit görevi gören bir kara deliktir. Bu araştırma sayesinde solucan deliklerinin fiziği ve fiziksel karakteristiklerini daha iyi tanımlayabiliriz. Makale Physics Letters B journal dergisinde yayınlandı. Evrenin modern konseptleri solucan deliklerinin varlığını sağlayarak, sıra dışı uzay zaman kıvrımlarına dayanır. Fizikçiler solucan deliğini evrenin uzak bir noktasında dört boyutta gözlenebilecek bir kara delik olarak hayal ediyor. RUDN fizikçisi ile solucan deliğinin şeklini gözlenebilir özelliklerini taban alarak hesaplayabileceklerini gösterdiler. Pratikte fizikçiler solucan deliklerinin doğrudan olmayan kızıla kayma-bir nesneden uzaklaşma rotasında kütleçekim dalgası frekansında aşağı doğru geçiş vb. özellikler gözlenebilir. Çalışmanın araştırma asistanı Roman Konoplya, kuantum mekanik ve geometrik varsayımsal kullanarak bir solucan deliğinin şeklinin ve kütlesinin kızıla kayma değerinden ve yüksek frekanstaki kütleçekim dalgalarından hesaplanabileceğini gösterdi. Normalde fizikçiler, küçük bir nesnenin geometrisini alarak onun bölgesini (solucan deliğinin yaydığı frekans seti..) araştırarak, deneysel sonuçlarla veriyi karşılaştırdı. Sonrasında gözlenen verilerle, teorik olarak tahmin edilen verilerin benzer olduğuna kara verirler. Konoplyaise bu problemin zıttı bir çözümle geldi: görülebilir spektrumdaki bir cismin şeklini belirlemeye çalışmak. Konoplya küresel simetrik Morris-Thorne solucan deliği modelini aldı. Bu model uzay zamanda iki noktayı birleştiren bir tür kara deliktir, ayrıca bu iki nokta arasında hareket olanağı sağlar. Sonrasında şişe boynu solucan deliğini tarif etmek için mevcut matematik modeli uyguladı.İlk olarak kendi dalga boyunda herhangi bir simetrik solucan deliğinin şeklini tarif ederek, karşıt problemi genel ifadeler içinde çözdü. Sonrasında kuantum mekanik yaklaşımı kullanarak, denklem oluşturdu ve solucan deliğinin geometrik şeklini hesapladı. Kaynak:https://www.gercekbilim.com/fizikciler-solucan-deliginin-seklinin-tanimladilar/ #biyoteknoloji  #bilim  #bilimselçalışmalar  #araştırma  #genetik  #biotechnology  #science  #research  #genetic  #uzay  #evren  #space 
Deniz hıyarlarının 'olağan dışı' bir türü olarak tanımlanan Enypniastes eximia, Avustralyalı araştırmacılar tarafından yeni sualtı ekipmanı kullanılarak fotoğraflandı.

The Guardian'da yer alan habere göre, 'Başsız tavuk canavarı' daha önce sadece Meksika Körfezi'nde 2.500m derinlikte filme alınmıştı. 11 cm ile 25 cm arasında değişen büyüklükteki bu canlı, yeni besleme yerlerine taşınmasına ve yırtıcılardan kaçabilmesine olanak sağlayan yüzme yapısına ve dokunaçlarına sahip.

Avustralya Antarktik Bölümü'nün program lideri Dr Dirk Welsford, "Kameralardan gelen bazı görüntüler nefes kesici, bunlar dünyanın bu bölgesinde hiç görmediğimiz türler" ifadelerini kullandı.

Başsız tavuk canavarı, Antarktika Deniz Yaşamı Kaynaklarının Korunması Komisyonu'nun (CCAMLR) uzun hat balıkçılığı için geliştirilen bir kamera sistemini kullanması sonucunda görüntülendi.

Uzun erimli balıkçılık faaliyetleri için tasarlanan bu sistemin oldukça dayanıklı olduğu biliniyor.

Dr. Welsford, kullanılan sistemle ilgili olarak "Kullanılan teknenin yan tarafından atılabilecek ve uzun süre boyunca denizin karanlık zemininde aşırı basınç altında güvenilir bir şekilde çalışmaya devam edecekti" dedi.

Ekip tarafından kaydedilen görüntülerde, 'başsız tavuk canavarına' ilişkin ilginç anlar kaydedildi.

Kaynak:https://tr.sputniknews.com/bilim/201810221035774223-guney-okyanusunda-ilk-kez-goruntulendi

#biyoteknoloji #bilim #bilimselçalışmalar #araştırma #genetik #biotechnology #science #research #genetic
Deniz hıyarlarının 'olağan dışı' bir türü olarak tanımlanan Enypniastes eximia, Avustralyalı araştırmacılar tarafından yeni sualtı ekipmanı kullanılarak fotoğraflandı. The Guardian'da yer alan habere göre, 'Başsız tavuk canavarı' daha önce sadece Meksika Körfezi'nde 2.500m derinlikte filme alınmıştı. 11 cm ile 25 cm arasında değişen büyüklükteki bu canlı, yeni besleme yerlerine taşınmasına ve yırtıcılardan kaçabilmesine olanak sağlayan yüzme yapısına ve dokunaçlarına sahip. Avustralya Antarktik Bölümü'nün program lideri Dr Dirk Welsford, "Kameralardan gelen bazı görüntüler nefes kesici, bunlar dünyanın bu bölgesinde hiç görmediğimiz türler" ifadelerini kullandı. Başsız tavuk canavarı, Antarktika Deniz Yaşamı Kaynaklarının Korunması Komisyonu'nun (CCAMLR) uzun hat balıkçılığı için geliştirilen bir kamera sistemini kullanması sonucunda görüntülendi. Uzun erimli balıkçılık faaliyetleri için tasarlanan bu sistemin oldukça dayanıklı olduğu biliniyor. Dr. Welsford, kullanılan sistemle ilgili olarak "Kullanılan teknenin yan tarafından atılabilecek ve uzun süre boyunca denizin karanlık zemininde aşırı basınç altında güvenilir bir şekilde çalışmaya devam edecekti" dedi. Ekip tarafından kaydedilen görüntülerde, 'başsız tavuk canavarına' ilişkin ilginç anlar kaydedildi. Kaynak:https://tr.sputniknews.com/bilim/201810221035774223-guney-okyanusunda-ilk-kez-goruntulendi #biyoteknoloji  #bilim  #bilimselçalışmalar  #araştırma  #genetik  #biotechnology  #science  #research  #genetic 
"Yoncada yaprak eksplantından hücre süspansiyon kültürü ile somatik embriyogenesis"
a) Kültür başlangıcından 21 gün sonra  yaprak eksplantında kallus oluşumu
b) 3. alt kültürde sonunda meydana gelen süspansiyon
c,d ) Boi2y ortamına yayılan süspansiyon kültüründe embriyoid  ve embriyo gelişimi 
e, f) MS0 ortamına aktarılan embriyo topluluklarında bitkicik gelişimi
#topraknevalesi #toprak #tarım #dokukültürü #laboratuvar #embriyogenesis #yonca #medicagosativa #ziraat #ziraatmühendisi #biyoteknoloji #tarımhayatı #agriculture #agricultureengineer #agriculturaltechnology #agriculturelife #agricultureworld #insta #instagramers #instagram #instagood
"Yoncada yaprak eksplantından hücre süspansiyon kültürü ile somatik embriyogenesis" a) Kültür başlangıcından 21 gün sonra yaprak eksplantında kallus oluşumu b) 3. alt kültürde sonunda meydana gelen süspansiyon c,d ) Boi2y ortamına yayılan süspansiyon kültüründe embriyoid ve embriyo gelişimi e, f) MS0 ortamına aktarılan embriyo topluluklarında bitkicik gelişimi #topraknevalesi  #toprak  #tarım  #dokukültürü  #laboratuvar  #embriyogenesis  #yonca  #medicagosativa  #ziraat  #ziraatmühendisi  #biyoteknoloji  #tarımhayatı  #agriculture  #agricultureengineer  #agriculturaltechnology  #agriculturelife  #agricultureworld  #insta  #instagramers  #instagram  #instagood 
Yaşlanma yavaşlatılıyor!
Birçok meyve ve sebzede bulunan Fisetin; sağlık ve yaşam üzerinde önemli olumlu etkilere sahip. Ancak yeni araştırmalarla ortaya çıkan bir sonuç var ki o da; yaşlanma sebebiyle oluşan vücuttaki hasarlı hücrelerin seviyesi Fisetin sayesinde dengelenebilir ve yaşam süresi uzayabilir.
#BioMedya #biyoteknoloji #yasambilimleri #yaşlılık #yaşlı #fisetin #genç #yaşam #araştırma #yaşam #turkcelldergilik
Ortaokul 8. sınıf öğrencilerimiz "Biyoteknolojinin Olumlu ve Olumsuz Yönleri" ile ilgili münazara yaptılar. #zubeydehanim #egitimkurumları #ortaokul #biyoteknoloji #münazara
Fermante gıdalar içeriğinde bulunan bazı laktik asit bakterileri, sindirim sistemi boyunca canlı kalamazlar. Ancak bu bakteriler bağırsaklardaki yararlı bakteriler için besin görevi görür, gelişimlerini ve çoğalmalarını desteklerler. Bu nedenle yoğurt, turşu gibi fermante gıdalar da prebiyotik işlevi görür. 📌Bağırsaklardaki faydalı bakterilerin artması, bağışıklığın güçlenmesi anlamına gelir. 📍Yoğurt 6. Aydan itibaren küçük porsiyonlarda bebeklere verilebilir. 📍Turşu türü gıdalar tuz içerikleri nedeni ile 1 yaş sonrasında bebeklere verilebilir. 📍Hem prebiyotik; hem probiyotik içeren kefirin bebeklere verilme zamanı ile ilgili bir çok farklı görüş var. Ancak kefir fermantasyonu sırasında bir miktar alkol oluşumu da görüldüğü ve ev ortamında yapılan kefirde bu ölçümlenemediği için ben 1 yaş sonrası verilmesi taraftarıyım.

#fermantasyon #fermante #turşu #yoğurt #biyoteknoloji #prebiyotik #bebekbeslenmesi #kefir #yoğurt #ekgıdayageçiş #ekgıda #ekgıdaönerileri
Fermante gıdalar içeriğinde bulunan bazı laktik asit bakterileri, sindirim sistemi boyunca canlı kalamazlar. Ancak bu bakteriler bağırsaklardaki yararlı bakteriler için besin görevi görür, gelişimlerini ve çoğalmalarını desteklerler. Bu nedenle yoğurt, turşu gibi fermante gıdalar da prebiyotik işlevi görür. 📌Bağırsaklardaki faydalı bakterilerin artması, bağışıklığın güçlenmesi anlamına gelir. 📍Yoğurt 6. Aydan itibaren küçük porsiyonlarda bebeklere verilebilir. 📍Turşu türü gıdalar tuz içerikleri nedeni ile 1 yaş sonrasında bebeklere verilebilir. 📍Hem prebiyotik; hem probiyotik içeren kefirin bebeklere verilme zamanı ile ilgili bir çok farklı görüş var. Ancak kefir fermantasyonu sırasında bir miktar alkol oluşumu da görüldüğü ve ev ortamında yapılan kefirde bu ölçümlenemediği için ben 1 yaş sonrası verilmesi taraftarıyım. #fermantasyon  #fermante  #turşu  #yoğurt  #biyoteknoloji  #prebiyotik  #bebekbeslenmesi  #kefir  #yoğurt  #ekgıdayageçiş  #ekgıda  #ekgıdaönerileri 
Sistem 120 kW gücü % 97 verimle aktarabiliyor yani hızlı şarj istasyonlarıyla kıyaslanabilecek kadar verimli.  Laboratuvar denemesinde iki manyetik bobin arasında 15 cm boşluk bırakılarak enerji aktarımı ile batarya paketi şarj edildi.

Daha öncesinde ORNL araştırmacıları dünyanın ilk 20kW kablosuz şarj sistemini tanıtmış ve ticari kargo kamyonları için modifiye etmişti.

Araştırmacılar belli element, devre analizleri ile eşsiz bir metodoloji geliştirilerek, sistemin ısınmasını veye güvenliğini tehlikeye atmadan , güç kaybının minimize eden bir sistem geliştirdi.

120 kW’ya ulaşmak için ORNL ekibi en son silisyum karbit teknolojisini kullanarak hafif, küçük yeni bir bobin tasarımı yaptı. Yeni sistem mimarisi sayesinde enerji şebekeden alınarak, yüksek frekanslı alternatif akıma çevriliyor ve büyük bir hava boşluğunda güç transfer edebilecek manyetik alan üretiliyor. Bir kere enerji ikinci bobine aktarıldı mı, sonra geri doğru akıma çevriliyor ve aracın bataryalarına depolanıyor.

ORNL araştırmacıları bilgisayar simülasyonları kullanarak, kablosuz enerji transferi için gerekli manyetik alanı üretecek bobin tasarladı.

Ayrıca otoyollara kurulabilecek kablosuz şarj tabakaları ile yol boyunca otomatik şarj yapılması da planlanıyor. Yüksek güç şarj ünitelerinin fiyat ve dinamik şarj ünitelerinin kompleksliği azaltılırsa, yüksek hızlarda şarj edebilen sistemler hayal olmaktan çıkacak.

Kaynak:https://www.gercekbilim.com/elektrikli-arabalar-icin-120-kw-kablosuz-sarj/

#biyoteknoloji #bilim #bilimselçalışmalar #araştırma #genetik #biotechnology #science #research #genetic
Sistem 120 kW gücü % 97 verimle aktarabiliyor yani hızlı şarj istasyonlarıyla kıyaslanabilecek kadar verimli.  Laboratuvar denemesinde iki manyetik bobin arasında 15 cm boşluk bırakılarak enerji aktarımı ile batarya paketi şarj edildi. Daha öncesinde ORNL araştırmacıları dünyanın ilk 20kW kablosuz şarj sistemini tanıtmış ve ticari kargo kamyonları için modifiye etmişti. Araştırmacılar belli element, devre analizleri ile eşsiz bir metodoloji geliştirilerek, sistemin ısınmasını veye güvenliğini tehlikeye atmadan , güç kaybının minimize eden bir sistem geliştirdi. 120 kW’ya ulaşmak için ORNL ekibi en son silisyum karbit teknolojisini kullanarak hafif, küçük yeni bir bobin tasarımı yaptı. Yeni sistem mimarisi sayesinde enerji şebekeden alınarak, yüksek frekanslı alternatif akıma çevriliyor ve büyük bir hava boşluğunda güç transfer edebilecek manyetik alan üretiliyor. Bir kere enerji ikinci bobine aktarıldı mı, sonra geri doğru akıma çevriliyor ve aracın bataryalarına depolanıyor. ORNL araştırmacıları bilgisayar simülasyonları kullanarak, kablosuz enerji transferi için gerekli manyetik alanı üretecek bobin tasarladı. Ayrıca otoyollara kurulabilecek kablosuz şarj tabakaları ile yol boyunca otomatik şarj yapılması da planlanıyor. Yüksek güç şarj ünitelerinin fiyat ve dinamik şarj ünitelerinin kompleksliği azaltılırsa, yüksek hızlarda şarj edebilen sistemler hayal olmaktan çıkacak. Kaynak:https://www.gercekbilim.com/elektrikli-arabalar-icin-120-kw-kablosuz-sarj/ #biyoteknoloji  #bilim  #bilimselçalışmalar  #araştırma  #genetik  #biotechnology  #science  #research  #genetic 
Pacem Medikal Teknolojileri Ltd.Şti.Tübitak tarafından desteklenen tekno girişim sermaye programı BİGG-1512 ile desteklenmiştir.
#pacemmed #biyomedikal #biyoteknoloji #3dprinting #anys
#biyomedikal #medikal #sağlık
#pacemmedikal #ebiltemtto #tübitak #1512 #ağızvedişsağlığı
2018 yılında Ege Üniversitesi Teknopark ’ta kurulan PACEM Medikal Teknolojileri Ltd. Şti., akademiden aldığı güçle sağlık ve medikal cihaz alanında birikimini sahaya ileterek alanında lider firmalardan olmayı kendisine hedef koyarak ilerlemektedir.
Hayatına yeni başlayan firmamız, Ar-Ge’ye önem vererek, sağlık ve biyomedikal alanında yapılan akademik çalışmaları hayata entegre etmekte, toplumun ihtiyaçlarını karşılamak için çalışmaktadır. Firmamız aktif olarak maddenin dördüncü hali plazmanın soğuk formunu kullanarak öncelikli alan olarak belirlenen ağız ve diş sağlığı ile ilgili rahatsızlıklara çözüm bulmak adına günlük hayatta kullanıma uygun tıbbi cihaz üretimi için Ar-Ge çalışmalarını sürdürmektedir. 
#pacemmed #plazma #plazmatıbbı #biyoteknoloji #teknoloji #vr #3d #biyomedikal #medikal #biosensors #biological #3dprinting #ansys
2018 yılında Ege Üniversitesi Teknopark ’ta kurulan PACEM Medikal Teknolojileri Ltd. Şti., akademiden aldığı güçle sağlık ve medikal cihaz alanında birikimini sahaya ileterek alanında lider firmalardan olmayı kendisine hedef koyarak ilerlemektedir. Hayatına yeni başlayan firmamız, Ar-Ge’ye önem vererek, sağlık ve biyomedikal alanında yapılan akademik çalışmaları hayata entegre etmekte, toplumun ihtiyaçlarını karşılamak için çalışmaktadır. Firmamız aktif olarak maddenin dördüncü hali plazmanın soğuk formunu kullanarak öncelikli alan olarak belirlenen ağız ve diş sağlığı ile ilgili rahatsızlıklara çözüm bulmak adına günlük hayatta kullanıma uygun tıbbi cihaz üretimi için Ar-Ge çalışmalarını sürdürmektedir. #pacemmed  #plazma  #plazmatıbbı  #biyoteknoloji  #teknoloji  #vr  #3d  #biyomedikal  #medikal  #biosensors  #biological  #3dprinting  #ansys 
Moleküler biyolojide, DNA replikasyonu, bir orijinal DNA molekülünden iki özdeş DNA kopyasını üretmenin biyolojik sürecidir. Bu süreç tüm canlı organizmalarda ortaya çıkar ve biyolojik mirasın temelidir. Hücre, DNA’nın çoğalmasını zorunlu kılan ayırma özelliğine sahiptir.

Sitemizi ziyaret etmeyi unutmayın...
#science #bilimlekalin #fizik #kimya #biyoloji #genetics #genetikmühendisi #gelecek #biyomühendislik #biyoteknoloji #yaşam #bilimleri
Moleküler biyolojide, DNA replikasyonu, bir orijinal DNA molekülünden iki özdeş DNA kopyasını üretmenin biyolojik sürecidir. Bu süreç tüm canlı organizmalarda ortaya çıkar ve biyolojik mirasın temelidir. Hücre, DNA’nın çoğalmasını zorunlu kılan ayırma özelliğine sahiptir. Sitemizi ziyaret etmeyi unutmayın... #science  #bilimlekalin  #fizik  #kimya  #biyoloji  #genetics  #genetikmühendisi  #gelecek  #biyomühendislik  #biyoteknoloji  #yaşam  #bilimleri 
Solucan delikleri teoride uzay-zaman içinde iki nokta arasında geçit görevi gören bir kara deliktir. Bu araştırma sayesinde solucan deliklerinin fiziği ve fiziksel karakteristiklerini daha iyi tanımlayabiliriz. Makale Physics Letters B journal dergisinde yayınlandı.

Evrenin modern konseptleri solucan deliklerinin varlığını sağlayarak, sıra dışı uzay zaman kıvrımlarına dayanır. Fizikçiler solucan deliğini evrenin uzak  bir noktasında dört boyutta gözlenebilecek bir kara delik olarak hayal ediyor.

RUDN fizikçisi ile solucan deliğinin şeklini gözlenebilir özelliklerini taban alarak hesaplayabileceklerini gösterdiler. Pratikte fizikçiler solucan deliklerinin doğrudan olmayan kızıla kayma-bir nesneden uzaklaşma rotasında kütleçekim dalgası frekansında aşağı doğru geçiş vb. özellikler gözlenebilir. Çalışmanın araştırma asistanı Roman Konoplya,  kuantum mekanik ve geometrik varsayımsal kullanarak  bir solucan deliğinin şeklinin ve kütlesinin kızıla kayma değerinden ve yüksek frekanstaki kütleçekim dalgalarından hesaplanabileceğini gösterdi.

Normalde fizikçiler, küçük bir nesnenin geometrisini alarak onun bölgesini (solucan deliğinin yaydığı frekans seti..) araştırarak, deneysel sonuçlarla veriyi karşılaştırdı. Sonrasında gözlenen verilerle, teorik olarak tahmin edilen verilerin benzer olduğuna kara verirler. Konoplyaise bu problemin zıttı bir çözümle geldi: görülebilir spektrumdaki bir cismin şeklini belirlemeye çalışmak.

Konoplya küresel simetrik Morris-Thorne solucan deliği modelini aldı. Bu model uzay zamanda iki noktayı birleştiren bir tür kara deliktir, ayrıca bu iki nokta arasında hareket olanağı sağlar. Sonrasında şişe boynu solucan deliğini tarif etmek için mevcut matematik modeli uyguladı.İlk olarak kendi dalga boyunda herhangi bir simetrik solucan deliğinin şeklini tarif ederek, karşıt problemi genel ifadeler içinde çözdü. Sonrasında kuantum mekanik yaklaşımı kullanarak, denklem oluşturdu ve solucan deliğinin geometrik şeklini hesapladı.

Kaynak:https://www.gercekbilim.com/fizikciler-solucan-deliginin-seklinin-tanimladilar/

#biyoteknoloji #bilim #bilimselçalışmalar #araştırma #genetik #biotechnology #science #research #genetic
Solucan delikleri teoride uzay-zaman içinde iki nokta arasında geçit görevi gören bir kara deliktir. Bu araştırma sayesinde solucan deliklerinin fiziği ve fiziksel karakteristiklerini daha iyi tanımlayabiliriz. Makale Physics Letters B journal dergisinde yayınlandı. Evrenin modern konseptleri solucan deliklerinin varlığını sağlayarak, sıra dışı uzay zaman kıvrımlarına dayanır. Fizikçiler solucan deliğini evrenin uzak bir noktasında dört boyutta gözlenebilecek bir kara delik olarak hayal ediyor. RUDN fizikçisi ile solucan deliğinin şeklini gözlenebilir özelliklerini taban alarak hesaplayabileceklerini gösterdiler. Pratikte fizikçiler solucan deliklerinin doğrudan olmayan kızıla kayma-bir nesneden uzaklaşma rotasında kütleçekim dalgası frekansında aşağı doğru geçiş vb. özellikler gözlenebilir. Çalışmanın araştırma asistanı Roman Konoplya, kuantum mekanik ve geometrik varsayımsal kullanarak bir solucan deliğinin şeklinin ve kütlesinin kızıla kayma değerinden ve yüksek frekanstaki kütleçekim dalgalarından hesaplanabileceğini gösterdi. Normalde fizikçiler, küçük bir nesnenin geometrisini alarak onun bölgesini (solucan deliğinin yaydığı frekans seti..) araştırarak, deneysel sonuçlarla veriyi karşılaştırdı. Sonrasında gözlenen verilerle, teorik olarak tahmin edilen verilerin benzer olduğuna kara verirler. Konoplyaise bu problemin zıttı bir çözümle geldi: görülebilir spektrumdaki bir cismin şeklini belirlemeye çalışmak. Konoplya küresel simetrik Morris-Thorne solucan deliği modelini aldı. Bu model uzay zamanda iki noktayı birleştiren bir tür kara deliktir, ayrıca bu iki nokta arasında hareket olanağı sağlar. Sonrasında şişe boynu solucan deliğini tarif etmek için mevcut matematik modeli uyguladı.İlk olarak kendi dalga boyunda herhangi bir simetrik solucan deliğinin şeklini tarif ederek, karşıt problemi genel ifadeler içinde çözdü. Sonrasında kuantum mekanik yaklaşımı kullanarak, denklem oluşturdu ve solucan deliğinin geometrik şeklini hesapladı. Kaynak:https://www.gercekbilim.com/fizikciler-solucan-deliginin-seklinin-tanimladilar/ #biyoteknoloji  #bilim  #bilimselçalışmalar  #araştırma  #genetik  #biotechnology  #science  #research  #genetic 
Doğadaki altın oran, hatasız bir sistem üzere oluşmuştur. Fersah da, dünyada, canlı ve cansız varlıklarda; ibret verici bir düzen, iltizam, insanoğlunu hayran bırakacak harikalıklar bulundurur. Dünyanın, dünya üzerinde ki canlı ve cansız varlıkların yani tüm kâinat düzeninin oluşumunda görülen altın orandır. Tabiatta bir bütünün parçaları içinde izlenen, asırlardır sanatsal tüm alanlarda uygulanmış, uyum bakımından en olumlu ve geçerli sonuçları ortaya koyduğu sanılan matematiksel bir oran bağıdır.

Tabiatta çarpıcı ve net örneklerine rastlandığı gibi; insanoğlunun bedeninde, deniz kabuklularında ve ağaç dallarında da rastlanır. Örneğin ayçiçeğinin merkezinden dışa, sağdan sola ve soldan sağa doğru tane sayıları altın oranı verir. Buna papatya çeşidini de verebiliriz. Tüm insanların kafatası tam bir oransal dengeye sahiptir. Bir ya da birden fazla saç telinin çıktığı “düğüm yeri” adı verilen bir nokta vardır ki bu noktadan çıkan saç telleri dik şekilde değil; spiral yani bir eğri oluşturarak çıkar. Bu eğrinin açısı da altın oranı verir.

Vücudun bir parçası olan kollar dirsek bölgesinden ikiye ayrılır. Bu iki bölüm ayrı ayrı altın oranı verebileceği gibi, kolun tümünün yarısı da kabul görür. Aynı şekilde parmaklar da! Üst boğumunun alt boğumuna orantısı tamamen oransaldır. Doğada ise tabanının yüksekliğine olan oranıyla Mısır piramitleri en iyi örnek olarak verilir. Üstelik en eski örneklerden birisidir. Genelde yağışlı havalarda ortaya çıkan salyangozun kabuğu; düzleme aktarıldığında oluşan dikdörtgenin boyunun enine oranı tam bir sanatsal çalışmadır.

Deniz kabuklarında bulunan eğriliğin tanjantı tespit edildiğinde de altın oranı verdiği sonucu ortaya çıkar. Tütün ve Eğrelti Otunda dahi rastlanılan bu oran, aslında en çok Mimar Sinan’la anılır. Eserlerinin çoğunda bu iltizam görülmektedir.

Doğadaki altın oran, kristal yapılarda da görülür. Kar taneleri; yakından çıplak gözle görülemeyecek kadar küçük olmasına rağmen, incelendiğinde altın oranı oranı verir. Bu taneleri meydana getiren uzunlu kısalı dallar, çeşitli uzantıların oranı hep orantısaldır.

Kaynak:Biomedya

#biyoteknoloji #bilim #araştırma #genetik #biotechnology #science #research
Doğadaki altın oran, hatasız bir sistem üzere oluşmuştur. Fersah da, dünyada, canlı ve cansız varlıklarda; ibret verici bir düzen, iltizam, insanoğlunu hayran bırakacak harikalıklar bulundurur. Dünyanın, dünya üzerinde ki canlı ve cansız varlıkların yani tüm kâinat düzeninin oluşumunda görülen altın orandır. Tabiatta bir bütünün parçaları içinde izlenen, asırlardır sanatsal tüm alanlarda uygulanmış, uyum bakımından en olumlu ve geçerli sonuçları ortaya koyduğu sanılan matematiksel bir oran bağıdır. Tabiatta çarpıcı ve net örneklerine rastlandığı gibi; insanoğlunun bedeninde, deniz kabuklularında ve ağaç dallarında da rastlanır. Örneğin ayçiçeğinin merkezinden dışa, sağdan sola ve soldan sağa doğru tane sayıları altın oranı verir. Buna papatya çeşidini de verebiliriz. Tüm insanların kafatası tam bir oransal dengeye sahiptir. Bir ya da birden fazla saç telinin çıktığı “düğüm yeri” adı verilen bir nokta vardır ki bu noktadan çıkan saç telleri dik şekilde değil; spiral yani bir eğri oluşturarak çıkar. Bu eğrinin açısı da altın oranı verir. Vücudun bir parçası olan kollar dirsek bölgesinden ikiye ayrılır. Bu iki bölüm ayrı ayrı altın oranı verebileceği gibi, kolun tümünün yarısı da kabul görür. Aynı şekilde parmaklar da! Üst boğumunun alt boğumuna orantısı tamamen oransaldır. Doğada ise tabanının yüksekliğine olan oranıyla Mısır piramitleri en iyi örnek olarak verilir. Üstelik en eski örneklerden birisidir. Genelde yağışlı havalarda ortaya çıkan salyangozun kabuğu; düzleme aktarıldığında oluşan dikdörtgenin boyunun enine oranı tam bir sanatsal çalışmadır. Deniz kabuklarında bulunan eğriliğin tanjantı tespit edildiğinde de altın oranı verdiği sonucu ortaya çıkar. Tütün ve Eğrelti Otunda dahi rastlanılan bu oran, aslında en çok Mimar Sinan’la anılır. Eserlerinin çoğunda bu iltizam görülmektedir. Doğadaki altın oran, kristal yapılarda da görülür. Kar taneleri; yakından çıplak gözle görülemeyecek kadar küçük olmasına rağmen, incelendiğinde altın oranı oranı verir. Bu taneleri meydana getiren uzunlu kısalı dallar, çeşitli uzantıların oranı hep orantısaldır. Kaynak:Biomedya #biyoteknoloji  #bilim  #araştırma  #genetik  #biotechnology  #science  #research 
Trofe, üretim konusuna yaklaşımı değiştirmek yerine endüstriyel üretimi tamamen ortadan kaldırmak istiyor.

Zirai yöntemlerle büyüttüğü mantar görünümündeki lambalardan oluşan MushLume koleksiyonu; özel olarak yapılan kalıplarla oluşuyor.

Zirai yan ürünler ile mantarın bitkisel kısımları kalıba ekleniyor ve bir süre bekletiliyor.

Bir bitki gibi büyüyen ve toprakta tamamen çözünebilen bu lamba saksılar; aynı zamanda şık görüntüsüyle de dekoratif kaygılara yanıt veriyor.

Trofe; yaklaşık 4 milyon yıldır varlığını sürdüren, doğada bulunan modelleri inceleyip taklit eden ve insanların problemlerine çözüm bulmayı amaçlayan bilim dalı “Biomimikri” ile ilgileniyor.

Bu sayede de çevreyle dost, biyolojik tasarımlı mantar lambalar üreterek dekorasyon anlayışını doğal bir boyuta taşıdığını düşünüyor.

Kaynak:ecovativedesign

#biyoteknoloji #bilim #bilimselçalışmalar #araştırma #genetik #biotechnology #science #research #genetic
Trofe, üretim konusuna yaklaşımı değiştirmek yerine endüstriyel üretimi tamamen ortadan kaldırmak istiyor. Zirai yöntemlerle büyüttüğü mantar görünümündeki lambalardan oluşan MushLume koleksiyonu; özel olarak yapılan kalıplarla oluşuyor. Zirai yan ürünler ile mantarın bitkisel kısımları kalıba ekleniyor ve bir süre bekletiliyor. Bir bitki gibi büyüyen ve toprakta tamamen çözünebilen bu lamba saksılar; aynı zamanda şık görüntüsüyle de dekoratif kaygılara yanıt veriyor. Trofe; yaklaşık 4 milyon yıldır varlığını sürdüren, doğada bulunan modelleri inceleyip taklit eden ve insanların problemlerine çözüm bulmayı amaçlayan bilim dalı “Biomimikri” ile ilgileniyor. Bu sayede de çevreyle dost, biyolojik tasarımlı mantar lambalar üreterek dekorasyon anlayışını doğal bir boyuta taşıdığını düşünüyor. Kaynak:ecovativedesign #biyoteknoloji  #bilim  #bilimselçalışmalar  #araştırma  #genetik  #biotechnology  #science  #research  #genetic 
Biyoteknoloji Sanayicileri Derneği (BİYOSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Varlıbaş, tüm dünyada ülkeler için biyoteknolojinin savunma sanayisi kadar önemli olduğunu öne sürerek, BİYOSAD’ın Türkiye’yi biyoteknolojide üst liglere çıkarmak için çok önemli çalışmalar yaptığını ve bu çalışmaların da tüm hızıyla sürdüğünü açıkladı. #biyoteknoloji SanayicileriDerneği
Biyoteknoloji Sanayicileri Derneği (BİYOSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Varlıbaş, tüm dünyada ülkeler için biyoteknolojinin savunma sanayisi kadar önemli olduğunu öne sürerek, BİYOSAD’ın Türkiye’yi biyoteknolojide üst liglere çıkarmak için çok önemli çalışmalar yaptığını ve bu çalışmaların da tüm hızıyla sürdüğünü açıkladı. #biyoteknoloji  SanayicileriDerneği
Biyoteknoloji Sanayicileri Derneği (BİYOSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Varlıbaş, tüm dünyada ülkeler için biyoteknolojinin savunma sanayisi kadar önemli olduğunu öne sürerek, BİYOSAD’ın Türkiye’yi biyoteknolojide üst liglere çıkarmak için çok önemli çalışmalar yaptığını ve bu çalışmaların da tüm hızıyla sürdüğünü açıkladı. #biyoteknoloji SanayicileriDerneği
Biyoteknoloji Sanayicileri Derneği (BİYOSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Varlıbaş, tüm dünyada ülkeler için biyoteknolojinin savunma sanayisi kadar önemli olduğunu öne sürerek, BİYOSAD’ın Türkiye’yi biyoteknolojide üst liglere çıkarmak için çok önemli çalışmalar yaptığını ve bu çalışmaların da tüm hızıyla sürdüğünü açıkladı. #biyoteknoloji  SanayicileriDerneği
Ankara merkezli olarak Dinçer Sözütok, Gökhan Tekir, İsmail Baysal ve Çağrı Mehmet Çalış tarafından kurulan yerli IoT girişimi Onlock, yeni tohum yatırımını duyurdu. Mobil cihazlar aracılığıyla kontrol edilebilen akıllı kilitler geliştiren Onlock, aldığı yatırımla birlikte ev ve ofisler için farklı IoT ürünleri geliştirmeyi hedefleyecek.

StartersHub XO 2017 programını başarıyla tamamladıktan sonra aldığı devam yatırımıyla seri üretime geçecek Onlock, TÜBİTAK’tan 150 bin TL hibe alarak yola çıkmış, StartersHub’dan ise 20 bin dolarlık bir ön tohum yatırımı almıştı. Şimdi de Onlock, StartersHub ve Viveka’dan tutarı açıklanmayan bir yatırım aldı ve değerlemesini 1,15 milyon dolara yükseltti.

Onlock kurucu ortaklarından Dinçer Sözütok,  yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Akıllı kilit teknolojisi, her türlü kapıya kolayca entegre edilebilen tak-çalıştır modeliyle küresel pazarda da önemli bir potansiyele sahip. Yerli bir IoT girişimi olarak StartersHub ve Viveka’dan aldığımız yatırımları seri üretime geçmek, ev ve ofisler için geliştirdiğimiz IoT ürün gamını genişletmek için kullanacağız.”
Kaybolan anahtarları tarihe karıştırmayı hedefleyen girişim, cep telefonu ve akıllı saatler üzerinden kapı kilitlerinin açılmasını sağlayan sistemiyle güvenliği de es geçmiyor. Çift katmanlı uçtan uca şifreleme kullanan Onlock akıllı kilit sistemi, kullanıcıya ait veriyi ve izin yetkilerini bankacılık seviyesinde güvenlik teknolojileriyle koruyor.

Onlock’un bir diğer dikkat çekici özelliği ise kolay kurulum desteği sağlaması. Mevcut kapı göbeklerinin değiştirilmeden entegre edilebileceği sistem sayesinde Onlock kurulumu hızlı şekilde gerçekleştirilebiliyor. Onlock’ın şu an itibariyle ön sipariş fiyatının ise799 TL olduğunu belirtelim.

Kaynak:https://webrazzi.com/2018/10/21/akilli-kilit-ureten-yerli-iot-girisimi-onlock-yatirim-aldi/

#biyoteknoloji #bilim #bilimselçalışmalar #araştırma #genetik #biotechnology #science #research #genetic
Ankara merkezli olarak Dinçer Sözütok, Gökhan Tekir, İsmail Baysal ve Çağrı Mehmet Çalış tarafından kurulan yerli IoT girişimi Onlock, yeni tohum yatırımını duyurdu. Mobil cihazlar aracılığıyla kontrol edilebilen akıllı kilitler geliştiren Onlock, aldığı yatırımla birlikte ev ve ofisler için farklı IoT ürünleri geliştirmeyi hedefleyecek. StartersHub XO 2017 programını başarıyla tamamladıktan sonra aldığı devam yatırımıyla seri üretime geçecek Onlock, TÜBİTAK’tan 150 bin TL hibe alarak yola çıkmış, StartersHub’dan ise 20 bin dolarlık bir ön tohum yatırımı almıştı. Şimdi de Onlock, StartersHub ve Viveka’dan tutarı açıklanmayan bir yatırım aldı ve değerlemesini 1,15 milyon dolara yükseltti. Onlock kurucu ortaklarından Dinçer Sözütok,  yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Akıllı kilit teknolojisi, her türlü kapıya kolayca entegre edilebilen tak-çalıştır modeliyle küresel pazarda da önemli bir potansiyele sahip. Yerli bir IoT girişimi olarak StartersHub ve Viveka’dan aldığımız yatırımları seri üretime geçmek, ev ve ofisler için geliştirdiğimiz IoT ürün gamını genişletmek için kullanacağız.” Kaybolan anahtarları tarihe karıştırmayı hedefleyen girişim, cep telefonu ve akıllı saatler üzerinden kapı kilitlerinin açılmasını sağlayan sistemiyle güvenliği de es geçmiyor. Çift katmanlı uçtan uca şifreleme kullanan Onlock akıllı kilit sistemi, kullanıcıya ait veriyi ve izin yetkilerini bankacılık seviyesinde güvenlik teknolojileriyle koruyor. Onlock’un bir diğer dikkat çekici özelliği ise kolay kurulum desteği sağlaması. Mevcut kapı göbeklerinin değiştirilmeden entegre edilebileceği sistem sayesinde Onlock kurulumu hızlı şekilde gerçekleştirilebiliyor. Onlock’ın şu an itibariyle ön sipariş fiyatının ise799 TL olduğunu belirtelim. Kaynak:https://webrazzi.com/2018/10/21/akilli-kilit-ureten-yerli-iot-girisimi-onlock-yatirim-aldi/ #biyoteknoloji  #bilim  #bilimselçalışmalar  #araştırma  #genetik  #biotechnology  #science  #research  #genetic 
Turuncu palyaço balığı, James Cook Üniversitesi'ndeki Mercan Kayalığı Çalışmaları Merkezi'nden, çalışmanın yürütücülerinden olan Prof. Philip Munday'e göre “genom haritalaması için ideal bir konu”. Yeni palyaço balığı genomu veritabanı, son teknoloji DNA dizileme teknolojisi kullanılarak bir araya getirildi.

Peki elde edilen harita neyi açıklıyor? Munday bunu “dünyanın en büyük yapbozu” olarak tanımlıyor. Çalışma, turuncu palyaço balıklarının, bazı proteinleri veya diğer balıkları kodlayan yaklaşık 27.000 gene sahip olduğunu söylüyor.

Resiflerin en çok bilinen balığı olan turuncu palyaço balığının genomunu haritalandırmak diğer balıklar ile ilgili de bilgi sağlayacak. Nemo’nun gen haritası sayesinde ekolojik, biyolojik ve evrimsel konularda daha fazla bilginin elde edileceğini belirten araştırmacılar, bu çalışmanın su altı canlıları için bir devrim niteliğinde olacağının altını çiziyor.

Kaynak:http://www.cleanroomnews.org/nemonun-gen-haritasi-cikarildi

#biyoteknoloji #bilim #bilimselçalışmalar #araştırma #genetik #biotechnology #science #research #genetic
Turuncu palyaço balığı, James Cook Üniversitesi'ndeki Mercan Kayalığı Çalışmaları Merkezi'nden, çalışmanın yürütücülerinden olan Prof. Philip Munday'e göre “genom haritalaması için ideal bir konu”. Yeni palyaço balığı genomu veritabanı, son teknoloji DNA dizileme teknolojisi kullanılarak bir araya getirildi. Peki elde edilen harita neyi açıklıyor? Munday bunu “dünyanın en büyük yapbozu” olarak tanımlıyor. Çalışma, turuncu palyaço balıklarının, bazı proteinleri veya diğer balıkları kodlayan yaklaşık 27.000 gene sahip olduğunu söylüyor. Resiflerin en çok bilinen balığı olan turuncu palyaço balığının genomunu haritalandırmak diğer balıklar ile ilgili de bilgi sağlayacak. Nemo’nun gen haritası sayesinde ekolojik, biyolojik ve evrimsel konularda daha fazla bilginin elde edileceğini belirten araştırmacılar, bu çalışmanın su altı canlıları için bir devrim niteliğinde olacağının altını çiziyor. Kaynak:http://www.cleanroomnews.org/nemonun-gen-haritasi-cikarildi #biyoteknoloji  #bilim  #bilimselçalışmalar  #araştırma  #genetik  #biotechnology  #science  #research  #genetic 
Burs kazanan bilim kadınları, akademik özgeçmişleri, projelerinin bilime yaptığı katkı, uygulanabilirliği, bilimsel yeniliği ve sürdürülebilirliği gibi kriterler göz önüne alınarak UNESCO Türkiye Millî Komisyonu bağımsız jürisi tarafından seçildi.

Malzeme Bilimleri kategorisinde; Bilkent Üniversitesi, Ulusal Nanoteknoloji Araştırma Merkezi’nden Dr. Serim Kayacan İlday, Konya Gıda ve Tarım Üniversitesi, Tarım ve Doğa Bilimleri Fakültesi’nden Dr. Sündüs Erbaş Çakmak ve İstanbul Medipol Üniversitesi, Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi, Biyomedikal Mühendisliği Bölümü’nden Doç. Dr. Yasemin Yüksel Durmaz, Yaşam Bilimleri kategorisinde; Koç Üniversitesi, Tıp Fakültesi’nden Dr. Ceyda Açılan Ayhan, Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Enformatik Enstitüsü Sağlık Bölümü’nden Dr. Nurcan Tunçbağ ve İstinye Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Tıbbi Biyokimya Ana Bilim Dalı’ndan Dr. Selvi Durmuş Erim 2018’in bilim kadınları olarak belirlendi.

L'Oréal Türkiye’nin kadınların bilime olan katkısına, bilimde cinsiyet eşitliğine dikkat çekmeyi ve rol modeller oluşturmayı hedefleyen programında, “Yaşam Bilimleri” ve “Malzeme Bilimleri” kategorilerinde seçilen genç ve yetenekli 6 bilim kadınının her birine, araştırmalarında kullanılmak üzere 50 Bin TL burs veriliyor.

Kaynak:http://tuba.gov.tr/tr/haberler/uyelerden-haberler/tuba-gebip-uyesi-doc.-dr.-acilana-loralunescodan-bilim-kadinlari-icin-2018-odulu

#biyoteknoloji #bilim #bilimselçalışmalar #araştırma #genetik #biotechnology #science #research #genetic
Burs kazanan bilim kadınları, akademik özgeçmişleri, projelerinin bilime yaptığı katkı, uygulanabilirliği, bilimsel yeniliği ve sürdürülebilirliği gibi kriterler göz önüne alınarak UNESCO Türkiye Millî Komisyonu bağımsız jürisi tarafından seçildi. Malzeme Bilimleri kategorisinde; Bilkent Üniversitesi, Ulusal Nanoteknoloji Araştırma Merkezi’nden Dr. Serim Kayacan İlday, Konya Gıda ve Tarım Üniversitesi, Tarım ve Doğa Bilimleri Fakültesi’nden Dr. Sündüs Erbaş Çakmak ve İstanbul Medipol Üniversitesi, Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi, Biyomedikal Mühendisliği Bölümü’nden Doç. Dr. Yasemin Yüksel Durmaz, Yaşam Bilimleri kategorisinde; Koç Üniversitesi, Tıp Fakültesi’nden Dr. Ceyda Açılan Ayhan, Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Enformatik Enstitüsü Sağlık Bölümü’nden Dr. Nurcan Tunçbağ ve İstinye Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Tıbbi Biyokimya Ana Bilim Dalı’ndan Dr. Selvi Durmuş Erim 2018’in bilim kadınları olarak belirlendi. L'Oréal Türkiye’nin kadınların bilime olan katkısına, bilimde cinsiyet eşitliğine dikkat çekmeyi ve rol modeller oluşturmayı hedefleyen programında, “Yaşam Bilimleri” ve “Malzeme Bilimleri” kategorilerinde seçilen genç ve yetenekli 6 bilim kadınının her birine, araştırmalarında kullanılmak üzere 50 Bin TL burs veriliyor. Kaynak:http://tuba.gov.tr/tr/haberler/uyelerden-haberler/tuba-gebip-uyesi-doc.-dr.-acilana-loralunescodan-bilim-kadinlari-icin-2018-odulu #biyoteknoloji  #bilim  #bilimselçalışmalar  #araştırma  #genetik  #biotechnology  #science  #research  #genetic 
DNA’larımız Eğitim Hayatımızı Etkileyebilir mi?
.
Bazen doğuştan tembel ya da doğuştan konuşkan olduğumuzu iddia ediyoruz. Peki, işi biraz daha ileriye taşıyıp doğuştan üniversiteli olabilir miyiz?

Yeni bir çalışmaya göre DNA’larımız, üniversiteye gidip gitmeyeceğimizi ve akademik başarımızı belirliyor. Bulgulara göre genetik özelliklerimiz nasıl bir eğitim alacağımızı hatta nerede eğitim alacağımızı bile etkiliyor olabilir.
#BioMedya #biyoteknoloji #yasambilimleri #DNA #eğitim #genetik #gen #turkcelldergilik
DNA’larımız Eğitim Hayatımızı Etkileyebilir mi? . Bazen doğuştan tembel ya da doğuştan konuşkan olduğumuzu iddia ediyoruz. Peki, işi biraz daha ileriye taşıyıp doğuştan üniversiteli olabilir miyiz? Yeni bir çalışmaya göre DNA’larımız, üniversiteye gidip gitmeyeceğimizi ve akademik başarımızı belirliyor. Bulgulara göre genetik özelliklerimiz nasıl bir eğitim alacağımızı hatta nerede eğitim alacağımızı bile etkiliyor olabilir. #BioMedya  #biyoteknoloji  #yasambilimleri  #DNA  #eğitim  #genetik  #gen  #turkcelldergilik 
İstanbul Aydın Üniversitesi (İAÜ) Fikri ve Sınai Mülkiyet Hakları Yönetim Birim tarafından ulusal ve uluslararası patent başvurusu yapılan ve değerleme süreçleri yürütülen ekartör, Prof. Dr. Serdar Baki Albayrak ve Doç. Dr. Ayhan Olcay tarafından geliştirildi. Beyin tümörleri ve serebrovasküler cerrahi alanlarında olmak üzere beyin cerrahisinin diğer uğraş alanlarında da kullanılabilen ekartör, İAÜ ve InnowayRG'nin verdiği lisans ile ürün sanayiye aktarılarak pazara ulaşacak.

InnowayRG Ar-Ge A.Ş., girişimci akademisyenler Prof. Dr. Albayrak, Doç. Dr. Olcay, Dr. Öğretim Üyesi Vedat Özyazgan ve Öğr. Gör. Onur Yolay tarafından sağlık teknolojileri ve biyomedikal alanda yenilikçi ürün geliştirmek amacıyla interdisipliner bir yapıda Incubation İstanbul - İAÜ Girişimcilik ve Kuluçka Merkezi’nde kuruldu ve bir yıldır faaliyet göstererek, 17 adet patent başvurusu yapıp 5 adet prototip ürettiler.

İAÜ, Teknoloji Transfer ve Proje Yönetim Ofisi (TTPYO) bünyesinde kurmuş olduğu Fikri ve Sınai Mülkiyet Hakları Yönetim Birimi ile akademisyen, öğrenci ve girişimcilere patent, faydalı model ve tasarım tescil konularında, stratejilerinde farkındalık çalışmaları yürütmelerine yardımcı olarak üniversite bünyesinde yapılan çalışmaların çıktılarının, ulusal ve uluslararası mülkiyet haklarının alınması konusunda destek oluyor. Ayrıca patent değerleme ve patentlerin sanayiye aktarımları için lisans ve devir süreçlerini de takip ediyor.

Kaynak:https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-istanbul-aydin-universitesinde-gelistirilen-ekartor-beyin-ameliyatlari-suresini-kisaltiyor-11-681-78841.html

#biyoteknoloji #bilim #bilimselçalışmalar #araştırma #genetik #biotechnology #science #research #genetic
İstanbul Aydın Üniversitesi (İAÜ) Fikri ve Sınai Mülkiyet Hakları Yönetim Birim tarafından ulusal ve uluslararası patent başvurusu yapılan ve değerleme süreçleri yürütülen ekartör, Prof. Dr. Serdar Baki Albayrak ve Doç. Dr. Ayhan Olcay tarafından geliştirildi. Beyin tümörleri ve serebrovasküler cerrahi alanlarında olmak üzere beyin cerrahisinin diğer uğraş alanlarında da kullanılabilen ekartör, İAÜ ve InnowayRG'nin verdiği lisans ile ürün sanayiye aktarılarak pazara ulaşacak. InnowayRG Ar-Ge A.Ş., girişimci akademisyenler Prof. Dr. Albayrak, Doç. Dr. Olcay, Dr. Öğretim Üyesi Vedat Özyazgan ve Öğr. Gör. Onur Yolay tarafından sağlık teknolojileri ve biyomedikal alanda yenilikçi ürün geliştirmek amacıyla interdisipliner bir yapıda Incubation İstanbul - İAÜ Girişimcilik ve Kuluçka Merkezi’nde kuruldu ve bir yıldır faaliyet göstererek, 17 adet patent başvurusu yapıp 5 adet prototip ürettiler. İAÜ, Teknoloji Transfer ve Proje Yönetim Ofisi (TTPYO) bünyesinde kurmuş olduğu Fikri ve Sınai Mülkiyet Hakları Yönetim Birimi ile akademisyen, öğrenci ve girişimcilere patent, faydalı model ve tasarım tescil konularında, stratejilerinde farkındalık çalışmaları yürütmelerine yardımcı olarak üniversite bünyesinde yapılan çalışmaların çıktılarının, ulusal ve uluslararası mülkiyet haklarının alınması konusunda destek oluyor. Ayrıca patent değerleme ve patentlerin sanayiye aktarımları için lisans ve devir süreçlerini de takip ediyor. Kaynak:https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-istanbul-aydin-universitesinde-gelistirilen-ekartor-beyin-ameliyatlari-suresini-kisaltiyor-11-681-78841.html #biyoteknoloji  #bilim  #bilimselçalışmalar  #araştırma  #genetik  #biotechnology  #science  #research  #genetic 
İki kilometrelik insansız yapı 20 milyon dolarlık bir yatırımla kar amaç güdülmeden Ocean Cleanup tarafından kuruldu. Amaç, yapının kurulduğu ilk yıl denizden 68 ton plastik çöp yakalamak.  Beş yıl içerisinde, düzinelerce tuzak daha kurarak, Büyük Pasifik Çöplüğü'nün yarısını temizleyebilmek.

Kaliforniya ve Hawaii arasındaki çöp döngüsü; 1,8 trilyon parçalanmış taş ile en az 87 bin ton plastiği içeriyor. Boom, çalışması gereken yere kurulup iki hafta boyunca pek çok testten geçecek. 24 yaşındaki Hollandalı mucit, yatırımcı ve Ocean Cleanup’ı kuran Boyan Slat’ın dediklerine göre, eğer her şey planlandığı gibi giderse Boom ekim ortalarında açık denizdeki  2253 kilometrelik çöplüğe getirilecek.

Boom bağlı olduğu gemiden ayrıldıktan sonra “U” şekline dönüştürülecek. Rüzgâr ve dalgaların sayesinde Boom, plastikler için “Pac-Man” gibi işlev görecek. Yakalanan plastikler karaya taşınacak ve geri dönüştürülecek.

Ancak deniz tahmin edilemez ve simülasyon modelleri de gelecekteki performans için bir garanti değil.

Ocean Conservancy’de başı çeken bilim insanı George Leonard, “Şöyle bir sıkıntı var; plastikleri deniz canlılarını çekmeden aynı anda çıkartamazsınız. Balıkçılık endüstrisinden de bildiğimiz gibi açık okyanusa attığınız her yapı balık çeken bir cihazdır” dedi.

Kaynak:https://www.nytimes.com/2018/09/09/science/ocean-cleanup-great-pacific-garbage-patch.html?emc=edit_nn_20180911&nl=morning-briefing&nlid=6807231920180911&te=1

#biyoteknoloji #bilim #bilimselçalışmalar #araştırma #genetik #biotechnology #science #research #genetic
İki kilometrelik insansız yapı 20 milyon dolarlık bir yatırımla kar amaç güdülmeden Ocean Cleanup tarafından kuruldu. Amaç, yapının kurulduğu ilk yıl denizden 68 ton plastik çöp yakalamak. Beş yıl içerisinde, düzinelerce tuzak daha kurarak, Büyük Pasifik Çöplüğü'nün yarısını temizleyebilmek. Kaliforniya ve Hawaii arasındaki çöp döngüsü; 1,8 trilyon parçalanmış taş ile en az 87 bin ton plastiği içeriyor. Boom, çalışması gereken yere kurulup iki hafta boyunca pek çok testten geçecek. 24 yaşındaki Hollandalı mucit, yatırımcı ve Ocean Cleanup’ı kuran Boyan Slat’ın dediklerine göre, eğer her şey planlandığı gibi giderse Boom ekim ortalarında açık denizdeki 2253 kilometrelik çöplüğe getirilecek. Boom bağlı olduğu gemiden ayrıldıktan sonra “U” şekline dönüştürülecek. Rüzgâr ve dalgaların sayesinde Boom, plastikler için “Pac-Man” gibi işlev görecek. Yakalanan plastikler karaya taşınacak ve geri dönüştürülecek. Ancak deniz tahmin edilemez ve simülasyon modelleri de gelecekteki performans için bir garanti değil. Ocean Conservancy’de başı çeken bilim insanı George Leonard, “Şöyle bir sıkıntı var; plastikleri deniz canlılarını çekmeden aynı anda çıkartamazsınız. Balıkçılık endüstrisinden de bildiğimiz gibi açık okyanusa attığınız her yapı balık çeken bir cihazdır” dedi. Kaynak:https://www.nytimes.com/2018/09/09/science/ocean-cleanup-great-pacific-garbage-patch.html?emc=edit_nn_20180911&nl=morning-briefing&nlid=6807231920180911&te=1 #biyoteknoloji  #bilim  #bilimselçalışmalar  #araştırma  #genetik  #biotechnology  #science  #research  #genetic 
Avrupa Uzay Ajansı (ESA), Japon Uzay Araştırma Ajansı (JAXA) ortaklığındaki "BepiColombo" misyonu kapsamında Ariane 5 roketinin Fransa Guyanası'ndan 20 Ekim tarihinde fırlatılacağını açıkladı.
Yaklaşık 1,6 milyar euro bütçeli misyon, hem Merkür gezegeni hakkında detaylı bilgiler edinmeyi hem de güneş sistemi hakkında dünyadan yapılan gözlemlerle elde edilemeyen verileri sağlamayı amaçlıyor.

Roketin, Merkür gezegenine 7 yıl sonra ulaşması planlanıyor.

Öte yandan, güneşe yakınlığı nedeniyle Merkür'e uzay aracı göndermenin çok zor olduğunu kaydeden uzay bilimciler, BepiColombo misyonunun en zor projelerden biri olduğuna dikkati çekiyor.

Kaynak:https://tr.sputniknews.com/bilim/201810191035746087-ab-ve-japonya-merkure-uzay-araci-gonderecek/

#biyoteknoloji #bilim #bilimselçalışmalar #araştırma #genetik #biotechnology #science #research #genetic
Avrupa Uzay Ajansı (ESA), Japon Uzay Araştırma Ajansı (JAXA) ortaklığındaki "BepiColombo" misyonu kapsamında Ariane 5 roketinin Fransa Guyanası'ndan 20 Ekim tarihinde fırlatılacağını açıkladı. Yaklaşık 1,6 milyar euro bütçeli misyon, hem Merkür gezegeni hakkında detaylı bilgiler edinmeyi hem de güneş sistemi hakkında dünyadan yapılan gözlemlerle elde edilemeyen verileri sağlamayı amaçlıyor. Roketin, Merkür gezegenine 7 yıl sonra ulaşması planlanıyor. Öte yandan, güneşe yakınlığı nedeniyle Merkür'e uzay aracı göndermenin çok zor olduğunu kaydeden uzay bilimciler, BepiColombo misyonunun en zor projelerden biri olduğuna dikkati çekiyor. Kaynak:https://tr.sputniknews.com/bilim/201810191035746087-ab-ve-japonya-merkure-uzay-araci-gonderecek/ #biyoteknoloji  #bilim  #bilimselçalışmalar  #araştırma  #genetik  #biotechnology  #science  #research  #genetic 
İzmir Uluslararası Biyotıp ve Genom Enstitüsü Araştırma Grup Lideri Doç. Dr. Can Küçük, mevcut şartlarda "agresif"  kansere dönüşme riski tahmin edilemeyen iki "öncül" hastalık üzerinde yürüttüğü  proje ile dünyada 8 bilim insanına verilen "Küresel Araştırma Ödülü"ne layık görüldü.

Overt multiple myeloma hastalığının tedavisinde umut olan proje ile  sadece kan testi yapılarak tanının daha kolay hale getirilmesi hedefleniyor.

Lenfoma üzerinde 12 yıldır çalışmalar yürüten Küçük, "kanser öncülü"  hastalık olarak bilinen iyi huylu tümörlerle ilgili proje hazırladı.

Bu tümörlerin kansere dönüşme riskini ve süresini ortaya koymayı  hedefleyen Küçük'ün projesinin beklenen hedeflere ulaşması halinde, halen tam  iyileşme sağlanamayan bu kanser türünün tedavisinde, uygun yöntemlerle ve  zamanında müdahaleyle olumlu sonuçlar alınması bekleniyor.

Küçük'ün umut verici projesi, dünyada hematoloji alanında en prestijli  kurumlar arasında gösterilen Amerikan Hematoloji Derneğince 140 bin dolar ödüllü "Küresel Araştırma Ödülü"ne layık görüldü.

Kanser öncülü hastalıkların tanısının, herhangi bir belirti göstermemeleri nedeniyle kolay olmadığını vurgulayan Küçük, "Bugün bu iki kanser  öncülü hastalığın kansere dönüşme riskini tahmin edebilmek mümkün değil. Gerçekleştireceğimiz bu 3 yıllık proje, bu riski tahmin edebilme, tedaviye  başlama zamanı ve uygun tedavinin uygulanması konusunda yol gösteri olacak." diye  konuştu. Doç. Dr. Küçük, kanser öncülü hastalıkların lenfoid kanser türlerinden "overt multiple myeloma"a dönüşmesiyle kemikte lezyon, anemi, böbrek yetmezliği gibi ciddi yan etkileri olan bir kanser türünün ortaya çıktığına dikkati çekti.

Kaynak:http://www.milliyet.com.tr/turk-bilim-insaninin-buyuk-basarisi-populerbilim-haber-2762477

#biyoteknoloji #bilim #bilimselçalışmalar #araştırma #genetik #biotechnology #science #research #genetic
İzmir Uluslararası Biyotıp ve Genom Enstitüsü Araştırma Grup Lideri Doç. Dr. Can Küçük, mevcut şartlarda "agresif"  kansere dönüşme riski tahmin edilemeyen iki "öncül" hastalık üzerinde yürüttüğü  proje ile dünyada 8 bilim insanına verilen "Küresel Araştırma Ödülü"ne layık görüldü. Overt multiple myeloma hastalığının tedavisinde umut olan proje ile  sadece kan testi yapılarak tanının daha kolay hale getirilmesi hedefleniyor. Lenfoma üzerinde 12 yıldır çalışmalar yürüten Küçük, "kanser öncülü"  hastalık olarak bilinen iyi huylu tümörlerle ilgili proje hazırladı. Bu tümörlerin kansere dönüşme riskini ve süresini ortaya koymayı  hedefleyen Küçük'ün projesinin beklenen hedeflere ulaşması halinde, halen tam  iyileşme sağlanamayan bu kanser türünün tedavisinde, uygun yöntemlerle ve  zamanında müdahaleyle olumlu sonuçlar alınması bekleniyor. Küçük'ün umut verici projesi, dünyada hematoloji alanında en prestijli  kurumlar arasında gösterilen Amerikan Hematoloji Derneğince 140 bin dolar ödüllü "Küresel Araştırma Ödülü"ne layık görüldü. Kanser öncülü hastalıkların tanısının, herhangi bir belirti göstermemeleri nedeniyle kolay olmadığını vurgulayan Küçük, "Bugün bu iki kanser  öncülü hastalığın kansere dönüşme riskini tahmin edebilmek mümkün değil. Gerçekleştireceğimiz bu 3 yıllık proje, bu riski tahmin edebilme, tedaviye  başlama zamanı ve uygun tedavinin uygulanması konusunda yol gösteri olacak." diye  konuştu. Doç. Dr. Küçük, kanser öncülü hastalıkların lenfoid kanser türlerinden "overt multiple myeloma"a dönüşmesiyle kemikte lezyon, anemi, böbrek yetmezliği gibi ciddi yan etkileri olan bir kanser türünün ortaya çıktığına dikkati çekti. Kaynak:http://www.milliyet.com.tr/turk-bilim-insaninin-buyuk-basarisi-populerbilim-haber-2762477 #biyoteknoloji  #bilim  #bilimselçalışmalar  #araştırma  #genetik  #biotechnology  #science  #research  #genetic 
#Repost @biyoteknoloji (@get_repost)
・・・
Xinhua ajansının haberine göre, ülkenin Hınan eyaletindeki Cıngcou kentinde bulunan Cıngcou Üniversitesinden bilim insanları, mobil elektronik aletlere güç sağlamak için insan hareketlerinden enerji üretebilen nanojeneratör geliştirdi.

Sık sık bataryaları biten ve şarj edilmesi gereken mobil cihazlar için enerji sorununun çözüldüğü belirtilen haberde, su geçirmez nanoliflerden üretilen mini jeneratörlerin esnek, rahat, giyilebilir ve yıkanabilir özellikte olduğu kaydedildi.

Pamuksu bir yapıya sahip olduğu belirtilen ve elbiseye yapıştırılabilen nanojeneratörlerin, insanların hareketlerinden ortaya çıkan mekanik enerjiyi elektrik enerjisine çevirdiği vurgulanan haberde, bu buluşun, kendi kendine şarj edilebilen elektronik cihazların geliştirilmesi için yeni fırsatlar sunduğuna dikkat çekildi.

Çalışma, Materials Chemistry A dergisinde yayınladı.

Kaynak:http://www.hurriyet.com.tr/amp/teknoloji/cinde-giyilebilir-ve-yikanabilir-nanojenerator-gelistirildi-40988737

#biyoteknoloji #bilim #bilimselçalışmalar #araştırma #genetik #biotechnology #science #research #genetic
#Repost  @biyoteknoloji (@get_repost) ・・・ Xinhua ajansının haberine göre, ülkenin Hınan eyaletindeki Cıngcou kentinde bulunan Cıngcou Üniversitesinden bilim insanları, mobil elektronik aletlere güç sağlamak için insan hareketlerinden enerji üretebilen nanojeneratör geliştirdi. Sık sık bataryaları biten ve şarj edilmesi gereken mobil cihazlar için enerji sorununun çözüldüğü belirtilen haberde, su geçirmez nanoliflerden üretilen mini jeneratörlerin esnek, rahat, giyilebilir ve yıkanabilir özellikte olduğu kaydedildi. Pamuksu bir yapıya sahip olduğu belirtilen ve elbiseye yapıştırılabilen nanojeneratörlerin, insanların hareketlerinden ortaya çıkan mekanik enerjiyi elektrik enerjisine çevirdiği vurgulanan haberde, bu buluşun, kendi kendine şarj edilebilen elektronik cihazların geliştirilmesi için yeni fırsatlar sunduğuna dikkat çekildi. Çalışma, Materials Chemistry A dergisinde yayınladı. Kaynak:http://www.hurriyet.com.tr/amp/teknoloji/cinde-giyilebilir-ve-yikanabilir-nanojenerator-gelistirildi-40988737 #biyoteknoloji  #bilim  #bilimselçalışmalar  #araştırma  #genetik  #biotechnology  #science  #research  #genetic 
#Repost @biyoteknoloji (@get_repost)
・・・
İlk kez bir Afrika ülkesinde genetiği değişitirilmiş bir hayvan türü doğaya bırakılacak.

Genetiği değiştirilmiş, hastalık taşımayan yaklaşık 10.000 erkek sivrisinek, bu ay Burkina Faso'daki Bana bölgesinde bulunan bir köyde doğaya salınacak.

Sıtma, hastalık taşıyan dişi sivrisineklerin insanları ısırmasıyla bulaşıyor. Burkina Faso'da geçen yıl 9.8 milyon sıtma vakası yaşandı. Bunlardan yaklaşık 4000'i ölümle sonuçlandı.

Sıtma hastalığı ayrıca Afrika'da 5 yaş altı çocuk ölümlerinin en büyük nedeni.  Genetiği değiştirilmiş sivrisineklerin doğaya bırakılmasının araştırmacılara bu böceklerin dayanıklılığı ve yayılması hakkında  ayrıca doğal sivrisineklerle nasıl etkileşim kuracaklarına dair daha fazla veri sağlaması bekleniyor.

Projenin yürütücüsü olan 'Target Malaria' konsorsiyumu, sivrisineklerin genetik mirasındaki bazı genleri yönlü seçilime uğratarak (gen sürümü yöntemi) dünyadaki sıtma hastalığı yayan sivrisineklerin sayısını büyük oranda düşürmek istiyor.

Genetiği değiştirilmiş sivrisinekler daha önce Brezilya, Avustralya  Cayman Adaları gibi diğer ülkelerde doğaya salınmıştı.

İstatisliklere göre 2016 yılında dünya genelinde çoğu Afrikalı çocuklar olmak üzere 445.000 insan sıtmadan hayatını kaybetti.

Kaynak:https://tr.sputniknews.com/bilim/201810191035743225-afrika-burkina-faso-sitma-genetigi-degistirilmis-sivrisinek-dogaya-birakilacak

#biyoteknoloji #bilim #bilimselçalışmalar #araştırma #genetik #biotechnology #science #research #genetic
#Repost  @biyoteknoloji (@get_repost) ・・・ İlk kez bir Afrika ülkesinde genetiği değişitirilmiş bir hayvan türü doğaya bırakılacak. Genetiği değiştirilmiş, hastalık taşımayan yaklaşık 10.000 erkek sivrisinek, bu ay Burkina Faso'daki Bana bölgesinde bulunan bir köyde doğaya salınacak. Sıtma, hastalık taşıyan dişi sivrisineklerin insanları ısırmasıyla bulaşıyor. Burkina Faso'da geçen yıl 9.8 milyon sıtma vakası yaşandı. Bunlardan yaklaşık 4000'i ölümle sonuçlandı. Sıtma hastalığı ayrıca Afrika'da 5 yaş altı çocuk ölümlerinin en büyük nedeni.  Genetiği değiştirilmiş sivrisineklerin doğaya bırakılmasının araştırmacılara bu böceklerin dayanıklılığı ve yayılması hakkında  ayrıca doğal sivrisineklerle nasıl etkileşim kuracaklarına dair daha fazla veri sağlaması bekleniyor. Projenin yürütücüsü olan 'Target Malaria' konsorsiyumu, sivrisineklerin genetik mirasındaki bazı genleri yönlü seçilime uğratarak (gen sürümü yöntemi) dünyadaki sıtma hastalığı yayan sivrisineklerin sayısını büyük oranda düşürmek istiyor. Genetiği değiştirilmiş sivrisinekler daha önce Brezilya, Avustralya  Cayman Adaları gibi diğer ülkelerde doğaya salınmıştı. İstatisliklere göre 2016 yılında dünya genelinde çoğu Afrikalı çocuklar olmak üzere 445.000 insan sıtmadan hayatını kaybetti. Kaynak:https://tr.sputniknews.com/bilim/201810191035743225-afrika-burkina-faso-sitma-genetigi-degistirilmis-sivrisinek-dogaya-birakilacak #biyoteknoloji  #bilim  #bilimselçalışmalar  #araştırma  #genetik  #biotechnology  #science  #research  #genetic 
İlk kez bir Afrika ülkesinde genetiği değişitirilmiş bir hayvan türü doğaya bırakılacak.

Genetiği değiştirilmiş, hastalık taşımayan yaklaşık 10.000 erkek sivrisinek, bu ay Burkina Faso'daki Bana bölgesinde bulunan bir köyde doğaya salınacak.

Sıtma, hastalık taşıyan dişi sivrisineklerin insanları ısırmasıyla bulaşıyor. Burkina Faso'da geçen yıl 9.8 milyon sıtma vakası yaşandı. Bunlardan yaklaşık 4000'i ölümle sonuçlandı.

Sıtma hastalığı ayrıca Afrika'da 5 yaş altı çocuk ölümlerinin en büyük nedeni.  Genetiği değiştirilmiş sivrisineklerin doğaya bırakılmasının araştırmacılara bu böceklerin dayanıklılığı ve yayılması hakkında  ayrıca doğal sivrisineklerle nasıl etkileşim kuracaklarına dair daha fazla veri sağlaması bekleniyor.

Projenin yürütücüsü olan 'Target Malaria' konsorsiyumu, sivrisineklerin genetik mirasındaki bazı genleri yönlü seçilime uğratarak (gen sürümü yöntemi) dünyadaki sıtma hastalığı yayan sivrisineklerin sayısını büyük oranda düşürmek istiyor.

Genetiği değiştirilmiş sivrisinekler daha önce Brezilya, Avustralya  Cayman Adaları gibi diğer ülkelerde doğaya salınmıştı.

İstatisliklere göre 2016 yılında dünya genelinde çoğu Afrikalı çocuklar olmak üzere 445.000 insan sıtmadan hayatını kaybetti.

Kaynak:https://tr.sputniknews.com/bilim/201810191035743225-afrika-burkina-faso-sitma-genetigi-degistirilmis-sivrisinek-dogaya-birakilacak

#biyoteknoloji #bilim #bilimselçalışmalar #araştırma #genetik #biotechnology #science #research #genetic
İlk kez bir Afrika ülkesinde genetiği değişitirilmiş bir hayvan türü doğaya bırakılacak. Genetiği değiştirilmiş, hastalık taşımayan yaklaşık 10.000 erkek sivrisinek, bu ay Burkina Faso'daki Bana bölgesinde bulunan bir köyde doğaya salınacak. Sıtma, hastalık taşıyan dişi sivrisineklerin insanları ısırmasıyla bulaşıyor. Burkina Faso'da geçen yıl 9.8 milyon sıtma vakası yaşandı. Bunlardan yaklaşık 4000'i ölümle sonuçlandı. Sıtma hastalığı ayrıca Afrika'da 5 yaş altı çocuk ölümlerinin en büyük nedeni.  Genetiği değiştirilmiş sivrisineklerin doğaya bırakılmasının araştırmacılara bu böceklerin dayanıklılığı ve yayılması hakkında  ayrıca doğal sivrisineklerle nasıl etkileşim kuracaklarına dair daha fazla veri sağlaması bekleniyor. Projenin yürütücüsü olan 'Target Malaria' konsorsiyumu, sivrisineklerin genetik mirasındaki bazı genleri yönlü seçilime uğratarak (gen sürümü yöntemi) dünyadaki sıtma hastalığı yayan sivrisineklerin sayısını büyük oranda düşürmek istiyor. Genetiği değiştirilmiş sivrisinekler daha önce Brezilya, Avustralya  Cayman Adaları gibi diğer ülkelerde doğaya salınmıştı. İstatisliklere göre 2016 yılında dünya genelinde çoğu Afrikalı çocuklar olmak üzere 445.000 insan sıtmadan hayatını kaybetti. Kaynak:https://tr.sputniknews.com/bilim/201810191035743225-afrika-burkina-faso-sitma-genetigi-degistirilmis-sivrisinek-dogaya-birakilacak #biyoteknoloji  #bilim  #bilimselçalışmalar  #araştırma  #genetik  #biotechnology  #science  #research  #genetic 
Asia Times gazetesinin haberine göre 'yapay Ay', gerçek Ay'ın yansıttığı güneş ışığını güçlendirecek ve bu yolla kentlerin gece saatlerinde aydınlatılmasına yardımcı olacak.

Çengdu Uzay Araştırmaları ve Mikroelektronik Teknolojileri Dairesi Başkanı Wu Çunfeng, ay ışıltısından sekiz kat daha güçlü bir aydınlatma sağlamayı hedeflediklerini söyledi.

Wu ayrıca bu teknolojiyi yıllardır test ettiklerini ve artık uygulamaya hazır hale geldiklerini de söyledi.

Yapay Ay'ın Güneş ışınlarını yansıtabilecek güneş enerjisi panellerine benzeyen kanatları olacak. Bu kanatların konumu ayarlanarak Güneş ışınları belli bir bölgeye yoğunlaştırılarak yansıtılacak.

Uzay aracının ne zaman fırlatılacağı ya da teknik özellikleri konusunda daha fazla detay henüz verilmedi.

Çengdu yetkilileri, bu yeni teknoloji sayesinde sokak aydınlatmasından tasarruf sağlamayı ve turizm gelirlerini artırmayı umduklarını belirtiyor.

Kaynak:http://www.hurriyet.com.tr/amp/teknoloji/cin-sehirlerini-yapay-ay-ile-aydinlatmayi-hedefliyor-40990743

#biyoteknoloji #bilim #bilimselçalışmalar #araştırma #genetik #biotechnology #science #research #genetic
Asia Times gazetesinin haberine göre 'yapay Ay', gerçek Ay'ın yansıttığı güneş ışığını güçlendirecek ve bu yolla kentlerin gece saatlerinde aydınlatılmasına yardımcı olacak. Çengdu Uzay Araştırmaları ve Mikroelektronik Teknolojileri Dairesi Başkanı Wu Çunfeng, ay ışıltısından sekiz kat daha güçlü bir aydınlatma sağlamayı hedeflediklerini söyledi. Wu ayrıca bu teknolojiyi yıllardır test ettiklerini ve artık uygulamaya hazır hale geldiklerini de söyledi. Yapay Ay'ın Güneş ışınlarını yansıtabilecek güneş enerjisi panellerine benzeyen kanatları olacak. Bu kanatların konumu ayarlanarak Güneş ışınları belli bir bölgeye yoğunlaştırılarak yansıtılacak. Uzay aracının ne zaman fırlatılacağı ya da teknik özellikleri konusunda daha fazla detay henüz verilmedi. Çengdu yetkilileri, bu yeni teknoloji sayesinde sokak aydınlatmasından tasarruf sağlamayı ve turizm gelirlerini artırmayı umduklarını belirtiyor. Kaynak:http://www.hurriyet.com.tr/amp/teknoloji/cin-sehirlerini-yapay-ay-ile-aydinlatmayi-hedefliyor-40990743 #biyoteknoloji  #bilim  #bilimselçalışmalar  #araştırma  #genetik  #biotechnology  #science  #research  #genetic 
Johns Hopkins Bloomberg Halk Sağlığı Okulu'ndaki araştırmacılar; kimyasal yapılar ve toksik özellikler arasındaki ilişkileri haritalamak için geliştirdikleri bilinen kimyasallardan oluşan büyük bir veri tabanı ortaya çıkardılar. Daha sonra, herhangi bir kimyasal bileşiğin toksik özelliklerini otomatik olarak tahmin etmek için haritayı kullanabileceğini gösterdiler, hem de bir hayvan testinden daha doğru bir şekilde…

Geliştirilen en gelişmiş toksisite tahmin aracı; dünya hayvan toksikoloji testinin %57'sini oluşturan dokuz ortak testte uygulandı. Hayvan testine dayalı sonuçlarından ortalama %87 oranında daha doğru veriler elde edildi. Normalde bir testin her tekrarında aynı sonucu vermesi ortalama olarak sadece %81'lik bir şansa sahip olur.

Bilgisayar tabanlı yaklaşım; hayvan testleri dışında birçok kimyasal maddeye de uygulanabilir. Maliyetleri ve etik zorlukları nedeniyle, yaklaşık 100.000 kimyasalın sadece küçük bir kısmında kapsamlı bir şekilde test denenebiliyor. Fareler, tavşanlar, domuzlar ve köpek gibi hayvanlar; dünya genelinde laboratuvarlarda yıllık milyonlarca kimyasal toksisite testine tabi tutulur.

Bu hayvan testi genellikle tüketicileri korumak için yasalarca gerekli olmasına rağmen; halkın büyük kesimi tarafından ahlaki gerekçeler nedeniyle tepkiyle karşılanıyor. Aynı zamanda test sonuçları ile ilgili yüksek maliyetler ve belirsizlikler nedeniyle ürün üreticileri ile de popüler değildir.

ABD Gıda ve İlaç İdaresi ve Çevre Koruma Ajansı, yeni yöntemle ilgili resmi değerlendirmelere başlamış olup, okuyucunun gıdalarda, uyuşturucu ve diğer kimyasalların güvenliğini değerlendirmede kullanılan hayvan testlerinin önemli bir oranının yerine geçip geçemeyeceğini test ediyor. Araştırmacılar ayrıca, büyük teknoloji şirketleri de dahil olmak üzere bazı büyük şirketlere, ürünlerinde potansiyel olarak zehirli kimyasallar olup olmadığını belirlemek için bu uygulamayı kullanmaya başlayacaklar.

Kaynak:http://www.biomedya.com/hayvan-testlerine-son-veren-algoritma

#biyoteknoloji #bilim #bilimselçalışmalar #araştırma #genetik #biotechnology #science #research #genetic
Johns Hopkins Bloomberg Halk Sağlığı Okulu'ndaki araştırmacılar; kimyasal yapılar ve toksik özellikler arasındaki ilişkileri haritalamak için geliştirdikleri bilinen kimyasallardan oluşan büyük bir veri tabanı ortaya çıkardılar. Daha sonra, herhangi bir kimyasal bileşiğin toksik özelliklerini otomatik olarak tahmin etmek için haritayı kullanabileceğini gösterdiler, hem de bir hayvan testinden daha doğru bir şekilde… Geliştirilen en gelişmiş toksisite tahmin aracı; dünya hayvan toksikoloji testinin %57'sini oluşturan dokuz ortak testte uygulandı. Hayvan testine dayalı sonuçlarından ortalama %87 oranında daha doğru veriler elde edildi. Normalde bir testin her tekrarında aynı sonucu vermesi ortalama olarak sadece %81'lik bir şansa sahip olur. Bilgisayar tabanlı yaklaşım; hayvan testleri dışında birçok kimyasal maddeye de uygulanabilir. Maliyetleri ve etik zorlukları nedeniyle, yaklaşık 100.000 kimyasalın sadece küçük bir kısmında kapsamlı bir şekilde test denenebiliyor. Fareler, tavşanlar, domuzlar ve köpek gibi hayvanlar; dünya genelinde laboratuvarlarda yıllık milyonlarca kimyasal toksisite testine tabi tutulur. Bu hayvan testi genellikle tüketicileri korumak için yasalarca gerekli olmasına rağmen; halkın büyük kesimi tarafından ahlaki gerekçeler nedeniyle tepkiyle karşılanıyor. Aynı zamanda test sonuçları ile ilgili yüksek maliyetler ve belirsizlikler nedeniyle ürün üreticileri ile de popüler değildir. ABD Gıda ve İlaç İdaresi ve Çevre Koruma Ajansı, yeni yöntemle ilgili resmi değerlendirmelere başlamış olup, okuyucunun gıdalarda, uyuşturucu ve diğer kimyasalların güvenliğini değerlendirmede kullanılan hayvan testlerinin önemli bir oranının yerine geçip geçemeyeceğini test ediyor. Araştırmacılar ayrıca, büyük teknoloji şirketleri de dahil olmak üzere bazı büyük şirketlere, ürünlerinde potansiyel olarak zehirli kimyasallar olup olmadığını belirlemek için bu uygulamayı kullanmaya başlayacaklar. Kaynak:http://www.biomedya.com/hayvan-testlerine-son-veren-algoritma #biyoteknoloji  #bilim  #bilimselçalışmalar  #araştırma  #genetik  #biotechnology  #science  #research  #genetic 
Sağlık ve beslenme, gastronomi, sürdürülebilirlik, girişimcilik, işletme alanlarında uzmanlaşma olanağı sağlayan program, zevkli ve tatminkâr bir kariyer beklentisi olanların tüm ihtiyaçlarını fazlasıyla karşılayabilecek özellikte.

Program; gıda sektöründe mühendisliğin yanı sıra, yönetim, muhasebe, pazarlama, finans gibi farklı alanlarda çalışma olanağı yakalamak isteyenler için de yeni kapılar aralıyor.

Gıda mühendisliği programı, gıda, beslenme ve diyetetik, sağlık alanlarında çalışmak için gereken bilgi ve becerileri bütüncül bir yaklaşımla kazanmak; sağlıklı, kaliteli, güvenli, ekonomik, sürdürülebilir gıda sistemlerinin oluşturulmasına katkıda bulunmak; geleneksel Türk Mutfağına özel yemek tarifleri ile lezzetten fedakârlık etmeksizin daha sağlıklı bir içerik kazandırmak gibi kariyer hedefleri bulunanların da tüm ihtiyaçlarını karşılıyor.

Aynı zamanda; toplumu ve bireyleri sağlık, beslenme, güvenli gıda ve sürdürülebilirlik konularında bilgilendirmek; insan sağlığı ve yaşam kalitelerinin yükselmesine, çevrenin korunmasına anlamlı katkıda bulunmak; gerek endüstriyel gıda üretiminde, gerek evde hazırlanan yemeklerin güvenlik ve sürdürülebilirlikten ödün vermeden, tat, kalite ve besin değerinde tutarlılığın öğrenmek isteyenlere de gerekli tüm altyapı sağlanıyor.

Yeditepe Üniversitesi’nin disiplinler üstü, pratik uygulama, problem çözümüne odaklı eğitim yaklaşımına sahip Gıda Mühendisliği Programı, birçok özelliğiyle mevcut programlardan da ayrılıyor. Programda, endüstriye yönelik sertifika programları ve farklı fakültelerde çift ana dal ve yan dal yapma olanakları bulunuyor. Ayrıca; üniversitenin en güncel teknolojilerle donatılmış laboratuvarlarında, deneyimli akademisyen ve uzmanların denetiminde bizzat yürütülecek eğitici deneylere, endüstri işbirliğiyle yürütülen bilimsel araştırma projelerine katılma imkanı da sunuluyor. Başarılı bir kariyer için gerekli olan, konusunda uzman kişilere ulaşabilmek, iş fırsatlarını yakalamanın da kapılarını aralıyor.

Kaynak:www.yeditepe.com

#biyoteknoloji #bilim #bilimselçalışmalar #araştırma #genetik #biotechnology #science #research #genetic
Sağlık ve beslenme, gastronomi, sürdürülebilirlik, girişimcilik, işletme alanlarında uzmanlaşma olanağı sağlayan program, zevkli ve tatminkâr bir kariyer beklentisi olanların tüm ihtiyaçlarını fazlasıyla karşılayabilecek özellikte. Program; gıda sektöründe mühendisliğin yanı sıra, yönetim, muhasebe, pazarlama, finans gibi farklı alanlarda çalışma olanağı yakalamak isteyenler için de yeni kapılar aralıyor. Gıda mühendisliği programı, gıda, beslenme ve diyetetik, sağlık alanlarında çalışmak için gereken bilgi ve becerileri bütüncül bir yaklaşımla kazanmak; sağlıklı, kaliteli, güvenli, ekonomik, sürdürülebilir gıda sistemlerinin oluşturulmasına katkıda bulunmak; geleneksel Türk Mutfağına özel yemek tarifleri ile lezzetten fedakârlık etmeksizin daha sağlıklı bir içerik kazandırmak gibi kariyer hedefleri bulunanların da tüm ihtiyaçlarını karşılıyor. Aynı zamanda; toplumu ve bireyleri sağlık, beslenme, güvenli gıda ve sürdürülebilirlik konularında bilgilendirmek; insan sağlığı ve yaşam kalitelerinin yükselmesine, çevrenin korunmasına anlamlı katkıda bulunmak; gerek endüstriyel gıda üretiminde, gerek evde hazırlanan yemeklerin güvenlik ve sürdürülebilirlikten ödün vermeden, tat, kalite ve besin değerinde tutarlılığın öğrenmek isteyenlere de gerekli tüm altyapı sağlanıyor. Yeditepe Üniversitesi’nin disiplinler üstü, pratik uygulama, problem çözümüne odaklı eğitim yaklaşımına sahip Gıda Mühendisliği Programı, birçok özelliğiyle mevcut programlardan da ayrılıyor. Programda, endüstriye yönelik sertifika programları ve farklı fakültelerde çift ana dal ve yan dal yapma olanakları bulunuyor. Ayrıca; üniversitenin en güncel teknolojilerle donatılmış laboratuvarlarında, deneyimli akademisyen ve uzmanların denetiminde bizzat yürütülecek eğitici deneylere, endüstri işbirliğiyle yürütülen bilimsel araştırma projelerine katılma imkanı da sunuluyor. Başarılı bir kariyer için gerekli olan, konusunda uzman kişilere ulaşabilmek, iş fırsatlarını yakalamanın da kapılarını aralıyor. Kaynak:www.yeditepe.com #biyoteknoloji  #bilim  #bilimselçalışmalar  #araştırma  #genetik  #biotechnology  #science  #research  #genetic 
Asia Times gazetesinin haberine göre 'yapay Ay', gerçek Ay'ın yansıttığı güneş ışığını güçlendirecek ve bu yolla kentlerin gece saatlerinde aydınlatılmasına yardımcı olacak.

Çengdu Uzay Araştırmaları ve Mikroelektronik Teknolojileri Dairesi Başkanı Wu Çunfeng, ay ışıltısından sekiz kat daha güçlü bir aydınlatma sağlamayı hedeflediklerini söyledi.

Wu ayrıca bu teknolojiyi yıllardır test ettiklerini ve artık uygulamaya hazır hale geldiklerini de söyledi.

Yapay Ay'ın Güneş ışınlarını yansıtabilecek güneş enerjisi panellerine benzeyen kanatları olacak. Bu kanatların konumu ayarlanarak Güneş ışınları belli bir bölgeye yoğunlaştırılarak yansıtılacak.

Uzay aracının ne zaman fırlatılacağı ya da teknik özellikleri konusunda daha fazla detay henüz verilmedi.

Çengdu yetkilileri, bu yeni teknoloji sayesinde sokak aydınlatmasından tasarruf sağlamayı ve turizm gelirlerini artırmayı umduklarını belirtiyor.

Kaynak:http://www.hurriyet.com.tr/amp/teknoloji/cin-sehirlerini-yapay-ay-ile-aydinlatmayi-hedefliyor-40990743

#biyoteknoloji #bilim #bilimselçalışmalar #araştırma #genetik #biotechnology #science #research #genetic
Asia Times gazetesinin haberine göre 'yapay Ay', gerçek Ay'ın yansıttığı güneş ışığını güçlendirecek ve bu yolla kentlerin gece saatlerinde aydınlatılmasına yardımcı olacak. Çengdu Uzay Araştırmaları ve Mikroelektronik Teknolojileri Dairesi Başkanı Wu Çunfeng, ay ışıltısından sekiz kat daha güçlü bir aydınlatma sağlamayı hedeflediklerini söyledi. Wu ayrıca bu teknolojiyi yıllardır test ettiklerini ve artık uygulamaya hazır hale geldiklerini de söyledi. Yapay Ay'ın Güneş ışınlarını yansıtabilecek güneş enerjisi panellerine benzeyen kanatları olacak. Bu kanatların konumu ayarlanarak Güneş ışınları belli bir bölgeye yoğunlaştırılarak yansıtılacak. Uzay aracının ne zaman fırlatılacağı ya da teknik özellikleri konusunda daha fazla detay henüz verilmedi. Çengdu yetkilileri, bu yeni teknoloji sayesinde sokak aydınlatmasından tasarruf sağlamayı ve turizm gelirlerini artırmayı umduklarını belirtiyor. Kaynak:http://www.hurriyet.com.tr/amp/teknoloji/cin-sehirlerini-yapay-ay-ile-aydinlatmayi-hedefliyor-40990743 #biyoteknoloji  #bilim  #bilimselçalışmalar  #araştırma  #genetik  #biotechnology  #science  #research  #genetic 
Migren İlaçsız Tedavi Edilebilecek!
.
Küçük bir inhalatör aracılığıyla vücudun kendi moleküllerinin az miktarda değiştirilmesi ile bazı migren hastalarının ilaç tedavisi azaltılabilir ya da tamamen ilaç kullanmayı bırakabilirler. Bu, bilimsel dergi Cephalalgia’da yayınlanan bir öncü çalışmada ortaya kondu.
#BioMedya #migren #tedavi #hastalık #başağrısı #biyoteknoloji #yasambilimleri
Migren İlaçsız Tedavi Edilebilecek! . Küçük bir inhalatör aracılığıyla vücudun kendi moleküllerinin az miktarda değiştirilmesi ile bazı migren hastalarının ilaç tedavisi azaltılabilir ya da tamamen ilaç kullanmayı bırakabilirler. Bu, bilimsel dergi Cephalalgia’da yayınlanan bir öncü çalışmada ortaya kondu. #BioMedya  #migren  #tedavi  #hastalık  #başağrısı  #biyoteknoloji  #yasambilimleri 
Amerikan Havacılık ve Uzay Ajansı'nda (NASA) görev yapan Türk bilim insanı Dr. Umut Yıldız, Sakarya Üniversitesi'nce düzenlenen konferansa video konferans yöntemiyle konuşmacı olarak katıldı.
Yıldız, SAÜ Kültür ve Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilen 'Kariyer ve Gelecek' konferansındaki konuşmasını, NASA'dan video konferans aracılığıyla yaptı.
NASA'ya ait Jet Propulsion Laboratory (JPL) adlı birimde derin uzay iletişimi ve astrofizik alanlarında araştırmacı olarak görev yapan Dr. Umut Yıldız, öğrencilere evren, gezegenlerin yapısı, evrende başka akıllı canlıların olup olmadığı, güneş sisteminin ve insanlığın oluşumu gibi merak edilen konularda açıklamalarda bulundu.

Konuşmasının başında NASA'daki çalışmalarını içeren bir sunum yapan Yıldız, ardından uzay çalışmaları ve Mars keşiflerinde ulaşılan son gelişmeler hakkında öğrencilere bilgi verdi. Umut Yıldız, konuşmasında Mars'a yapılması planlanan insanlı yolculuk ve Mars'a yerleşme planlarını da anlattı. Sanal da olsa Sakarya'daki öğrencilerle buluşmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Yıldız, öğrencilerle fiziki olarak da bir araya gelmek istediğini söyledi.

Kaynak:https://tr.sputniknews.com/bilim/201810181035716234-turk-bilim-insani-yildiz-ogrencilere-nasa-seslendi

#biyoteknoloji #bilim #bilimselçalışmalar #araştırma #genetik #biotechnology #science #research #genetic
Amerikan Havacılık ve Uzay Ajansı'nda (NASA) görev yapan Türk bilim insanı Dr. Umut Yıldız, Sakarya Üniversitesi'nce düzenlenen konferansa video konferans yöntemiyle konuşmacı olarak katıldı. Yıldız, SAÜ Kültür ve Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilen 'Kariyer ve Gelecek' konferansındaki konuşmasını, NASA'dan video konferans aracılığıyla yaptı. NASA'ya ait Jet Propulsion Laboratory (JPL) adlı birimde derin uzay iletişimi ve astrofizik alanlarında araştırmacı olarak görev yapan Dr. Umut Yıldız, öğrencilere evren, gezegenlerin yapısı, evrende başka akıllı canlıların olup olmadığı, güneş sisteminin ve insanlığın oluşumu gibi merak edilen konularda açıklamalarda bulundu. Konuşmasının başında NASA'daki çalışmalarını içeren bir sunum yapan Yıldız, ardından uzay çalışmaları ve Mars keşiflerinde ulaşılan son gelişmeler hakkında öğrencilere bilgi verdi. Umut Yıldız, konuşmasında Mars'a yapılması planlanan insanlı yolculuk ve Mars'a yerleşme planlarını da anlattı. Sanal da olsa Sakarya'daki öğrencilerle buluşmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Yıldız, öğrencilerle fiziki olarak da bir araya gelmek istediğini söyledi. Kaynak:https://tr.sputniknews.com/bilim/201810181035716234-turk-bilim-insani-yildiz-ogrencilere-nasa-seslendi #biyoteknoloji  #bilim  #bilimselçalışmalar  #araştırma  #genetik  #biotechnology  #science  #research  #genetic 
#Repost @biyoteknoloji (@get_repost)
・・・
ABD’deki California Üniversitesinde görev yapan araştırmacılar “lego blokları”nı andıran ve bakterileri öldüren yapay hücreler geliştirmeyi başardı. Sonuçları Ağustos ayında ACS Applied Materials and Interfaces dergisinde yayınlanan çalışmada, üretilen yapay hücrelerin, canlı hücrelerin bazı özelliklerini taklit ettiği ve laboratuvar ortamında E. coli bakterisini tespit ederek ortadan kaldırdığı belirtildi. Yapay hücreler büyümüyor veya bölünmüyor, ancak bakterileri algılayabiliyor, tepki verebiliyor ve yok edebiliyor.

Gelecekte diğer tedavilere dirençli enfeksiyonlarla mücadelede kullanılması planlanan antibakteriyel yapay hücrelerle ilgili araştırma ekibinin lideri Profesör Cheemeng Tan, “Yapay hücrelerin algılayabildiğini, tepki gösterebildiğini ve bakteriyle etkileşim içine girebildiğini, aynı zamanda bulunduğu ortama çok az bağımlılıkla bakteriyi tespit edip öldüren sistemler gibi hareket edebildiğini ortaya koyduk” dedi.

Kaynak: Clean Room News

#biyoteknoloji #bilim #bilimselçalışmalar #araştırma #genetik #biotechnology #science #research #genetic
#Repost  @biyoteknoloji (@get_repost) ・・・ ABD’deki California Üniversitesinde görev yapan araştırmacılar “lego blokları”nı andıran ve bakterileri öldüren yapay hücreler geliştirmeyi başardı. Sonuçları Ağustos ayında ACS Applied Materials and Interfaces dergisinde yayınlanan çalışmada, üretilen yapay hücrelerin, canlı hücrelerin bazı özelliklerini taklit ettiği ve laboratuvar ortamında E. coli bakterisini tespit ederek ortadan kaldırdığı belirtildi. Yapay hücreler büyümüyor veya bölünmüyor, ancak bakterileri algılayabiliyor, tepki verebiliyor ve yok edebiliyor. Gelecekte diğer tedavilere dirençli enfeksiyonlarla mücadelede kullanılması planlanan antibakteriyel yapay hücrelerle ilgili araştırma ekibinin lideri Profesör Cheemeng Tan, “Yapay hücrelerin algılayabildiğini, tepki gösterebildiğini ve bakteriyle etkileşim içine girebildiğini, aynı zamanda bulunduğu ortama çok az bağımlılıkla bakteriyi tespit edip öldüren sistemler gibi hareket edebildiğini ortaya koyduk” dedi. Kaynak: Clean Room News #biyoteknoloji  #bilim  #bilimselçalışmalar  #araştırma  #genetik  #biotechnology  #science  #research  #genetic 
#biyoloji #teknoloji #biyoteknoloji #tyt #ayt #yks2019 
Bize ne zaman gelir acaba? 😋😄
#biyoloji #biyoteknoloji #spotmini #tyt #ayt #yks2019 
Dansçı robotumuz 😄
"Biyobilim'e son 3 Hafta kaldı! 
Ana temamız Sağlıkta Endüstri 4.0 olup, Endüstri 4.0'ın sağlık, tıp, biyoteknoloji konularında etkileriyle alanındaki en iyilerinin buluşacağı ve katılımcılarımıza ışık tutacak bir etkinlik planlamaktayız.

Nobel İlaç Şirketinde Biyoteknoloji Proje ve Yeni Ürün Değerlendirme Direktörü görevini sürdürmekte olan Dr. Hasan Ersin Zeytin, Nobel'e katılmadan önce, ABD'de Ulusal Kanser Enstitüsü'nde çalışan ve yeni antikanser immünoterapi stratejileri ve gen dağıtım sistemleri tasarlayan, Nobel'de ise biyoteknolojik küçük moleküller ve ürün geliştirme faaliyetlerini koordine eden Dr. Hasan Ersin Zeytin, Türkiye'de başlatılan ilk biyobenzer olan Epoetin'in Epoetin Zeta adıyla lisans ve geliştirilmesinde etkili olmuştur.

Etkinliğimize hala kayıt yaptırmadıysanız @ytukimtek hesabında bio'daki linke tıklayıp Biyobilim 4.0'ı seçerek ücretsiz bilet alabilirsiniz.

ETKİNLİĞİMİZ ÜCRETSİZ VE SERTİFİKALIDIR." #biyobilim #biyoteknoloji #bilim #biotechnology #science
"Biyobilim'e son 3 Hafta kaldı! Ana temamız Sağlıkta Endüstri 4.0 olup, Endüstri 4.0'ın sağlık, tıp, biyoteknoloji konularında etkileriyle alanındaki en iyilerinin buluşacağı ve katılımcılarımıza ışık tutacak bir etkinlik planlamaktayız. Nobel İlaç Şirketinde Biyoteknoloji Proje ve Yeni Ürün Değerlendirme Direktörü görevini sürdürmekte olan Dr. Hasan Ersin Zeytin, Nobel'e katılmadan önce, ABD'de Ulusal Kanser Enstitüsü'nde çalışan ve yeni antikanser immünoterapi stratejileri ve gen dağıtım sistemleri tasarlayan, Nobel'de ise biyoteknolojik küçük moleküller ve ürün geliştirme faaliyetlerini koordine eden Dr. Hasan Ersin Zeytin, Türkiye'de başlatılan ilk biyobenzer olan Epoetin'in Epoetin Zeta adıyla lisans ve geliştirilmesinde etkili olmuştur. Etkinliğimize hala kayıt yaptırmadıysanız @ytukimtek hesabında bio'daki linke tıklayıp Biyobilim 4.0'ı seçerek ücretsiz bilet alabilirsiniz. ETKİNLİĞİMİZ ÜCRETSİZ VE SERTİFİKALIDIR." #biyobilim  #biyoteknoloji  #bilim  #biotechnology  #science 
Türkiye'nin güzel şehri Gaziantep'e selamlar.Umay Tüp Bebek Merkezi'de Mikroçipli tedavilerle bebek sahibi olmak isteyen ailelerimize umut olmaya devam ediyor.Yarınlarımızın umudu sağlıklı yeni nesiller için ÇİP BEBEK Detaylı bilgi için iletişim numaralarımız 0549 673 71 15 ve 0549 673 71 22 https://www.cipbebek.com #fertilechip
#bebekistiyorum #tüpbebektedavisi #aşılama #gaziantep #umaytüpbebek #fertile #fertileplus #infertilite #biyoteknoloji #kısırlıktedavisi #spermsortingchip #kadındoğum #tüpbebekdoktorlari #koek #ıvf #icsi #iui #mikroçiplitüpbebek #mikroçip #mikroçipliaşılama #çipbebekyöntemi #çipbebek
Türkiye'nin güzel şehri Gaziantep'e selamlar.Umay Tüp Bebek Merkezi'de Mikroçipli tedavilerle bebek sahibi olmak isteyen ailelerimize umut olmaya devam ediyor.Yarınlarımızın umudu sağlıklı yeni nesiller için ÇİP BEBEK Detaylı bilgi için iletişim numaralarımız 0549 673 71 15 ve 0549 673 71 22 https://www.cipbebek.com #fertilechip  #bebekistiyorum  #tüpbebektedavisi  #aşılama  #gaziantep  #umaytüpbebek  #fertile  #fertileplus  #infertilite  #biyoteknoloji  #kısırlıktedavisi  #spermsortingchip  #kadındoğum  #tüpbebekdoktorlari  #koek  #ıvf  #icsi  #iui  #mikroçiplitüpbebek  #mikroçip  #mikroçipliaşılama  #çipbebekyöntemi  #çipbebek 
Fındık kabuklarının yeni bir faydası ortaya çıktı!
.
TÜBİTAK desteğiyle yaklaşık 2 yıl boyunca laboratuvar ortamında çalışma yürüten Bilimsel ve Teknolojik Araştırmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi bünyesindeki akademisyenler, fındık atıklarının inanılmaz bir etkisini ortaya çıkardılar.
Türkiye’de yaklaşık 500 bin ton tarımsal atık olarak bulunan fındık dış kabuğu üzerindeki denemeler sonucunda, dünyadaki ticaret hacmi 2 milyar dolar olan üç kemoterapi ilacının etken maddesi elde edildi.
#BioMedya #biyoteknoloji #yasambilimleri #fındık #fındıkkabuğu #kemoterapi #araştırma #bilim
Fındık kabuklarının yeni bir faydası ortaya çıktı! . TÜBİTAK desteğiyle yaklaşık 2 yıl boyunca laboratuvar ortamında çalışma yürüten Bilimsel ve Teknolojik Araştırmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi bünyesindeki akademisyenler, fındık atıklarının inanılmaz bir etkisini ortaya çıkardılar. Türkiye’de yaklaşık 500 bin ton tarımsal atık olarak bulunan fındık dış kabuğu üzerindeki denemeler sonucunda, dünyadaki ticaret hacmi 2 milyar dolar olan üç kemoterapi ilacının etken maddesi elde edildi. #BioMedya  #biyoteknoloji  #yasambilimleri  #fındık  #fındıkkabuğu  #kemoterapi  #araştırma  #bilim 
ABD’deki California Üniversitesinde görev yapan araştırmacılar “lego blokları”nı andıran ve bakterileri öldüren yapay hücreler geliştirmeyi başardı. Sonuçları Ağustos ayında ACS Applied Materials and Interfaces dergisinde yayınlanan çalışmada, üretilen yapay hücrelerin, canlı hücrelerin bazı özelliklerini taklit ettiği ve laboratuvar ortamında E. coli bakterisini tespit ederek ortadan kaldırdığı belirtildi. Yapay hücreler büyümüyor veya bölünmüyor, ancak bakterileri algılayabiliyor, tepki verebiliyor ve yok edebiliyor.

Gelecekte diğer tedavilere dirençli enfeksiyonlarla mücadelede kullanılması planlanan antibakteriyel yapay hücrelerle ilgili araştırma ekibinin lideri Profesör Cheemeng Tan, “Yapay hücrelerin algılayabildiğini, tepki gösterebildiğini ve bakteriyle etkileşim içine girebildiğini, aynı zamanda bulunduğu ortama çok az bağımlılıkla bakteriyi tespit edip öldüren sistemler gibi hareket edebildiğini ortaya koyduk” dedi.

Kaynak: Clean Room News

#biyoteknoloji #bilim #bilimselçalışmalar #araştırma #genetik #biotechnology #science #research #genetic
ABD’deki California Üniversitesinde görev yapan araştırmacılar “lego blokları”nı andıran ve bakterileri öldüren yapay hücreler geliştirmeyi başardı. Sonuçları Ağustos ayında ACS Applied Materials and Interfaces dergisinde yayınlanan çalışmada, üretilen yapay hücrelerin, canlı hücrelerin bazı özelliklerini taklit ettiği ve laboratuvar ortamında E. coli bakterisini tespit ederek ortadan kaldırdığı belirtildi. Yapay hücreler büyümüyor veya bölünmüyor, ancak bakterileri algılayabiliyor, tepki verebiliyor ve yok edebiliyor. Gelecekte diğer tedavilere dirençli enfeksiyonlarla mücadelede kullanılması planlanan antibakteriyel yapay hücrelerle ilgili araştırma ekibinin lideri Profesör Cheemeng Tan, “Yapay hücrelerin algılayabildiğini, tepki gösterebildiğini ve bakteriyle etkileşim içine girebildiğini, aynı zamanda bulunduğu ortama çok az bağımlılıkla bakteriyi tespit edip öldüren sistemler gibi hareket edebildiğini ortaya koyduk” dedi. Kaynak: Clean Room News #biyoteknoloji  #bilim  #bilimselçalışmalar  #araştırma  #genetik  #biotechnology  #science  #research  #genetic 
İstanbul Büyükşehir belediyesi (İBB) tarafından geri dönüşüme katkı kapsamında hayata geçirilen ve yaygınlaşması umulan projeyle, pet şişe ve alüminyum içecek kutusu atan her İstanbulkart kullanıcısının kartına belirli miktar para ödenecek.

Tarifeler şu şekilde belirlendi:
— 0.33 litrelik 10 gramlık pet şişeye 2 kuruş, 0.5 litrelik pet şişeye 3 kuruş, 1 litrelik pet şişeye 6 kuruş, 1.5 litrelik pet şişeye 9 kuruş,
— 0.33 litrelik alüminyum içecek kutusuna 7 kuruş, 0.5 litrelik alüminyum içecek kutusuna ise 9 kuruş.

Buna göre tek geçiş hakkı (2.60 TL) için geri dönüşüme kazandırılmaması gerekenler şöyle:
— 130 adet 0.33 litrelik pet şişe,
— 86 adet 0.5 litrelik pet şişe,
— 43 adet 1 litrelik pet şişe,
— 28 adet 1.5 litrelik pet şişe,
— 37 adet 0.33 litrelik alüminyum kutu,
— 28 adet 0.5 litrelik alüminyum kutu.

Dolayısıyla bir defalık akbil kullanımı için en az 28 adet atığın geri dönüşüme kazandırılması gerekiyor.

Kaynak:http://www.hurriyet.com.tr/amp/teknoloji/pet-siseyle-akbil-doldurma-donemi-basladi-40988057

#biyoteknoloji #bilim @biyoteknoloji #bilimselçalışmalar #araştırma #genetik #biotechnology #science #research #genetic
İstanbul Büyükşehir belediyesi (İBB) tarafından geri dönüşüme katkı kapsamında hayata geçirilen ve yaygınlaşması umulan projeyle, pet şişe ve alüminyum içecek kutusu atan her İstanbulkart kullanıcısının kartına belirli miktar para ödenecek. Tarifeler şu şekilde belirlendi: — 0.33 litrelik 10 gramlık pet şişeye 2 kuruş, 0.5 litrelik pet şişeye 3 kuruş, 1 litrelik pet şişeye 6 kuruş, 1.5 litrelik pet şişeye 9 kuruş, — 0.33 litrelik alüminyum içecek kutusuna 7 kuruş, 0.5 litrelik alüminyum içecek kutusuna ise 9 kuruş. Buna göre tek geçiş hakkı (2.60 TL) için geri dönüşüme kazandırılmaması gerekenler şöyle: — 130 adet 0.33 litrelik pet şişe, — 86 adet 0.5 litrelik pet şişe, — 43 adet 1 litrelik pet şişe, — 28 adet 1.5 litrelik pet şişe, — 37 adet 0.33 litrelik alüminyum kutu, — 28 adet 0.5 litrelik alüminyum kutu. Dolayısıyla bir defalık akbil kullanımı için en az 28 adet atığın geri dönüşüme kazandırılması gerekiyor. Kaynak:http://www.hurriyet.com.tr/amp/teknoloji/pet-siseyle-akbil-doldurma-donemi-basladi-40988057 #biyoteknoloji  #bilim  @biyoteknoloji #bilimselçalışmalar  #araştırma  #genetik  #biotechnology  #science  #research  #genetic 
İzmir Ödemiş 3 Eylül Tıp Merkezi'nden ÇİP BEBEK Ailesi olarak herkese merhabalar.Uzm.Dr. Süleyman Fikret Ersan hocamız aşılama tedavilerinde Mikroçipi kullanarak hastalara umut olmaya devam ediyor.Yarınlarımızın umudu sağlıklı yeni nesiller için ÇİP BEBEK 👍 Detaylı bilgi için iletişim numaralarımız 0549 673 71 15 ve 0549 673 71 22 https://www.cipbebek.com #fertilechip #aşılama #iui #mikroçipliaşılama #infertilite #fertileplus #izmir #ödemiş #spermsortingchip #kadındoğum #3eylül #tüpbebekdoktorlari #tıpmerkezi #koek #biyoteknoloji #başarı #bebekistiyorum
İzmir Ödemiş 3 Eylül Tıp Merkezi'nden ÇİP BEBEK Ailesi olarak herkese merhabalar.Uzm.Dr. Süleyman Fikret Ersan hocamız aşılama tedavilerinde Mikroçipi kullanarak hastalara umut olmaya devam ediyor.Yarınlarımızın umudu sağlıklı yeni nesiller için ÇİP BEBEK 👍 Detaylı bilgi için iletişim numaralarımız 0549 673 71 15 ve 0549 673 71 22 https://www.cipbebek.com #fertilechip  #aşılama  #iui  #mikroçipliaşılama  #infertilite  #fertileplus  #izmir  #ödemiş  #spermsortingchip  #kadındoğum  #3eylül  #tüpbebekdoktorlari  #tıpmerkezi  #koek  #biyoteknoloji  #başarı  #bebekistiyorum